Söke'de faaliyet gösteren Batı Kipaş Kağıt Fabrikası’nın, Söke Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kapsamında ormanlık alanda kül depolama tesisi kurma planı, çevrecilerin ve bölge halkının tepkisini çekti. Konuya ilişkin açıklama yapan Germencik Çevre ve Doğa Derneği Sözcüsü Dr. Metin Aydın, projenin ciddi çevresel, ekolojik ve toplumsal riskler barındırdığını belirterek Aydın Hedef Gazetesi’ne açıklamada bulundu.

“BURADA YANGIN ÇIKARSA AKIBETİ NE OLUR?”

Dr. Metin Aydın, söz konusu alanın ormanlık alan, çam fıstığı sahası, doğal koruma ve sit alanı niteliği taşıdığını vurgulayarak, “Latmos olarak bilinen Beşparmak Dağları dünyada eşi benzeri olmayan bir doğaya sahip. Dünyanın hiçbir yerinde ormanlık alanlara atık kül depolama tesisleri kurulmaz. Bu durum başlı başına büyük bir soru işaretidir. Nitelik olarak bakıldığında burada depolanacak olan şeyler uçucu kül ve dip kül dediğimiz kağıt fabrikasının enerji üretim santralinden çıkan atıklar burada depolanacak. Fakat bunların içeriğine baktığımızda yanıcı, tutuşucu ve kirletici nitelikte olduklarını görüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda Söke’deki kağıt fabrikasında 10 gün süren çok büyük yangınlar çıktı. Normalde kendi hemen ulaşabileceği 50-60 metrelik bir alandaki bahçesinde atıkları yanan ve kontrol edemeyen bir tesisin buradan yaklaşık 20 kilometre uzaktaki bir ormanlık alanda bu depo alanında yangını nasıl kontrol edebilir? Ya da burada yangın çıkarsa bu yangının akıbeti ne olur? Ki Aydın en fazla yangınların çıktığı bölgelerden birisi. Burası da aynı zamanda doğal koruma altına alınması gereken, milli park olması gereken nitelikte bir yer. Burada herhangi bir çıkacak olan yangın Denizli’ye, Muğla’ya, İzmir’e kadar uzanabilecek çok geniş çaplı ve kontrolü çok zor. Söndürülmesi imkansız bir yangın olacaktır. Kendi fabrikasında dahi çıkan yangını bir haftada önleyemeyen bir işletmenin 20 kilometre uzak mesafede kontrol etmesi mümkün mü? Bana göre değil. Bu anlayışla, bu zihniyetle, bu yönetim tarzıyla kontrol etmek mümkün değil” dedi.

Aydın’daki o projede amaç uranyum mu?

“500’E YAKIN URANYUM SONDAJI TESPİT ETTİK”

Dr. Metin Aydın, asıl endişelerinin yalnızca kül deposu olmadığını belirterek, bölgedeki uranyum, toryum ve nadir element yataklarına dikkat çekti. Depo alanının planlandığı Sofular bölgesinin, Küçük Çavdar, Demirtepe, Osmankuyu ve Kisir uranyum yataklarının tam üzerinde yer aldığını ifade eden Aydın, bölgede daha önce yapılan çalışmalarda 500’e yakın uranyum sondaj ve test kuyusu tespit ettiklerini söyledi.

“AYDIN’IN TOPYEKUN YOK OLMASINA SEBEP OLACAK”

Kül deposunun 13–16 yıl ömre sahip olacağını ve bu sürede yaklaşık 2 milyon 600 bin metreküp hacimde, yılda 140 bin ton kül depolanacağını belirten Aydın, “Çıkacak herhangi bir yangında orası hangi amaçla kullanılacak? Türkiye’de ve dünyada bildiğiniz gibi nadir elementler gündemde sürekli bir şekilde. Türkiye’deki nadir elementler en fazla Eskişehir’de bulunuyor ama üçüncü sırada da Aydın’da bu bölgede bulunuyor. Bu bölgede bu nadir elementler dünyada ve Türkiye’de bu kadar gündemdeyken bunun tesadüf olması mümkün mü? Geçmişte yaşanan süreçlere baktığımızda, buradaki ormanlık alanın atık deposu haline getirilmesinin; gündemi saptırmak ya da şirketlerin bölgeye girişini sağlamak amacıyla yapılan bir hamle olduğu yönünde ciddi kuşkularımız var. Şu anda Türkiye’de biliyorsunuz maden yasası gündemde. Bu maden yasasına istinaden hızlı bir şekilde burada uranyum madeni ya da nadir üretim tesisi kurulmasına dönüşüm sağlanabilir diye bir kuşkumuz, endişemiz var. Böyle bir durumda Beşparmak Dağları’nın ya da Büyük Menderes Havzası’nın tamamen yok olması anlamına geliyor. Zaten şu andaki durumda ne yer üstü ne yer altı ne topraklarımız ne de gıdalarımız temiz. Hepsinde kirli ağır metal, kimyasallardan kirlilik söz konusu. Böyle bir şeyin ortaya çıkması Aydın’ın buradan topyekun yok olmasına sebep olacak, göçe sebep olabilecek, halkın yoksulluğa, fakirliğe, işsizliğe sebep olacak bir sonuç doğuracak” diye konuştu.

Aydınlılar güne yağmurla uyandı: Sağanak akşam saatlerine kadar sürecek
Aydınlılar güne yağmurla uyandı: Sağanak akşam saatlerine kadar sürecek
İçeriği Görüntüle

“TÜM YERLEŞİM YERLERİ İÇİN BÜYÜK TEHLİKE”

Dr. Aydın kurulacak tesisin tüm Ege Havzası’nı tehlikeye atacağını savunarak, “Muğla, Denizli, Aydın, İzmir bu coğrafyadaki tüm yerleşim yerleri için tehlike var. Buradaki biriktirilecek olan küllerin yaklaşık meteorolojik duruma göre 80 kilometre gitme olasılığı var. Bu da demek oluyor ki; İzmir’e, Muğla’ya , Aydın merkeze , Nazilli’ye kadar rahatlıkla ulaşma şansı var” şeklinde konuştu.

Aydın’daki o projede amaç uranyum mu?

“TARIMSAL ÜRÜNLERİN SAĞLIKLI ÜRETİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

Küllerin içine de ağır metallerin olduğunu vurgulayan Aydın tarıma da büyük tehdit oluşturacağını dile getirdi. Aydın, “Küllerde kimyasal maddeler var bunlar normalde kül olarak baktığımızda bütün bitki dokusu üzerine düşmesi sonucu arıların ölmesine, bitkisel döllenmenin, tarımsal ürünlerin döllenmesinin engellenmesine, asit yağmurlarına ve var olan tarımsal ürünlerin yapraklarının yanmasına, ürünlerin yanmasına, ürün alamamamıza sebep olmakta. Ki bu seneki sıcaklarda bildiğiniz gibi. Köylü ne incir alabildi ne zeytin alabildi ne de pamuk tam randımanlı ürünler alabildi. Böyle bir durumda bu coğrafyadaki hiçbir tarımsal ürünün artık yani sağlıklı bir şekilde yani üretilmesi, elde edilmesi mümkün değil. Var olan kül deposunun da aslında bu coğrafya üzerinde ciddi bir şekilde tehlikesi var. Hem hava kirliliği hem su hem yer altı hem yer üstü kirliliği ve tarımsal doku, insan sağlığı üzerine büyük etkisi var” ifadelerini kullandı.

“SÖKE’Yİ YAŞAM DIŞI BIRAKACAK”

Söke’de halihazırda faaliyet gösteren çimento ve kağıt fabrikalarının ilçeyi yaşanmaz noktaya getirdiğini dile getiren Aydın, yeni bir kül depolama tesisinin bölgeye ek yük getireceğini belirterek, “Söke’de halk isyanda şu anda. Söke’deki çimento fabrikası, kağıt fabrikası Söke’yi yaşanmaz hale getirdi. Buraya yapılacak herhangi bir çok daha kirletici unsur artıracak bir tesis Söke’yi tamamen yaşam dışı bırakacak. Tarımı yaşam dışı bırakacak. Ciddi bir şekilde kaygı, endişe ve korku panik içinde insanlar. Kesinlikle buraya böyle bir tesisin yapılmasını istemiyorlar” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: MÜZEYYEN DAMLA GÜMÜŞ