Bafa Gölü doğal sit alanına yalnızca 30 metre uzaklıkta bulunan proje kapsamında yılda 7,5 milyon ton malzeme çıkarılması, ayda 20 patlatma gerçekleştirilmesi ve yılda bin 500 tonu aşkın patlayıcı kullanılması öngörüldü. Aydın Çevre ve Kültür Derneği (AYÇED) Başkanı Mehmet Vergili, projeye ilişkin hukuki sürecin devam ettiğini belirterek, “Tarihimizin ve insanlık tarihinin önemli bir bölümünü de kaybetmiş olacağız” dedi.

“İnsanlık Mirası Niteliğinde Bir Alan”
Yeni müdahalelere izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Başkan Vergili, “Davamız devam ediyor ve Latmos Dağlarında bundan sonra hiçbir şekilde yeni bir müdahale yapılmaması gerekiyor. Burası tarihi öneme sahip, insanlık mirası niteliğinde bir alan. Bölgede gerçekleştirilecek her türlü yatırım ve çevre tahribatı, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracak büyük bir tehlike oluşturuyor. Bu alanları kaybettiğimizde yalnızca doğal değerlerimizi değil, tarihimizin ve insanlık tarihinin önemli bir bölümünü de kaybetmiş olacağız. Bu nedenle artık buna yeter diyoruz. Yıllardır süren bu sürecin sona ermesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu konuda çevre örgütleri ve toplumsal güçler olarak yasal, hukuksal ve toplumsal mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Yargı süreçleri devam ediyor ve biz de her zaman olduğu gibi hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Halkın Sürece Sahip Çıkması Gerekiyor”
Bölgenin yalnızca doğal değerleriyle değil, binlerce yıllık kültürel ve arkeolojik mirasıyla da öne çıktığını belirten Başkan Vergili, “Ancak bu işin asıl sahibi halktır. Halkın bu sürece sahip çıkması gerekiyor. Bölge insanı açısından da ciddi riskler söz konusu. Bugün açık mera hayvancılığı yapan insanlar gelecekte bunu yapamayacak duruma gelebilir. Sulu tarımın sona ermesi ve kuraklığın artması tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu yıl yağmur yağmış olabilir ancak gelecek yıllarda aynı koşulların devam edeceğinin garantisi yok. Bu nedenle mera hayvancılığı son derece kıymetli ve önemlidir. Geçimini bu faaliyetlerden sağlayan insanların da bu sürece sahip çıkması gerekiyor. Ayrıca doğaya sahip çıktığını söyleyen herkesin bu mücadelede yer alması gerektiğine inanıyoruz. Halkımıza buradan çağrıda bulunuyorum. Bugün Latmos'ta yaşananlar yarın başka bir yerde, daha sonra ise herkesin kendi yaşadığı bölgede yaşanabilir. Mülkiyet haklarımız da tehdit altında. Bu nedenle herkesi Latmos'ta devam eden dava süreçlerine destek vermeye davet ediyoruz. Bu konu yeni değil uzun süredir devam eden bir dava ve mücadele sürecinin parçasıdır” ifadelerini kullandı.



