Aydın Hedef Gazetesi'nden Zeynep Özge Çümlek'in haberine göre; Aydın Barosu’nun tecrübeli avukatlarının başında yer alan 81 yaşındaki Ergüven Yakan, Aydın Hedef Gazetesi’ne 54 yıldır aktif olarak yaptığı avukatlık mesleğinin kapılarını araladı.

AVUKATLIK MESLEĞİNE ADIM ATMA SÜRECİNİZİ ANLATIR MISINIZ?

“1968 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Staj ve askeri görevimin ardından 1972 yılında avukatlık yapmaya başladım. Benim avukatlığa başladığım dönemde, Aydın’da avukat sayısı bu kadar fazla değildi, daha azdı ve yine o dönemde siyasi çalkantılar çok fazlaydı. Hukuk, kısmen askıya alındı ve Sıkı Yönetim Mahkemeleri kuruldu. Mahkemelerde sağ- sol davaları çok görüldü. O siyasi çalkantıların yaşandığı dönemde avukatlık biraz daha zordu.

Aydın’ın tecrübeli avukatı Hedef’in sorularını cevapladı

AYDIN BAROSU’NUN SİZDEKİ YERİ NEDİR?

“Avukat, bugünkü zor günlerde hakkın ve hukukun yerini bulması konusunda mücadele eden mahkemelere yardımcı olacak kişidir. Delillerin toplanması, gerçek olan hakkın ortaya konulması konusunda mücadele etmeyen bir kişi avukatlık yapmış olmaz. Aydın Barosu da bu bakımdan Türkiye’deki barolar içerisinde çok saygın bir barodur. Geçmişten gelen çok büyük kuralları vardır. Bizim büyüklerimizin, bize bıraktığı yol gösterici hareketler vardır. Biz de arkadaşlarımıza mümkün olduğu kadar, olması gerektiği şekilde aktarmaya çalışıyoruz. Aydın Barosu’nun avukatları da bu konuda çok başarılı.”

Aydın’ın tecrübeli avukatı Hedef’in sorularını cevapladı

UZUN YILLAR AVUKATLIK YAPMANIZIN BİR PÜF NOKTASI VAR MI?

“Hukuk, güzel olmakla birlikte mücadelesi zor olan bir iş. 54 yıllık meslek hayatımda 400’ü aşkın stajyerim oldu ve 20 bini aşkın dosyaya baktım. Aydın gibi bir yerde 54 yıllık avukatlık mesleğimle birlikte uzun yıllar siyaset de yaptım. Ve bu meslekte ayakta kalmanın zor olduğunu gördüm. Çünkü mesleğin etik kurallarını aştığınız zaman avukatlık yapmak da zorlaşır. Yaptığınız işin profesyonel boyutunu aşmamak zorundasınız. Bu mesleğin iki yönü var: Savunduğunuz kişi ve karşı taraf. Kendi müvekkilinizin hakkını savunurken meseleyi kişileştirmemeniz gerekiyor. Burada bir vekil olduğunuzu unutmamanız lazım. Savunduğunuz kişiyi, ancak dosyadaki belirli delillerle savunabilirsiniz, başka türlü yapamazsınız. Dosyanızda, kendinizi savunduğunuz kişinin yerine koyarsanız mesleğin etik boyutunu aşmış olursunuz ve karşı tarafın husumetini kazanırsınız. Kısacası asil kişi olarak davranmak yerine dosyadaki deliller üzerinden müvekkilinizi savunursanız bu meslekte daha uzun ömürlü kalırsınız.”

AK Parti Efeler’de toplantı yapıldı
AK Parti Efeler’de toplantı yapıldı
İçeriği Görüntüle

ÇOK UZUN SÜRE UĞRAŞTIĞINIZ BİR DAVA OLDU MU?

“Meşru müdafaa ile adam öldürmek suçundan müebbet alan bir sanık vardı. Meşru müdafaa olabileceğini düşünmüş olduğumuz bir dosyaydı. Bölge Mahkemesi buranın kararını onadı ve Yargıtay’a gitmek suretiyle 3 yıl sonra meşru müdafaa kabul edildi ve tahliye oldu. Tabi ki bu süreç uzun sürüyor. Özellikle bu tür ceza davalarında hem sanığı hem de mağdur olan kişinin yakınlarını görüyorsunuz. Bu süreç sadece fiziki olarak değil duygusal olarak da etkilenmenize neden oluyor. Bu insanların hikayelerine ortak oldukça ve yaş geçtikçe daha da hassaslaşıyorsunuz.”

Aydın’ın tecrübeli avukatı Hedef’in sorularını cevapladı

ÇOK ETKİLENDİĞİNİZ VE ‘GÜNLERCE UYUYAMADIM’ DEDİĞİNİZ BİR DOSYA OLDU MU?

“Büyük ceza dosyalarım oldu elbette. Ama hiç unutamadığım ve içimde yara olarak kalan bir dosya da oldu. Yaklaşık 40 yıl önce geçen olayda, köyde berberlik yapan genç bir erkek iki kişinin livatasına maruz kalmış. O günün ardından Cumartesi ve Pazar günleri tatil olması sebebiyle bulgular kaybolduğu için bu genç bu olayı kanıtlayamamış. 2 yıl inzivaya çekilerek evden dışarı çıkmamış. 2 yılın ardından bir gece dışarı çıktığında bu 2 kişiyle denk gelmiş ve gence kötü şekilde laf atmışlar. Berber genç, ikisini de tabancayla öldürmüş. Olayın ardından gence idam cezası verildi ama meclisten geçmediği için idam edilmeyecekti. Ve ben, bu gencin haklı olduğuna inandım. Haklı olmasa neden berber dükkanını bırakıp 2 yıl inzivaya çekilsin ki? Ailesinin durumu da kötüydü, yoksullardı. Ben, cezaevinde bu gence maddi yardımda da bulunuyordum. Çünkü ailesinin yardım edecek gücü yoktu. Yargıtay’da tebliğ edildi. Tebliğname’de idamı onayladı. Tetkik Hakimi de mütalaasında, mahkemenin kararının tasdik edilmesi gerektiğini söylüyordu. Ben de yeni avukattım ve Yargıtay’da dosyanın savunmasına gittim. Savunmamı yaptım ilk seferde fakat dinlemediler. Sonrasında dinlemediklerini dile getirmem üzerine Tetkik Hakimi de olmak üzere yeniden savunmamı yaptım. Bu sefer dinlediler, idamı kaldırmak suretiyle mahkeme tahrikten bozuldu ve gencin cezası düştü. O döneme göre 20 yıl düşürüldü. Bu olayı hiç unutamadım çünkü aile çok perişan oldu.”

Kaynak: HABER MERKEZİ