Türkiye’de boşanma davalarına yön verecek yeni bir karar gündeme oturdu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, sürekli iş değiştirerek aile düzenini bozduğu, maddi sorumluluklarını yerine getirmediği ve eşine karşı ilgisiz davrandığı öne sürülen bir erkeği evliliğin bitmesinde tam kusurlu buldu. Yerel mahkemenin verdiği boşanma kararının onanması, aile hukukunda uzun süre tartışılacak yeni bir dönemin kapısını araladı.
Kararın ardından özellikle sosyal medyada “Sürekli iş değiştirmek boşanma sebebi mi oldu?” sorusu gündeme taşındı. Hukukçular ise kararın yalnızca iş değiştirme meselesiyle sınırlı olmadığını, evlilikte ekonomik ve duygusal sorumlulukların artık daha güçlü değerlendirileceğini söylüyor.

“Aynı evde iki yabancı gibi yaşadılar” iddiası neden gündem oldu?
Bursa’da yaşayan bir çiftin boşanma süreciyle başlayan dava, kısa sürede Türkiye’nin konuştuğu dosyalardan biri haline geldi. Genç kadın, evliliklerinin uzun süredir yalnızca kağıt üzerinde devam ettiğini belirterek Aile Mahkemesi’nin yolunu tuttu.
Mahkemeye sunulan ifadelerde kadının anlattıkları dikkat çekti. Eşinin sürekli alkol kullandığını, hakaret ettiğini ve evin temel ihtiyaçlarını karşılamadığını öne süren kadın, en büyük problemlerden birinin ise sürekli iş değiştirilmesi olduğunu söyledi.
İddiaya göre davalı erkek düzenli bir çalışma hayatı kuramıyor, sık sık işten ayrılıyor ve bu durum aile ekonomisini ciddi şekilde sarsıyordu. Kadın, yaşadıkları ilişkiyi “aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşamak” sözleriyle özetledi.
Davalı koca ise tüm suçlamaları reddetti. Evliliklerinde ciddi bir problem olmadığını savunan erkek tarafı, boşanma talebinin haksız olduğunu ileri sürdü. Ancak yerel mahkeme, tanık ifadeleri ve dosyadaki delilleri dikkate alarak boşanmaya hükmetti.
Yargıtay neden “tam kusurlu” dedi?
Dosyanın Yargıtay’a taşınmasının ardından gözler verilecek karara çevrildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yaptığı değerlendirme ise dikkat çekici oldu.
Yüksek mahkeme kararında, evlilik birliğinin yalnızca aynı evde yaşamaktan ibaret olmadığına vurgu yapıldı. Ekonomik dayanışma, manevi destek ve ortak yaşam sorumluluğunun evliliğin temel unsurları arasında olduğu belirtildi.
Kararda, davalı erkeğin:
-
Düzenli çalışmadığı,
-
Sürekli iş değiştirdiği,
-
Eşine karşı ilgisiz davrandığı,
-
Aile sorumluluklarını ihmal ettiği,
ifadelerine yer verildi ve bu davranışların evlilik birliğini temelinden sarstığı sonucuna ulaşıldı. Yargıtay böylece yerel mahkemenin boşanma kararını hukuka uygun buldu.

Sürekli iş değiştirmek artık boşanma sebebi mi sayılacak?
Kararın ardından en çok merak edilen konu bu oldu. Uzmanlara göre burada belirleyici olan nokta yalnızca iş değiştirmek değil, bunun aile düzenine etkisi.
Bir kişinin daha iyi şartlar için iş değiştirmesi doğal kabul edilirken, sorumluluktan kaçmak amacıyla sürekli işi bırakması farklı değerlendiriliyor. Özellikle düzenli gelir elde etmeme, aile bütçesini bilinçli şekilde zora sokma ve eşini ekonomik olarak yalnız bırakma gibi durumlar mahkemelerde ağır kusur kapsamına alınabiliyor.
Bu nedenle hukukçular, Yargıtay’ın verdiği kararın “çalışmamak” değil, “evlilik yükümlülüklerini ihmal etmek” üzerinden okunması gerektiğini vurguluyor.
Ekonomik sorumsuzluk evlilikleri nasıl etkiliyor?
Uzmanlara göre ekonomik istikrarsızlık, son yıllarda boşanma davalarında en sık karşılaşılan nedenlerden biri haline geldi. Çünkü sürekli gelir problemi yaşayan çiftlerde zamanla güven duygusu zedeleniyor ve iletişim kopmaya başlıyor.
Özellikle:
-
Gelecek planı kurulamaması,
-
Maddi yükün tek eşin omzuna binmesi,
-
Sürekli borç ve geçim stresi yaşanması,
evlilik içinde ciddi kırılmalara yol açabiliyor.
Yargıtay’ın son kararı da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. Karar, aile içinde ekonomik sorumluluğun yalnızca maddi değil aynı zamanda psikolojik bir mesele olduğunun altını çiziyor.
Bu karar başka davaları da etkiler mi?
Hukuk çevrelerine göre evet. Çünkü karar, benzer dosyalarda emsal olarak gösterilebilecek önemli detaylar içeriyor.
Özellikle çekişmeli boşanma davalarında artık yalnızca fiziksel şiddet ya da aldatma değil; ekonomik düzensizlik, ilgisizlik ve manevi ihmal gibi unsurlar da daha güçlü değerlendirilecek.
Uzmanlar, bundan sonraki süreçte mahkemelerin eşlerin çalışma düzeni, ekonomik katkısı ve aile içindeki sorumluluk paylaşımına daha fazla odaklanabileceğini belirtiyor.
Bu durum, özellikle uzun süredir ekonomik sorun yaşayan çiftler açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirecek gibi görünüyor.

Evlilikte sadece sevgi yeterli mi?
Yargıtay’ın verdiği kararın ardından sosyal medyada yapılan yorumların büyük kısmı aynı noktada birleşiyor: “Evlilik yalnızca sevgiyle yürümüyor.”
Uzmanlara göre sağlıklı bir evlilik için duygusal bağlılık kadar ekonomik sorumluluk da büyük önem taşıyor. Çünkü ortak hayatın sürdürülebilmesi için çiftlerin yalnızca birbirine değil, kurdukları düzene karşı da sorumluluk taşıması gerekiyor.
Yargıtay’ın son kararı ise bu sorumluluğun artık hukuki açıdan çok daha net çizgilerle değerlendirileceğini ortaya koyuyor.





