Aydın’ın Efeler ilçesine bağlı Hasanefendi-Ramazanpaşa Mahallesi’nde yer alan Ayakkabıcılar Çarşı'nda, eşinin işlettiği kahvehanede yıllardır emek veren Bediha Yavuz’un hikayesi, tesadüflerin ve zorunlulukların nasıl bir yaşam yoluna dönüştüğünü gözler önüne serdi. Eşinin şehir dışına çıkmasıyla ilk kez adım attığı dükkanda sorumluluğu üstlenen Yavuz, aradan geçen 18 yılda hem ailesine destek oldu hem de mahallede kadınların iş hayatına katılımına öncülük etti. Zorunlulukla başlayıp azim ve kararlılıkla örnek bir başarıya imza atan Yavuz, hayat şartlarının zorlaşması ve yaşının ilerlemesi nedeniyle ilerleyen dönemde işi bırakmayı düşündüklerini belirterek Aydın Hedef Gazetesi’nin sorularını cevapladı.

Zor Gunlerin Karari Yillarin Emegine Donustu Goz Kulak Olacagi Dukkandan 18 Yildir Ayrilmadi Esine Destegiyle Mahallenin Simgesi Oldu 650149 Ecc5804F63F21Bd32838636Fbb1Cbf3C

Eşiniz kıraathane işine nasıl başladı?

Ben Aydınlıyım, 55 Yaşımdayım ve bu işi yaklaşık 18 yıldır eşimle birlikte yapıyorum. Eşim ise bu işletmeyi 30 yıldır sürdürüyor. Ancak biz evlendiğimizde eşim kahvecilik yapmıyordu; o zamanlar bir otelde çalışıyordu. Daha sonra o işi bırakıp kendi işini kurmayı tercih etti. Ben başlarda bu fikre pek sıcak bakmıyordum, “Neden kahvecilik yapıyoruz, başka bir iş yapalım” diyordum. Evde sıkıldığımı söylüyordum ama yine de bu işe alışmam zaman aldı. Bir gün eşimin amcası vefat etti. Eşim cenaze için Sivas’a gitti. Gitmeden önce bana, dükkanda çalışanların parayla ilgili sıkıntılar çıkardığını bildiği için “Sen de dükkana göz kulak ol, karşı komşuda otur ama ilgilen” dedi. Ben o zamana kadar dükkanın içine bile girmemiştim. Evimiz de zaten iki sokak yukarıdaydı.

Zor Gunlerin Karari Yillarin Emegine Donustu Goz Kulak Olacagi Dukkandan 18 Yildir Ayrilmadi Esine Destegiyle Mahallenin Simgesi Oldu 650149 80026Bc32E685A18A98B0C83C3F92E8E

Siz eşinizin işletmesinde çalışmaya nasıl başladınız?

O gün karşıdaki yorgancıda oturuyordum. Öğle saatlerinde bazı memurlar dükkana gelmiş. Memurlar gittikten sonra çocuklar gelip bana bir miktar para getirdi. İçeride çalışan kişi ise biraz sonra “Ben gidiyorum” dedi. Nedenini sorduğumda, “Öğlenki parayı ben almadım” dedi. Açıkçası çok şaşırdım. Küçük bir miktar para için böyle davranmasına anlam veremedim ve o anki şaşkınlıkla “Git” dedim. Adam gerçekten çekip gitti. O an ne yapacağımı bilemedim. Daha önce hiç böyle bir iş yapmamıştım. Ama mecburen dükkana girdim. İçeriye baktığımda her yerin çok düzensiz ve kirli olduğunu gördüm; bardaklar, tabaklar, demlikler derken hepsini tek tek yıkayıp temizledim. O sırada tüpün de bittiğini fark ettim. Üzerimde para yoktu, karşıdaki muhasebeciden 10 lira borç alıp tüpü değiştirdim. Sonra çayı demledim ve servis etmeye başladım.

Zor Gunlerin Karari Yillarin Emegine Donustu Goz Kulak Olacagi Dukkandan 18 Yildir Ayrilmadi Esine Destegiyle Mahallenin Simgesi Oldu 650149 2A91Dfe72Aeec413A0D1F943E54323C9

Müşterilerin tepkisi ve geri dönüşü nasıl oldu?

Müşteriler çayı içtikten sonra şaşırarak, “Yenge, aynı çayı mı kullanıyorsun? Aynı demlikte mi demledin?” diye sormaya başladılar. Meğer temizlik ve düzen fark yaratmış. O gün müşterilerden çok güzel geri dönüşler aldım. Hatta bazıları, “Ölüm sevinilmez ama iyi ki bu olay olmuş da sen başlamışsın” dedi. O gün kazandığım parayla da aldığım borcu ödedim. Ertesi gün dükkandan ayrılan çalışan tekrar geldi. Ben de ona, beni zor durumda bırakıp gittiğini söyleyerek yeniden çalışmasına izin vermedim. Birkaç gün daha geldi, ama ben kararlıydım. O süreçte eşimin daha önce çalışanlarla ilgili yaşadığı sıkıntıları da düşününce, artık işi kendimizin yapmasının daha doğru olacağına karar verdim.

Zor Gunlerin Karari Yillarin Emegine Donustu Goz Kulak Olacagi Dukkandan 18 Yildir Ayrilmadi Esine Destegiyle Mahallenin Simgesi Oldu 650149 F305C70074F2D83C4E520A00E5Cbb398

Müşterilerin yaklaşımı zamanla değişti mi?

Eşim üç gün sonra döndü. Ben de telefonda yaşananları anlatmıştım zaten. Geldiğinde işi bırakmadım, birlikte devam ettik. Zamanla müşteriler de alıştı ve “Yenge yapsın” diyerek beni tercih etmeye başladılar. Böylece bu işe adım attım ve o günden sonra da bırakmadım. Biz o dönem ev aldık ve ondan sonra, “Yanımızda eleman çalıştırırsak bize bir şey kalmaz” diye düşündük ve eşimle birlikte işi tamamen kendimiz yapmaya karar verdik. Zamanla hem esnaf hem de müşteriler bana alıştı. “Yenge kahveyi sen yap”, “Yenge çayı sen demle, senin çayın daha güzel oluyor” demeye başladılar. Böylece işe iyice adapte oldum. Kendi iş yerinde müşteriye birebir hizmet verince işin hem düzeni hem de kalitesi farklı oluyor. Daha temiz, daha özenli bir ortam oluşuyor.

Zor Gunlerin Karari Yillarin Emegine Donustu Goz Kulak Olacagi Dukkandan 18 Yildir Ayrilmadi Esine Destegiyle Mahallenin Simgesi Oldu 650149 Aa79064F898B4543717Ff6Ff5C49Edf3

Eşiniz geldikten sonra neden çalışmaya devam ettiniz?

Bu işe başlamam tamamen ani bir karardı. Çevremdeki insanlar da ilk başta çok şaşırdı. Kızım bile “Anne ne yapıyorsun, neden oradasın?” diye sordu. Açıkçası ilk zamanlar benim de zoruma gitti, üzüldüm. Ama o sırada ev almıştık ve ciddi bir maddi yükün altına girmiştik. Üstüne eşimin emekli maaşıyla kredi çektik. O dönem eşimin maaşı tamamen krediye gidiyordu. Çocuğumuz okul okuyordu, evin masrafı vardı. Dükkanın da ayrı giderleri vardı: kira, elektrik, su, ürünler derken bir de eleman çalıştırmak ciddi bir yük olacaktı. Ben evde otursam yine para ihtiyacı olacaktı. Bu yüzden mecburen eşimle birlikte çalışmaya başladık. 18 yıldır da bu şekilde devam ediyoruz. Eşim her zaman şunu söyler: “Eğer sen benimle birlikte devam etmeseydin, tek başıma bu işi sürdüremezdim, kapatırdım.” Gerçekten de bu iş tek başına yürütülecek bir iş değil.

Kadın olarak kıraathanede çalışmanızı yadırgayanlar oldu mu?

Ben daha önce hiç çalışmamıştım, ev hanımıydım. Bu işe başladığımda çevrede kadın olarak çalışan neredeyse kimse yoktu. İlk başta zorlandım belki yadırgayanlar bile oldu ama zamanla alıştım. Hatta benim başlamamdan sonra çevredeki esnaflar da eşleriyle çalışmaya başladı. Yani bir nevi örnek olduk ve tabuları yıktık diyebilirim. Mahallemizde çok güzel bir dayanışma vardı. Komşularım beni hiç yalnız bırakmadı. Yıllardır burada olduğumuz için herkes birbirini tanır. Burası mahalle arası esnaf kahvesi gibi; daha çok tanıdık müşteriler gelir. Bu da benim işe alışmamı kolaylaştırdı.

İşin içine girdikten sonra öğrenip şaşırdığınız şeyler oldu mu?

Eskiden işler daha yoğundu. Özellikle öğle saatlerinde çok kalabalık olurdu. Aynı anda 30-35 kişiye hizmet verdiğimiz olurdu. Çoğu zaman ben tek başıma hem masalara bakar hem çay demleyip servis yapardım. Kahve yapımında kendi bildiğim gibi, evde nasıl yapıyorsam öyle yapmaya başladım. Sonradan bazı yerlerde köpük için farklı yöntemler kullanıldığını duydum ama ben bunu hiç tercih etmedim. Müşterilerin “Senin kahven daha güzel” demesinin sebebinin de bu olduğunu düşünüyorum.

İşletmede düzenlemeler yaptınız mı? Kadın elinin değdiği belli oldu mu?

Çay konusunda da bazı eksikler vardı. İlk başladığımda kullanılan sistemler hem verimsiz hem de sağlıksızdı. Daha sonra bunu değiştirdik, daha güvenli ve düzenli bir sistem kurduk. Dükkanda genel bir düzenleme de yaptım. Bardakları, tabakları, kaşıkları yeniledim, temizlik ve düzeni ön plana aldım. Masa örtülerini değiştirdik. Müşteriler de “Kadının eli değen yer belli oluyor” diyerek bunu dile getirdi. İlk zamanlar insanlar şaşırdı ama kısa sürede alıştılar. Hatta benim gelmemle birlikte ortam da değişti. İnsanlar daha dikkatli konuşmaya başladı. Benden önce küfrediyorlarmış rahatlıkla ve buradaki dairelerde yaşayanlar ve özellikle kadınlar balkonda otururken rahatsız oluyormuş. Ben geldikten sonra küfretmeyi bıraktılar, komşular bana teşekkür etti.

İşin sizi yıprattığı ve zorladığı zamanlar oldu mu?

Bu işe başladığımda zaman zaman zorlandım, hatta ilk başlarda çok üzüldüm. Ama mecburdum. Ya bu işi yapacaktım ya da eşim başkalarıyla çalışmaya devam edecek ve sürekli sorun yaşayacaktı. Zaten çalışanlarla ilgili sıkıntılar hep oluyordu; düzgün çalışmıyorlar, parayla ilgili problemler çıkıyordu. Ayrıca ev almıştık, kredi ödüyorduk. Eşimin maaşı tamamen krediye gidiyordu. Bu şartlarda bir de eleman çalıştırmak mümkün değildi. Bu yüzden eşime destek olmak için kendimi zorladım. Birlikte çalışınca kazandığımız para doğrudan evimize, çocuğumuzun eğitimine ve dükkanın ihtiyaçlarına gitti. Eğer yanımızda bir eleman olsaydı bunların hiçbirini bu şekilde karşılayamazdık.

Hiç pişman oldunuz mu?

Aslında o maddi zorunluluklar olmasaydı, belki de ben hiç başlamayacaktım. Zaten yıllarca dükkana adım bile atmamıştım. Evimiz iki sokak yukarıdaydı ama 12 yıl boyunca buranın kapısından içeri girmemiştim. Hayat şartları beni buraya getirdi. Ama bugün dönüp baktığımda iyi ki başlamışım diyorum. Şimdi şartlar değişti maliyetler arttı, kazanç düştü. Artık işi bırakmayı yavaş yavaş düşünüyoruz. Ama insan alıştığı bir şeyi hemen bırakamıyor. Bir süre daha devam edip sonra bırakmayı planlıyoruz. Eskiden bu sokaklar tamamen esnaf doluydu. Şimdi ise esnaf sayısı çok azaldı, işler de buna bağlı olarak düştü.

Bırakmayı düşünüyor musunuz?

Eşim bana geçmişte çalışanlarla yaşadığı sıkıntıları anlatırdı. Fazla yazılan hesaplar, eksik kalan paralar. Bu yüzden biz her zaman çok dikkatli olduk. Asla kimsenin hakkını yemedik. Bugün geldiğimiz noktada; artan maliyetler, düşen kazanç ve yaşımızın ilerlemesi nedeniyle bırakmayı düşünüyoruz. Oğlumuz da artık meslek sahibi oldu ve “Artık bırakın” diyor. Burası Aydın’ın Efeler ilçesinde, Ayakkabıcılar Yaya Yolu olarak bilinen, Ramazanpaşa Mahallesi içinde yer alan bir esnaf sokağı. Biz de burada yıllardır emeğimizle çalıştık. Şimdi ise yavaş yavaş dinlenme zamanının yaklaştığını düşünüyoruz.

Muhabir: Müzeyyen Damla Gümüş