‘Yürekten Gelen Ses’ ile hayata tutundu

‘Yürekten Gelen Ses’ ile hayata tutundu

Aydın Efeler’de yaşayan Taşkın Tuncer, kabak kemane yapımı ustalığında Türkiye’deki sayılı isimlerden biri olmasıyla göz dolduruyor.

A+A-

MURAT TAN- 2010 yılında kemik kanseri hastalığına yakalanmasının ardından hayata tutunmak için hiçbir ustadan el almadan kabak kemane yapımı işine ağırlık veren Tuncer, 9 yıllık süreçte yaptığı 300’e yakın kabak kemaneyi Türkiye’deki birçok üniversiteye ve usta sanatçılara temin etti. 

İlk olarak 2006 yılında amatör olarak başladığı kabak kemane yapımında, aradan geçen 13 yıllık süreçte ustalaşan Aydınlı kabak kemane yapımı ustası Taşkın Tuncer, iş aşkını ve şevkini kabak kemane yapımında kullanılan ortalama 0,2 milimetre kalınlığındaki büyükbaş hayvanların yürek zarından gelen yürek tınısına bağlıyor. Geçirdiği kemik kanseri hastalığı nedeniyle 2,5 yıl koltuk değneği kullanan Tuncer, ilk olarak çalıştığı otelin marangozhanesinde kabak kemane yapımı işine başladığını söylerken hastalığının ardından evinin bodrumunu da atölyeye çevirdiğini kaydetti. 2011 yılından bu yana profesyonel olarak kabak kemane yapan Tuncer, Aydınlıların kabak kemaneye ilgisinin az olduğunu, amacının kabak kemane kültürünü yaşatabilmekle birlikte yarınlara da taşıyabilmek ve bu kültürde çok iyi icracıların çok iyi sazlara sahip olmasını sağlamak olduğunu söyledi. 

“BU İŞE HOBİ OLARAK YÖNELDİM”

2006 yılında halk oyunlarından gelen kabak kemane tutkusu nedeniyle deneme yanılma yöntemiyle kabak kemane yapımına başlayan Tuncer, halen Efeler’de Yedi Eylül Mahallesi’ndeki atölyesinde kabak kemane üretimine ilk günkü aşkla devam ediyor. 2010 yılında kemik kanseri hastalığına yakalanmasının ardından Ege Üniversitesi Hastanesi’nde zor bir operasyon geçirdiğini söyleyen Tuncer, “İki buçuk yıl kadar koltuk değneği kullanmak zorunda kaldım. Şu an iyiyim ama halen daha belirli zamanlarda kontrollere gidip geliyorum. O dönemde kendimle baş başa kaldığım zamanlarda, Aşık Veysel’in ‘Ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın’ sözünden esinlenerek bir şeyler yapabilmek istedim ve sonrasında tamamen bu işe hobi olarak yöneldim. Tabi hobi olarak yapmak bir şeyleri beraberinde getirmiyor. Aynı zamanda profesyonel olmak gerekiyor. Aydın’da kabak kemane icra eden arkadaşlarımız da var. Kültür Bakanlığı sanatçısı Mehmet Akif Teke ile Aydın Büyükşehir Belediyesi Konservatuarında Atakan Türüdü, bana kabak kemane yapım yolculuğunda çok emeği olan isimlerdir. Onlar sayesinde çok iyi yol aldım” dedi. 

“KABAK KEMANE YÜREK TINISIDIR”

“Türkiye genelinde şu an çok bilindik ve aynı zamanda enstrümanlarıma da kalitesi itibariyle sevilen bir boyut kazandırdım” diyen Tuncer, “Kabak kemane tabi otantik yapısı gereği ‘kabak değil mi ya?’ diye yola çıkarak insanlara gülünç gelebilen bir özelliği var fakat kabak kemane üzerinde kullanılan yürek zarından dolayı insanların üzerinde duygusal bir tını bırakır ve kimi zaman yürek tınısıdır diye adlandırılır. Son dönemlerde popülaritesi İhsan Mendeş, Hüseyin Yalçın, Cafer Nazlıbaş ve Uğur Önür gibi sayamadığım birçok usta icracısı tarafından solo bir saz olarak kullanılarak çok daha ön plana getirilmiştir. Şu anda gerçekten gerek popüler müzikte gerek halk müziğinde birçok farklı müzik dallarında kullanılan bir enstrüman haline geldi. Bu sazın birçok özelliği var; Kabak sap birleşimi, yürek zarı, kullanılan burgu materyalleri, sazın tınısal doygunluğu bunların hepsi ve birbiriyle olan kombinasyonu aslında sazın kalitesini belirleyen etkenlerdir.  Kabak kemane yapımı tecrübe ve bir müzik duyumu gerektiriyor. Bunu da sağlamak için bir miktarda olsa müzik kulağı gerekiyor yani o tınıların birbiriyle organizasyonunu duymanız şart. Ben 2010 senesinden önce peyderpey çok sevdiğim için bu sazı yapmaya çalıştığımda imalat ve üretimini çok doğru yapamamıştım çünkü doğru kriterleri bilmiyordum” dedi.
 
“KABAK ENSTRÜMAN OLUNCA DUYGU SELİNE DÖNÜYOR”

Türkiye’de kabak kemanenin yapımı konusunda iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar usta olduğunu belirten Tuncer, “Eski anılarda anlatılır, tezlerde okuduğumdan biliyorum kabak kemaneyi çalan kendi sazını da kendi yapar diye bir anlatım var.  Eskiden ustalar o kadar az sayıdaymış ki kabak kemane çalan insan kendi sazını yapmak zorunda kalıyormuş. Bu duyum benim kabak kemanede daha iyi neler yapabileceğimle ilgili teşvik etti.  Yine rahatsızlığımdan sonra güzel bir şeyler üretebilmek amacı doğrultusuna kabak kemane yapımına yoğunlaştım. Sonrasında bu saz üzerinde hakimiyet kurdum ve işimi çok severek yapıyorum. Şöyle örnek vereyim; Sıradan bir ağaç alıyorsunuz, bu ağacı işliyorsunuz. Bu ağacın adı susaktır, bir diğer ismi ölü yıkamak için kullanılır derler, bebekler doğduğu zaman da kullanılır denir. Bu kabak tamamen budur ama bu kabak sonrasında kendisini enstrüman haline getirdiğimiz zaman bir duygu seline bırakıyor. Bu tamamen benim bu sazdan aldığım en güzel etkilerden bir tanesi. Yani düşünsenize yaptığınız bir saz TRT ekranında televizyonda usta bir icracı tarafından kullanılıyor ve kendi alanında virtüöz olmuş insanlar tarafından kullanılıyor. Bu gerçekten çok güzel bir şey. Severek yaptığım için bu yüzden de bu iş beni yormuyor” diye konuştu.  

“KENDİ KABAĞIMIZI ÜRETİYORUZ”

Kabak kemaneyi herhangi bir müzik enstrümanları satan bir dükkanda bulmanın çok zor olduğunu söyleyen Tuncer, “Bulduğunuz sazlarda genelde hediyelik olarak yapılan kemanelerdir. Bu saza daha güzel bir ifade katmak, daha çalınabilir bir hale getirmek ve sevilebilmesi için çok çaba harcıyorum. Bu da bana büyük keyif ve mutluluk veren bir ayrıntı. Severek yapmazsanız yani sadece ticari boyutunu düşünürseniz yapmış olmak için yapmış olursunuz. Bence enstrüman yapımında yani açıkçası sanatsal bir uğraşta para tamamen ikinci planda oluyor. Zaten enstrümanı yaparken bütün duygunuzu aktarmak zorundasınız, yoksa güzel bir saz da olmuyor. Ana materyali kabak olduğu için kabak temini de kısmen zor oluyor. Her kabak bizim için doğru formda değil. Kabağa baktığınızda su kabağı ama yapısı ve doğruluk payı, kestiğimizdeki ağız çapı ve yüksekliği kabak kemane yapımındaki doğru kalite ve sesi belirleyen etkenlerden bir tanesidir. Bu saz yapımında ölçü diye geçiyor. Kabak kemane sonuç olarak her kabaktan yapılmıyor. Her kabaktan yapılmadığı için de bu kabakları her zaman bulamıyoruz. Ben Türkiye’nin birçok yerinden kabak temin ediyorum. Özel olarak bu kabağı üretenler var. Aynı zamanda biz de kendimiz İzmir eski Foça’da Bağarası köyünde kayınpederim Haktan Gürel yardımıyla su kabağı üretiyoruz” dedi. 

“BU KÜLTÜRÜ YAŞATMAK BAYRAK YARIŞIDIR”    

 Bu yıl ürettikleri bin tane kabağın içerisinden kabak kemane yapımı için sadece 80 tane kabak çıktığına dikkati çeken Tuncer, “Bu bizim için kabak bulmanın da ne kadar zor olduğunu da gösteren unsurlardan bir tanesidir. Bunun yanı sıra birlikte çalıştığım ve sürekli alışveriş yaptığım diğer kabak üreticileri de var. İzmir Menderes ve Tire ilçeleriyle birlikte Afyon, Mersin, Adana ve Alanya’dan da kabak temin ediyoruz. Her gelen kabak da kabak kemane olmuyor. İlk kabak kemaneyi 2006 yılında yapmıştım ve o yıldan bu yana yaklaşık 300’e yakın kabak kemane yaptım. Bu size belki garip gelecek ama bir ustam yok. 2006’da ilk bu işe heves ettiğimde bölge olarak baktığımızda bu işi yapan ve bana ustalık yapabilecek biriyle tanışmamıştım. Tamamen üniversite tezlerini okuyarak değişik yayın organlarında çıkan bilgilerden feyz alarak ve aynı zamanda deneme yanılma yöntemiyle şu an ki yaptığım kabak kemanenin doğrusal formunu kazandım. Kendi yaptığım sazdaki bütün tepkimeleri biliyorum ve bu benim için artı bir yön. Tabi ki ustam olmasını isterdim ve bir başkasını bu anlamda yetiştirebilmek de isterdim fakat çok da ilgi duyanı görmedim. Günümüzde ne yazık ki tamamen maddiyata dayalı bir yaşam mantığı oluştuğu için bu işle ilgili çırak olmaya hevesli hiç kimseyi de görmedim ancak bu kültürü yaşatmak benim için bir bayrak yarışıdır” dedi.

“KABAK KEMANEYİ TAMAMLAYAN YÜREK ZARIDIR”

“İlerleyen zamanda tabi ki benimle beraber bu işe gönül verecek olan birisine tecrübelerimi aktarmak isterim” diyen Tuncer, “Enstrüman yapımında gönül vermek çok önemlidir. Daha önce de dediğim gibi kabak kemaneden çıkan ses bir yürek tınısıdır ve kabak kemanenin yapımında en önemli materyallerden birisi de dananın ya da büyükbaş hayvanın yürek zarıdır. Yer yer tavşan, oğlak derisi gibi beraberinde birçok büyükbaş hayvanın bağırsağından kullanılmış deriler de vardır.  Kabak kemanede enstrümandan ses alabilmek için ses tahtası yerine yürek zarı kullanılıyor. Bu anlamda da kabak kemaneyi tanımlayan ve tamamlayan da aslında yürek zarıdır. Yürek zarını bulmak da haliyle kolay olmuyor. Bu nedenle değişik mezbahalara ve kesimhanelere gidip oradaki yaşı büyümüş olan hayvanları tek tek bekliyorum. O hayvanları sıraya koyuyorlar, sırası geldiği zaman kasapla görüşüp yaşı büyük hayvanın yürek zarını istiyorum. Kimisi tabi yürek zarını ne yapacağımı sorup değişiklik fikirler veriyor, bunun yanında büyü yapacağımı düşünenler de oluyor. Oysa bu o zarı yürek tınısıyla efsunlu hale getiriyoruz. Bunu onlara anlatmak zor çünkü kabak kemaneyi bilmiyorlar” diye konuştu. 

“KABAK KEMANEYİ POPÜLER HALE GETİREMEMİŞİZ”

İç Batı ve Kıyı Ege’nin aslında bu enstrümanın asıl yeri olmasına rağmen Ege Bölgesi’nde çok iyi bilinmediğini vurgulayan Tuncer, “Aydın’da yaşayan insanlar kabak kemaneyi ilk gördüklerinde, ‘Ne kadar güzelmiş, bu nedir?’ diye soruyor. Kabak kemaneyi hayatı boyunca hiç görmemiş olanlar, nasıl çalındığını hiç bilmeyenler de var. Ne yazık ki kabak kemaneyi, bir bağlama gibi yani Batı’dan aldığımız bir keman ya da gitar gibi çok popüler hale getirememişiz ama sesi yürek zarından ötürü yürek tınısıdır diye ifade edilir. Tabi yapım esnasında parçaların birleşim süreci var. Sadece mezbahadan yürek zarını temin etmek yetmiyor. Yürek zarının yağlarından temizlenme aşaması var. Yine kokmaması için tuzlanması ve sonrasında kurutmak için gerilmesi gibi aşamalar da söz konusu. Kabağın doğru bir forma kavuşturulup sapla birleştirildikten sonra yürek zarının gerilmesi ve gerilme miktarı gibi detaylar var. Bunların hepsi kabak kemane yapımındaki kriterler ve birbirini takip eden süreçlerdir. Bunları doğru yapabilmek için hep deneme yanılma yöntemine girmek durumunda kaldım” dedi.

“YAPIMINDAKİ AĞAÇLAR YURTDIŞINDA GELİYOR”

“Kabak kemanenin kabağındaki püf noktası çok kuru olmasıdır” diyen Tuncer, “Sonbahar mevsimi halihazırda kabağı bulmakta en çok zorlandığımız zamanı kapsıyor. Böyle zamanlarda Aydın’daki aktarlara başvuruyorum. Kabakları alırken tek tek mezurayla ölçü alıyoruz. Efeler Ilıcabaşı’nda topraktan hediyeler yapanlara da kabak geliyor. Ben bulunabilecek her yere gidiyorum ve doğru kabağı bulmak için uğraşıyorum. Kullandığımız ağaçlar da özel ağaç olmak zorunda. Bir çam ağacından enstrüman yapamıyoruz. Aydın’da da çam ağacı bol miktarda ve ağaç yelpazesi kısıtlı. Örneğin bir kabak kemanede maun ağacı, klavyesinde de abanoz ağacını kullanıyoruz ve bu iki ağaçta yurtdışından gelen ithal ağaçlardır. Kabak kemaneye görsel zevke göre sedef işleme de yapabiliyoruz. 14 yıllık süreçte bugüne kadar beni en çok mutlu eden şey TRT Müzik kanalında halk müziği programını açtığımda Umut Salman’ın benim yaptığım kabak kemaneyi çalmasıydı. Kabak kemaneyi ilk kez duyduğum ve tanıdığım kişi Ege Üniversitesi Türk Halk Müziği Ana Sanat Dalı Öğretim Görevlisi Doktor Özgür Çelik’tir. Kendisinin babası da kabak kemane yapımı ustasıdır ama sağ olsun şu anda benim yaptığım bir kabak kemaneyi de kullanıyor. Bu da benim için ayrı bir onurdur” dedi. 

“BİRÇOK ÜNİVERSİTEYE KABAK KEMANE GÖNDERDİM”

Ege Üniversitesi’nde görevli öğretim görevlisi Aycan Özdemir’in kabak kemanedeki yolculuğunda kendisi için çok kıymetli bir hoca olduğunun altını çizen Tuncer, “Türkiye’nin değişik yerlerine gidiyorum. Gaziantep, Van, Trakya ve Ankara’daki bir çok üniversitelerde benim yaptığım kabak kemaneler kullanılıyor. Bunun sebebinin benim yaptığım işe saygı göstermem olduğunu düşünüyorum. İşimi severek yapıyorum, sevmediğim ve içime sinmeyen bir kabak kemaneyi alıcıya gönderemiyorum. Yaptığım enstrümanı önce kendim beğenmeliyim ve içime sinmeli. Bu da bana bu konuda artı kazandıran yönlendir diye düşünüyorum. İyi bir kabak kemane isteyen insanlar muhakkak Taşkın Tuncer ismini duyuyorlar ve bana bir şekilde ulaşıyorlar. Aydın’da kabak kemaneye karşı ilgi ne yazık ki yok denecek kadar az. Aslında çok değerli hocalarımız var ama Aydın’daki müzik mağazaların kabak kemaneyi göremiyoruz. Bunun sebebi de kabak kemaneye ilginin az olmasıyla birlikte çalım stilinin de zor olmasından kaynaklanıyor diyebilirim. Kabak kemane perdesiz bir sazdır. Aydın’da kabak kemaneye yönelik çalışmalar yapılsa elbette çok güzel olur. Bu işte önde gelen isimler, icra edenler bununla ilgili konserler ve sazı tanıtan değişik etkinlikler yapıp belediyelerin de bu sürece katkı sağlamaları lazım” diye konuştu. 

“BU İŞİN MUTFAĞINDA OLMAKTAN MUTLUYUM” 

Süreç dahilinde değişik kabak kemanelerin formunu inceleyip kendisine özgü bir form oluşturmayı prensip haline getirdiğini belirten Tuncer, “İcra eden ustalar bu konuda uğraşımı da takdir ediyorlar. Kabak kemane yapımında bir ustam olmamasıyla beraber Aydın ve hatta Türkiye’de çok iyi bilinen bağlama yapımcısı Hasan Bakan’dan öğrendiğim bir çok konu var. Hasan Bakan, kullanılan ağacın nasıl olması gerektiğinden hangi ağacın nasıl tepki verdiğine kadar geniş bilgi ve donanıma sahip. Dolayısıyla O’nun hakkını ödeyemem. Çalgı yapımı aşamasında iyi gelen eleştiriler mutluluk, kötü gelen eleştirilerse motivasyon düşüklüğüne sebep olur. Hasan Bakan bu tür eleştiriler karşısında nasıl dayanmam gerektiği konusunda bana çok iyi şekilde bir rehber oldu ve bu anlamda da bize ustalık etmiştir. Türkiye’de sonuç olarak baktığımızda kabak kemane yapan kişi sayısı da çok azdır. İki elin on parmağını sayabileceğim kadar az kişi var. Ben de o az sayıdaki kişiden biri olarak anılmaktan ve Aydın’da bir Aydınlı olarak da bunu yapmaktan ötürü ayrıca çok büyük mutluluk hissediyorum. Kısmen çok iyi bir icracı değilim ama kendi yaptığı sazı çalabilecek kadar yeterliliğe sahip olduğumu düşünüyorum. Bana düşen bu kültürü yansıtabilmek, taşıyabilmek ve bu kültürde çok iyi icracıların çok iyi sazlara sahip olmasını sağlamaktır. Ben bu işin mutfağındayım ve mutfağında olmaktan da mutluyum” dedi.

yurekten-gelen-ses-ile-hayata-tutundu-143279-2d68f1d5eac8adb632fe5f6ed5473688.jpgyurekten-gelen-ses-ile-hayata-tutundu-143279-7ddcb18139333ab4d85185c6a3adbab7.jpgyurekten-gelen-ses-ile-hayata-tutundu-143279-611ec0b4684008fb63ccff1ac74439c6.jpgyurekten-gelen-ses-ile-hayata-tutundu-143279-9411d44c7ddbc0b24fdd609fea2e187e.jpg

yurekten-gelen-ses-ile-hayata-tutundu-143279-87634b5e08dde877549ad485e7483962.jpgyurekten-gelen-ses-ile-hayata-tutundu-143279-bd0d95e11f3d5f681c953d403ff1b178.jpg

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.