Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından düzenlenen 2026-YKS maratonu, yarın yapılacak Temel Yeterlilik Testi (TYT) ile başlayacak. Yaklaşık 2,5 milyon adayın katılacağı sınavın ikinci oturumu Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve üçüncü oturumu Yabancı Dil Testi (YDT) ise pazar günü gerçekleştirilecek. Türkiye genelindeki 81 ilde 254 sınav merkezinde yapılacak sınavın 10.15'te yapılacak birinci oturumu TYT'ye 2 milyon 425 bin 628 aday başvurdu. Sabancı Üniversite’sine yerleşen Kadir Akcan ve hiçbir dershaneye gitmeden Koç Üniversitesi’ne yerleşen Kübra Mecu Aydın Hedef Gazetesi’ne konuştu.
Başarılarıyla Dikkat Çektiler
2025 YKS sonuçlarına göre Söke Yavuz Selim Anadolu Lisesi mezunu Kadir Akcan, sözel puan türünde Türkiye 33’üncüsü, eşit ağırlık puan türünde ise Türkiye 167’ncisi olmuştu. Aynı okulun birincisi olan Kübra Mecu ise hiçbir dershaneye gitmeden ve özel ders almadan sayısal alanda Türkiye 555’inciliği elde etmiş, eşit ağırlıkta Türkiye 644’üncüsü, TYT puan türünde ise Türkiye 1.355’incisi olarak önemli bir başarıya imza atmıştı. Yarınki YKS’ye girecek adaylara ortak mesaj veren iki başarılı öğrenci, düzenli çalışma kadar sınav kaygısını yönetmenin ve sınava hayatın tek dönüm noktası olarak bakmamanın başarıya giden yolda önemli rol oynadığını belirtti.

“Sakin Kalmamı Sağlayan Önemli Etkenlerden Biriydi”
Çok fazla heyecanlanmadığını belirten Akcan, “Geçen yıl YKS’de Türkiye 33’üncüsü ve Aydın birincisi oldum. Sınava hazırlanan öğrencilere verebileceğim en önemli tavsiye, yeterli çalışmayı yaptıktan sonra gerisini fazla dert etmemeleri olur. Ben sınavdan önce de, sınavdan bir gün önce de çok heyecanlanmadım. Bunun en önemli nedeni, elimden gelen çalışmayı yaptığıma ve sınava hazır olduğuma inanmamdı. İnsan, gerekli emeği verdiğini düşündüğünde sınav anında daha rahat olabiliyor. Bence öğrencilerin sınavı hayatlarının tek belirleyicisi olarak görmemesi gerekiyor. Elbette herkes istediği sonucu almak ister ancak bir sınavın beklenildiği gibi geçmemesi hayatın sona erdiği anlamına gelmez. Hayat her koşulda devam ediyor ve insanların önünde her zaman farklı seçenekler, yeni fırsatlar bulunuyor. Bu düşünce sınav sürecinde daha sakin kalmamı sağlayan önemli etkenlerden biriydi” dedi.
Heyecanlı Anlarda Ne Yapılabilir?
Sınav esnasında heyecanı kontrol etmek için yaptığı bir taktikten bahseden Akcan, “Sınav sırasında zaman zaman odak kaybı yaşamak da oldukça normal. Benim de yaşadığım oldu. Böyle anlarda yaklaşık 30 saniye ile 1 dakika arasında kısa bir mola verip kafamı toplamaya çalışıyordum. Birkaç derin nefes aldıktan sonra yeniden sorulara dönmek, odağı toparlamak açısından faydalı olabiliyor. Üniversitedeki arkadaşlarım arasında da benzer yöntemi kullananlar vardı. Şu anda Sabancı Üniversitesi’nde eğitim görüyorum. Üniversitenin eğitim sistemi gereği öğrenciler bölümlerini ikinci sınıfta seçiyor. Bu nedenle henüz resmî olarak kayıtlı olduğum bir bölüm bulunmuyor. Ben ekonomi bölümünü ana dal olarak seçmeyi, bunun yanında uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi alanında çift ana dal yapmayı planlıyorum” ifadelerine yer verdi.
“Olmasa da Olur Denilmesi Çok Önemli”
Sınav öncesinde özel olarak yaptığı ekstra bir şey olmadığını belirten Mecu, “Açıkçası tüm yıl boyunca nasıl çalıştıysam o şekilde devam ettim. Sonuçta öğrencilik döneminde stres yaşamak çok normal ve ben bunun doğal bir süreç olduğunu biliyordum. Bu süreçte rehber öğretmenimin bana önemli bir katkısı oldu. Ailemin, öğretmenlerimin ve benim kendimden beklentim yüksekti. Sınava iki üç hafta kala rehber öğretmenim bana, “Potansiyelin var, ne yaptığını görüyoruz ama her şey sınav anındaki durumuna bağlı. Olur da potansiyelini tam olarak ortaya koyamazsan bile güzel bir yolda ilerleyeceğine inanıyorum ve her durumda senin arkandayım” demişti. Birinin bana “Olmasa da olur” demesi gerçekten çok önemliydi. O zaman fark ettim ki sınavın hayatın sonu olmadığını kabul ettiğinizde üzerinizdeki baskı azalıyor ve potansiyelinizi daha rahat ortaya koyabiliyorsunuz” diye konuştu.

“Çevredeki İnsanların Desteği Çok Fark Ediyor”
Sınava hangi düşüncelerle girdiğini aktaran Mecu, “Çevremde denemelerde çok başarılı olmasına rağmen sınav heyecanı nedeniyle beklediğinin altında sonuç alan arkadaşlarım oldu. Yakın bir arkadaşımın netleri benimkine çok yakındı ancak sınav performansı beklenen seviyenin altında kaldı. Ben ise bir yıl boyunca çalıştığımı ve elimden geleni yaptığımı düşünerek, “Ne kadar emek verdiysem karşılığını da o kadar alacağım” düşüncesiyle sınava girdim. Elbette heyecan vardı ama genel olarak rahattım. Ailenin ve çevrenin bu süreçte büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. İnsan, çevresinin beklentilerini düşündükçe kaygılanabiliyor. Bu yüzden öğrencilerin çevresindeki insanların daha destekleyici olması gerektiğine inanıyorum” ifadelerine yer verdi.

“Elinizde Fırsat Varken Mevcut Sınava Odaklanın”
Beslenme ve uyku konusunda olağan dışı bir şey yapmadığını dile getiren Mecu, “YKS’ye birkaç ay kala uyku düzenimi oturtmaya başladım ve sınav sabahı da her zamanki kahvaltımı yaptım. Bence belirleyici olan şey kişinin ne kadar çalıştığı ve stresini ne kadar iyi yönettiği. Bir de sıkça duyduğum “Olmazsa seneye tekrar girerim” düşüncesi var. Açıkçası bunu sınav öncesinde benimsemeyi doğru bulmuyorum. Elinizde bir fırsat varken enerjinizi bir sonraki yıla değil, mevcut sınava yönlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Mezuna kalma ya da tekrar sınava girme konusu sınavdan sonra değerlendirilmeli. Ben hazırlık sürecimi büyük ölçüde kendi planlamamla yürüttüm. Şu anda Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nde eğitimime devam ediyorum” dedi.




