Rekoltedeki artışla birlikte fiyatların geçen yıla göre düştüğünü ifade eden Mehmet Cenger, bahçelerden toplanan eriklerin tesiste tek tek ayıklanarak boyut ve türlerine göre paketlendiğini kaydetti. En kaliteli ürünün papaz eriği olduğunu vurgulayan Cenger, hasadın nisan sonunda başlayıp mayıs sonunda tamamlandığını belirtti.

“Papaz Eriği En Kaliteli Eriktir”
Geçen yıl eriğin iri olmasına rağmen ağaçlarda ürün az olduğunu, bu yıl ise tam tersine küçük boyutlu ancak bol verimli bir sezon yaşandığını anlatan 46 yaşındaki Cenger, bu yıl çıkan eriğin boylarının küçük ama rekoltesinin çok yüksek olduğunu belirtti. Geçen yıl eriğin boyunun iyi olduğunu ama ağaçta eriğin az olduğuna dikkat çeken Cenger, "Bu yıl erik olunca da fiyatlar geçen yıla göre de daha düşük oluyor" dedi. Eriğin üretimden sonraki sürecine değinen ve bahçeden toplanan eriklerin tesise getirildiğini belirten Cenger, burada tek tek ayıklanıp boyuna göre ayrıldığını belirtti. Ardından cinsine göre paketleme yapıldığını ifade eden Cenger, en kaliteli ve lezzetli eriğin ise papaz eriği olduğunu vurguladı. Ürünün nisan ayı sonunda doğru çıkıp mayıs sonunda bittiğini kaydeden Cenger,
"Yağışlardan da etkilenmedim ancak ilerleyen günlerde beklenmedik bir yağış olursa olumsuz etkilenebiliriz. Benim bahçemden toplanan erikleri genelde İstanbul, İzmir ve Bursa’ya sevk ediyorum. Şu anda da papaz eriğimiz var insine göre de sınıflandırıyoruz” dedi.
“Bu Yıl Çöpe Giden Erik Olmadı”
Erik ağaçlarına bakım yapıldığını anlatan 53 yaşındaki Okan Toprakçı ise 35 yıldır ağaçlardan erik topladığını kaydetti. Geçen yıl verimim iyi olduğunu ancak zirai donun etkili olduğuna dikkat çeken Toprakçı, bu yıl don olmadığını belirtti. Toprakçı, "Çok şükür, verimimiz ve eriklerimizin lezzeti çok iyi. Sadece bu yıl yağmur çok olduğu için toprak sıkıştı. Sürekli toprağı havalandırmaya çalıştık, çünkü hava aldıkça ağaçlardan meyve oluyor" dedi. Ağaçlarda şuanda papaz eriği yetiştiğini belirten Toprakçı, geçen yıl en az 10 ton ürünün çöpe gittiğinin altını çizerken bu yıl böyle bir durum yaşanmadığını ifade etti. Erik toplamanın zorluğuna değinen Toprakçı, "Bir kişi akşama kadar en fazla 100 kilogram toplayabilir. Topladığımız erikler şehir dışına gidiyor. Şimdi ağaçlardaki erikler bitince bakıma başlayacağız. İlk başta sulama yapacağız, sonrasında kırmızı örümcek ilacı atacağız. Ocak ayında ağaçlara budama yapılır. Sonrasında da yeni eriklerin çıkmasını beklerim” diye konuştu.
“Her İşin Bir Zorluğu Vardır”
Eriğin boylarına göre paketleme yaptığını belirten 47 yaşındaki Ali Gür ise yaklaşık 15 yıldır meyve ve sebze işletmesinde çalıştığını belirtti. Şu anda erik zamanı olduğu için erik üzerine yoğunlaştıklarının altını çizen Gür, "Erikler boylarına göre numaralara ayrılıyor. Ben de 1 numaraları kutusuyla gelen erikleri düzenleyip jelatin yapıyorum. Benim paketlediğim ürünleri de sonraki aşamada kasalara dolduruyorlar" dedi. Fabrikada herkesin ayrı bir görevi olduğuna değinen Gür, "Her işin bir zorluğu vardır mutlaka ama benim işim çok zevkli. Sağlığım el verdikçe de devam etmeyi düşünüyorum, ekmek paramı buradan kazanıyorum” ifadelerini kullandı.

İşletme çalışanlarından 41 yaşındaki Ayşe Kahraman ise iş yerindeki olumsuzlukları işverenine yansıtmadan üstesinden geldiğinin altını çizdi. 7 yıl önce başladığı işinde ilk zamanlar ürün ayıklama ve paketleme yaptığını ancak sonrası aşçı olduğunu belirten Kahraman, yaklaşık 4 yıldır da yemek yaptığını belirtti. Günlük 2 kahvaltı, öğle ve akşam yemeği hazırladığını ve 40 ya da 60 kişilik yemek hazırladığını aktaran Kahraman, Tamamen çalışan işçi sayısına bağlı oluyor. Fabrikanın içerisinde çalışanlar için yemekler hazır olunca masayı hazırlıyorum. Tarlada çalışanlar için paket yapıp gönderiyorum. Sabaha karşı 05.00’de başlıyorum akşam 20.30’da da mesaim bitmiş oluyor. En çok ocakta kızartma yemeğini yapmak beni zorluyor onun dışındaki her yemeği kolaylıkla hazırlayabiliyorum" dedi. Haftalık yemek programına göre çalıştığını belirten Kahraman, "Patronum Mehmet ağabey sağ olduğu sürece işime devam etmek istiyorum. İlk başta yemek yapmasını bile bilmiyordum, lezzetli olunca herkes beğendi ben de buranın aşçısı oldum. Burası sayesinde kendimi geliştirdim. Eskiden yemek yaparken strese giriyordum ölçüleri tutturmaya çalışıyordum. Şimdi göz kararı yapabiliyorum. İş yerini de kendim için benimsedim, en ufacık eksik veya yanlış olduğunda patronuma yansıtmadan hallediyorum” dedi.






