Sevgili Hedef okurları,
Sizlere kucak dolusu selamlarımı iletiyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi sorularınız olursa bana mail adresimden ya da yazılarımın altına yorum bırakarak ulaşabilirsiniz. Yazıma başlamadan önce geçen haftaki yazıma gelen bir kaç soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

***
1-Eğer süt dişi kurtarılamaz ve çekilirse ne yapılması gerekiyor?
Bununla ilgili detaylı bir bilgilendirme daha sonraki yazılarımda da olacak ama kısaca bahsetmek istiyorum. Eğer düşme zamanından önce kaybedilmiş bir süt dişi var ise ve daimi diş 3-6 ay arasında sürümünü tamamlayamayacak durumdaysa mutlaka yeri yer tutucu ile korunmalıdır.

***
2-Süt dişlerine kanal tedavisi de yapılması gerekir mi?
Süt dişlerindeki çürüğün sinire kadar ilerlemesi durumunda; röntgenle kemik kaybı tespiti yapılıp kanal tedavisi açısından değerlendirilmelidir. Eğer ki enfeksiyon alttaki daimi dişi henüz etkilememişse süt dişinin düşme zamanına kadar kanal tedavisi ile ağızda tutulması en uygun olanıdır.

***
3- 5 yaşındaki bir çocuğa klinikte dolgu yapılır mı?
Öncelikle dolgu şu yaştan itibaren yapılır diye kesin bir kaide yok. Ama tabi ki ailede çocuğu tedaviye alıştırma süreci, hekimle çocuk arasındaki diyalog ve uyum bu konudaki en önemli etkendir. Bu konuyla ilgili çocuk bilgilendirme videolarının izletilmesi, çocukla bu konuda oyunlar oynanması çocuğun korkusunu önemli derecede azaltacaktır. Daha öncesinde doktorla iğneyle korkutulmamış olan çocukların tedaviye ve hekime uyumu çok daha kolay olmaktadır.

***
Bir de küçük bir dip not: Çocuğa kesinlikle iğne olmayacaksın şeklinde yanıltıcı bilgi verilmemelidir. Bu durum çocukta “bu da bana yalan söylemiş” algısı oluşturacağı için daha sonraki tedavilerde çocuğun uyum ve güvenini zedeleyecektir.
Gelelim bu haftaki konumuza.

***
Halk arasında ağız yarası olarak bilinen aft; toplumun yüzde 20’sinde görünen acı, kaşıntı ve yanmaya sebep olan, yaygın olarak yanak ve dudakların iç yüzünde, dil yüzeyinde, diş etlerinin alt kısımlarında ve damakta görülebilen yaralardır.
Oluşumlarındaki nedenler;

***
-Yanak ısırma, yanlış diş fırçalama
-Çikolata, kahve, turşu, sirke, yüksek asitli ve baharatlı yiyecekler
-Demir, folik asit, B12, Çinko eksikliği
-Adet döneminde meydana gelen hormonal değişiklikler
-Vücudun bağışıklık sistemini etkileyen rahatsızlıklar
-Genetik yatkınlık
-Stres ve kaygı bozuklukları
-İlaç reaksiyonları
-Sigara kullanımı ve tütün çiğneme en sık olanlarıdır.

***

Risk altında olabilir misiniz?
>Hemen herkeste görülebilen aft, bazı insanlarda 2-3 kez, bazılarında devamlı gözükebilir.
>Ancak ilk oluşuşum 10-40 yaşları arasındadır.
>Kadınlarda ve ailesinde bu sorunu yaşayanların olduğu bireylerde görülme olasılığı yüzde 42 oranında artmaktadır.

***

Aft başka bir hastalığın da belirtisi olabilir mi?
Aft, tek başına bir hastalık belirtisi değildir aslında. Bazı hastalıklarda başka semptomlara ek olarak çıkabilir.
Tam bu noktada değinmek istediğim önemli bir rahatsızlık var aslında: Behçet Hastalığı.

***
Behçet Hastalığı erkeklerdeki seyri daha ciddi olan, ağız içi ve deri bulguları sık görülen, yıllar içerisinde birçok vücut sistemini etkileyen bir vaskulit (damar iltihabı) hastalığıdır. Çok sık tekrarlayan ve birden çok bölgede bulunan aftlar (ağız içi yaralar) da en karakteristik ve ilk belirtilerindendir.

***
Peki aft oluşumunu nasıl önleyeceğiz?
Genellikle 1-2 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşen bu oluşumlar iyi bir ağız hijyeni sağlayıp, SLS içermeyen ve irriten olmayan doğru diş macunu seçimiyle, atravmatik, orta sertlikte bir diş fırçasıyla doğru fırçalamayla önlenmesi mümkündür. Fakat yine de doktorunuza danışmakta fayda olduğunu özellikle hatırlatmak isterim. Doktorunuz size iyileşme sürecinde uygun ilaç ve gargarayı önerecektir. Bunun dışında papatya çayı ve kantaron yağı kullanımı da semptomların hafifletilmesinde tercih edilebilir.
Unutmayalım ki aft (ağız içi yarası) ülkemizde sıklığı yüksek bir rahatsızlıktır ve oldukça acılı, ağrılı bir tabloyla seyreder. Bu nedenle bu durumda doktor kontrolünüzü ihmal etmemeli ve alışkanlıklarınıza mutlaka dikkat etmelisiniz. Unutmayın sağlıklı bir yaşam için kontrol ihmal edilemez bir husustur.
Sağlıklı günler dilerim.

***

DİĞER YAZILARI