Özellikle son dönemde meteoroloji kayıtlarına yansıyan rakamlar, şehrin yağış haritasında oldukça şaşırtıcı bir tabloyu gözler önüne serdi. Herkes yağmurun sahil şeridini döveceğini düşünürken, sürpriz bir şekilde en büyük payı Efeler ve Kuşadası'nın yüksek kesimleri aldı.

Bereketin Yeni Adresi Belli Oldu
Sokakta yürürken aniden bastıran sağanak, şehir merkezinde hayatı bir anlığına felç etse de, asıl tablo kırsalda ortaya çıkıyor. İstatistiklere bakıldığında, Aydın'ın en çok yağış alan ilçesi unvanını Efeler kimseye kaptırmadı. Hemen ardından ise Kuşadası'nın Güzelçamlı sırtları listeye adını yazdırdı. Toprağın suya en çok hasret kaldığı dönemlerde gökyüzünden inen bu bereket, çiftçinin yüzünü güldürürken şehir içi trafikte direksiyon sallayan şoförler için tam bir çileye dönüştü.
İncir Üreticisinin Gözü Gökyüzünde
Diyelim ki yıl boyu binbir emekle tarlasını süren, ağacına çocuk gibi bakan bir üreticisiniz. Tam hasat yaklaşırken veya ağaçlar uyanırken yağan o yağmur sizin için altından bile kıymetli. Efeler bölgesindeki yoğun yağışlar, özellikle yer altı su kaynaklarının dolması açısından hayati bir öneme sahip. Zeytin ve incir ağaçlarının o meşhur kalitesini koruması, tamamen bu yağışların toprağa ne kadar derinlemesine işlediğine bağlı. Çiftçiler kahvehanelerde çaylarını yudumlarken, bir yandan da gökyüzünü izleyip suların barajlara ne kadar fayda edeceğinin hesabını yapıyor.
Şehir Hayatında Su Baskını Tedirginliği
İşin bir de şehir hayatını zorlayan tarafı var. Efeler'in betonlaşan mahallelerinde veya Kuşadası'nın eğimli sokaklarında aniden bastıran yağmur, esnafın kepenk kapatmasına, dükkanını su basması korkusuyla sabaha kadar nöbet tutmasına neden olabiliyor. Yüzlerce liralık malı zarar gören bir bakkalın hüznüyle, tarlası suya doyan çiftçinin sevinci aynı yağmur damlasında buluşuyor. Doğanın sunduğu bu cömert armağan, bazen altyapı eksiklikleriyle birleştiğinde vatandaşa saç baş yoldursa da, Ege topraklarının o eşsiz bereketi bu sularla yeşermeye devam ediyor.





