Aydın Hedef Gazetesi'nden Kevser Dayan'ın haberine göre; 6 Şubat 2023'te saat 04.17'de merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi olan ve toplam 11 ili etkileyen 7,7 büyüklüğünde meydana gelen depremde Adıyaman’da annesiyle birlikte mucize eseri kurtularak Aydın’a abisinin yanına gelen Abdurrahman Semih Ekici, Aydın Hedef Gazetesi’ne yaşadıklarını ve kayıplarını anlattı. Adıyaman Merkez Yeşilyurt Mahallesi’nde yaşayan Ekici, deprem gecesi annesiyle birlikte tesadüfen dayısının evinde misafir olduklarını belirterek, kendi yaşadıkları binanın yerle bir olduğunu aktardı. Apartmanda 50 kişiden yalnızca iki kişinin sağ çıktığını belirten Ekici, “Dayım o gece kalmamız için ısrar etti. Dedemle anneannem evimize döndü. Bizim apartmanımız yıkıldı, anneannem ve dedem vefat etti. O gece eve gitseydik büyük ihtimalle şu an hayatta olmayacaktık” dedi.
Enkaz alanında günlerce çalıştıklarını belirten Ekici, enkaz alanlarında hem büyük bir dayanışmaya hem de insanlık dışı manzaralara tanık olduklarını aktardı. Depremin yıldönümünde yapılan paylaşımlara da değinen Ekici, özellikle travma tetikleyici içeriklerden kaçınılması gerektiğini vurguladı:

“HER ŞEYİ HATIRLIYORSUNUZ, ACISI KALIYOR”

O gece nasıl kurtulduklarından söz eden Ekici, “Deprem olduğunda ben Adıyaman Merkez’de Yeşilyurt Mahallesi’ndeydim. Annem, anneannem ve dedemle yaşıyordum. O gece tesadüfen dayımlarda misafirlikteydik ve kalmamız için ısrar ettiler. Benle annem kaldık ancak dedemle anneannem eve gittiler. Depremde dayımların apartmanı yıkılmadı ancak o muhitin yüzde 70'i yıkık, yüzde 10-15 civarı hasarlı yüzde 5'lik bir kısmı ancak sağlam bir şekilde duruyordu. Bizim yaşadığımız bina yıkılmış ve anneannemle dedem vefat etmişti. Biz o gece dayımlarda kalmasaydık ya da dayımların ısrarına karşılık kayıtsız kalarak eve gitseydik yüksek ihtimalle şu an hayatta olmayabilirdik. Depremden sonra eve gittiğimizde dedem ve anneannemin naaşlarını çıkardık. O görüntüler hala aynı şekilde hafızamda canlı şekilde duruyor. Böyle bir yıkım ve travma yaşayan birinin bunları unutması imkansız. Sadece zaman akıp geçiyor, aslında her şeyi hatırlıyorsunuz ve acısı da kalıyor” ifadelerine yer verdi.

6 Şubat’ta annesiyle birlikte mucize eseri kurtuldu: Aydın’a gelen depremzede yaşadıklarını Hedef’e anlattı

“DÜŞÜNMEYE FIRSATINIZ OLMUYOR”

Filmlerin ve dizilerin gerçeği yansıtmadığını dile getiren Ekici, “Deprem olduğunda can havliyle kendimizi dışarı atmayı başarabildik. Çoğu insan bunu yapamadı maalesef. Yaklaşık 6-7 kişiydik ve hemen araçlara binerek bölgeden uzaklaştık. Öyle bir anda durup sakince insanların ruh hali nasıldır iyiler mi diye bakmıyorsunuz. Onu düşünmeye fırsatınız olmuyor. Öyle bir kriz anında bunları düşünemezsiniz zaten. Sadece kendinizi ve yakınlarınızı bir an önce kurtarmaya çalışıyorsunuz. Filmler gerçeği yansıtmıyor. Orada gösterilenler kriz anında çalışmıyor maalesef. Otur, güvenli alana geç tarzındaki hiçbir şey aklınızın ucundan dahi geçmiyor. Tek yapabileceğiniz şey öncesinden önlem alarak sağlam ve güvenli bir binada oturmak. Toplum olarak bilincinde değiliz ancak deprem çantasının da önemi var. En azından kurtulmayı başarabilenler için işe yarayabilecek bir unsur” dedi.

“ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR”

Deprem travmasının atlatılamayacağını belirten Ekici, “Biz anneannemiz, dedemiz ve ikinci üçüncü dereceden kuzenlerimizi, arkadaşlarımızı kaybettik ancak durumu bizden kötü olanlar da vardı. Mesela 28 kişilik bir ailenin bulunduğu apartmandaki herkes vefat etti. Aynı şekilde birinci dereceden tüm yakınlarını kaybeden ancak kendisi tek sağ kurtulan kişiler de vardı. Ağır şekilde yaralanarak kalıcı şekilde sakat kalanlar, evlatlarını, annelerini, babalarını ve eşlerini kaybeden binlerce insan. Hepsi çok acı durumlar gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyor. Görevde olan gardiyan bir abimizin evi yıkılmış ve eşiyle çocuklarını kaybetti. Hepsini kendi elleriyle aldı götürdü ve gömdü, bu travmayı nasıl atlatsın?” diye konuştu.

6 Şubat’ta annesiyle birlikte mucize eseri kurtuldu: Aydın’a gelen depremzede yaşadıklarını Hedef’e anlattı

"ÖMÜR BOYU UNUTMAM MÜMKÜN DEĞİL"

Enkaz alanında karşılaştığı kötü olayları aktaran Ekici, “Depremden sonra üçüncü gün uçak seferleri başladı. Ailedeki kadınları Aydın’a abimin evine gönderdik. Abim Adıyaman’a geldi zaten hemen aynı gün çıktı yola. Ailenin erkekleri olarak yaklaşık on bir gün enkazda çalıştık. Çok büyük çaplı bir deprem olduğu için koordine edilmesi de zordu. Merkez üssü Kahramanmaraş olduğu için oraya daha fazla ekip gönderildi sanırım ilk günler. Biz cesetlerimizi torbalarla toprağa verdik. Orada gördüklerimi ömür boyu unutmam mümkün değil. Vefat edenlerin evlerini yağmalayanlar oldu, cesetlerin üzerindeki ziynet eşyaları çalanlar oldu. Marketlerdeki gıdanın yağmalanmasını bir şekilde anlıyorum acil ihtiyaçtır ancak çamaşır makinesi ve televizyon alanlar oldu. İyi insan kadar kötüsünü de gördük. Urfa’nın Siverek ilçesinde sivil bir vatandaş kepçesini almış Hatay'a gidiyormuş. Adıyaman'dan geçerken oranın çok kötü olduğunu görüp durmuş. Geldi mesela 11 gün çalıştı yardım etti Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.

Savaş’tan Aydın’a ‘Kültür Yolu Festivali’ müjdesi
Savaş’tan Aydın’a ‘Kültür Yolu Festivali’ müjdesi
İçeriği Görüntüle

“ANNESİ, BABASI VE KARDEŞİ YANINDA VEFAT ETTİ”

Deprem zamanı 9 yaşında olan bir akrabasının yanında tüm ailesini kaybettiğinden söz eden Ekici, “Depremden ancak 12 gün sonra eve girebildik, o ara eşyalarımızı aldık. Binalara girmek tehlikeliydi, zaten o ara eşyalar umurunuzda dahi olmuyor. 6 Şubat'ta saat 13.30 civarlarında bir büyük deprem daha oldu. Bir doktor arkadaşımız vardı, öğrenci. Annesiyle birlikte eşya almak amacıyla eve girmişler, o ara olan sarsıntıda bina yıkıldı ve vefat ettiler. İki kuzenimiz de evli ve küçük çocukları vardı 2 tane. Depremde çelik kapı üzerlerine düşmüş tam çıkarken. Küçük bebek anneyle babanın arasında kalmış ve üçü vefat etmiş. Orada bulunan 9 yaşındaki çocuk 4 gün anneyle babasının elini tutarak enkazda bekledi. Ulaştık konuştuk ve bir süre sonra ‘abi annemle babam cevap vermiyor, kardeşim benimle oynamıyor’ diye anlatmaya başladı. Şu an 11 yaşında mesela o çocuğun psikolojisi nasıl düzelecek? Gerçekten bu çok büyük bir yıkım. Yüzünde ciddi yaralar oluştu, böbreğinde sorun meydana geldi ve tedavi görüyor” dedi.

Aydın’a gelen depremzede yaşadıklarını Hedef’e anlattı

“FIRSATA ÇEVİREN EV SAHİPLERİ OLDU”

Kira fiyatlarının artması konusuna değinen Ekici, “Aslında o süreçte kira fiyatları zaten artıyordu ancak bazı emlakçılar bu durumu kullandı tabi. Kurunun yanında yaş yansın istemem, iyi niyetli olan ve yardım edenler de vardı. Depremden sonra diğer şehirlere birden onlarca insan gidince kiralık daire kalmadı. Fırsata çeviren ev sahipleri oldu ancak ayrıca fazla destek olan bir sürü insan da doldu bize. Ciddi anlamda, Aydın'da, ev kirasında yardımcı olan, diğer eşyaların alınmasına da destek olan bir sürü insan var. Biz buraya 5 tane ev açtık geldiğimizde. Benim ailemden 30'dan fazla kişi geldi. Bunların çoğu geri döndü. Ben, annem, kuzenim kaldık. Abim zaten burada yaşıyordu biz o nedenle kalmayı tercih ettik. Bir süre sonra kendimize ailecek bir dükkan açtık ve hep birlikte birbirimize destek olarak manevi anlamda ayakta kalmaya çalıştık” diye konuştu.

“ANNEM HALA ÇOK ETKİLENİYOR”

Farklı şehre gelinse dahi travmanın etkisinin devam ettiğini ve deprem olacakmış hissiyle yaşandığını dile dile getiren Ekici, “Aydın’a geldik, artık deprem bölgesinden uzağız diye bir rahatlama duygusu gibi bir şey yok. Özellikle ilk aylar farklı bir şehre gelmiş olsak dahi her an deprem olacakmış hissiyle uykusuzluk ve anksiyete tarzında sorunlar yaşıyorduk hepimiz. Bu depremi yaşayan her insanda meydana gelen bir durum zaten. Düşünün aradan onca zaman geçti ancak annem hala etkileniyor. Geçtiğimiz aylarda Aydın’da bir sarsıntı meydana geldi mesela annem ciddi anlamda çok fazla etkilendi. Zaten Aydın’da deprem bölgesi olarak geçiyor. Burada bulunan birçok yapı yıkılmaya müsait. Biz ev ararken özellikle sağlam olmasına ve alt yapısına çok dikkat ettik. Bu olaydan sonra Aydın’da yaşayan abim de evini değiştirerek taşındı” ifadelerine yer verdi.

Aydın’a gelen depremzede yaşadıklarını Hedef’e anlattı

“İLK 15 GÜN KEFEN YOKTU”

Bu tarz travmaların kişiyi olgunlaştırarak değiştirdiğinden bahseden Ekici, “Hiçbir şey normalleşmiyor, normalmiş gibi davranıyorsun. Aslında sürecin tanımı o. Allah korusun çevrenden aile üyelerin dahil olmak üzere onlarca kişiyi kaybettin. Birinin kafası kopmuş, birinin kolu kopmuş, birinin bacağı ezilmiş, kimisi enkazda katlanmış, kimisinin cenazesini dahi bulamamışlar. Hepsini gözünün önünde defnetmişler ve ilk 15 gün kefen yoktu Adıyaman’da dolayısıyla o şekilde defnettik. Toplu mezarlar kazıldı ve 5-10 kişi aynı anda gömüldü. Bir insan böyle şeyleri nasıl silebilir hafızasından. Ben o zamanlarda 22 yaşındaydım ancak abartısız söylüyorum bir gecede 30 yaş olgunlaştım. Öyle bir olaydan sonra dinginleşiyorsunuz. Hayata çok daha bambaşka bir gözle bakmaya başlıyorsunuz. Depremden sonra direkt başka şehre geçmiş insanlar nasıl etkilenmiştir bilemem ancak enkaz çalışmalarına kalan kişilerin gördükleri nedeniyle çok daha başka travmaları oluştu” dedi.

“AYDIN’IN ZEMİNİ ÇOK KÖTÜ”

Binaların yeni olmasının değil sağlamlığının önemli olduğuna değinen Ekici, “Bina yenidir sağlamdır algısının da yanlış olduğunu düşünüyorum. Benim aileme ait 50 yıldan fazladır bulunan bir apartman yıkılmadı ancak 1 yıllık yıkılan çok bina oldu. Depremde binadan çok zeminde önemli aynı zamanda. İnsanlar lütfen buna dikkat etsin. Aydın’ın zemini çok kötü, biz bunu biliyoruz. Buradaki abim mesela ev tutarken şemasını talep etti. Baktı zeminine ne yapmışlar diye ona göre tuttu evi. Kentsel dönüşüm başlattılar, umarım doğru ve düzgün şekilde yapılır” diye konuştu.

“PAYLAŞIMLARA DİKKAT EDİLMELİ”

Yıldönümünde yapılan paylaşımlarda dikkatli olunmasını ve depremzedelerin travmalarının tetiklendiğini aktaran Ekici, “Depremin 3’üncü yıldönümü geldi ve şimdi bazı sayfalarda çeşitli içerikler paylaşılacak. Ben depremin yıldönümünde anmalarına bir şey demiyorum ancak nasıl andıkları da önemli. Paylaştığınız içerikleri depremde onlarca yakınını kaybetmiş, sakat kalmış veya depremi çok acı şekilde deneyimleyerek enkaz altında saatlerini, günlerini geçirmiş insanlar izliyor. Bu içerikler onların travmalarını tetikliyor. Bazen vefat eden kişilerin fotoğraf ve videolarını da paylaşıyorlar, o kişilerin yakınları görüyor bu paylaşımları. Benim annem mesela çok etkileniyor böyle şeylerden. Elbette anılsın ancak özellikle ajite edici ve kişilerin travmalarını tetikleyici içerikler paylaşılmamalı bence. Tek ricam buna dikkat etmeleri. Umarım rabbim benzer durumu hiç kimseye bir daha yaşatmaz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ