CHP’de 1972 yılında yapılan kurultayda koltuğundan olan 2. Genel Başkan İsmet İnönü'ye karşı Bülent Ecevit ile birlikte hareket eden ve o dönem CHP Söke İlçe Başkanı seçilen 81 yaşındaki Hilmi Ziya Postacı, halihazırda Aydın’da yaşayan en eski milletvekili olarak dikkati çekiyor. 12 Eylül 1980’de yaşanan askeri darbenin ardından CHP'nin kapatılması nedeniyle 1987 yılında yapılan genel seçimlerde, SHP'den milletvekili seçilerek 1991 yılına kadar TBMM’de Aydın'ı temsil eden ve daha sonra CHP içinde siyasete devam eden Hilmi Ziya Postacı, partisinin içerisinde bulunduğu durumla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. CHP’deki ‘Mutlak Butlan’ krizine karşı tarafsız olduğunu duyuran Postacı, “Ben 65 yıldır bu partinin içindeyim, çok kavgalar oldu. Zaten çok partili hayata geçtiğimiz tarihten itibaren de kavgalar hep gündemdeydi. Yalnız böyle bir kavga yaşanmadı” dedi.

“Bir Taraf Hain Diyor Diğer Taraf Hırsız”
Konuya ilişkin olarak Aydın Hedef Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamalarında, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik mahkemenin verdiği ‘Mutlak Butlan’ kararı sonrasında yöntem ve usul hatası yapıldığını savunarak, Özgür Özel ve beraberindekileri izledikleri yol açısından acemilikle de suçlayan Postacı, “Bir taraf hain diyor, diğer taraf hırsız diyor. Kim diyor bunu; Bu partiye gönül verdiğini iddia edenler diyor. Böyle bir kavga olmaz. Bu kavga partiyi bitirir. Hiç kimseye yaramaz” diye konuştu. Böyle bir kararın çıkacağının öncesinden hissedildiğini belirten Hilmi Ziya Postacı "Bundan dolayı 2 olağanüstü, bir normal kongre yapıldı. Bu kongreler neden yapıldı, butlan kararı çıkar diye. Sonuç olarak butlan kararı çıktı. Çıkan kararla birlikte 45 gün içinde yargıya başvurarak yeni seçim yapmak zorundasınız. Ne yaptılar, Yargıtay’a gitsin diye başvurdular. Süre uzadı” ifadelerini kullandı.

“İvme Kazanan Parti İkiye Bölündü”
Yeni siyasetçilere ders olabilecek nitelikteki açıklamalarında, iyasette bu kadar tecrübesizliğin akıl alacak gibi olmadığının da altını çizen Postacı, “Çünkü şu anda temyize gönderilen bir davanın sonucunu beklemekten başka yapacak hiçbir şey yok. Kanun açıkça anlaşılıyor. Eğer sen elinle yaptığın itirazın bile farkında değilsen, temyiz sonucunu bekleyeceksin. Ne zaman karar verilir, belli değil. Bunu ben bilemem, kimse bilemez. Netice itibariyle iyi bir ivme kazanan parti, karpuzun ikiye bölündüğü gibi ortadan bölündü. O almış, bu çökmüş önemli değil. Geldiğimiz noktada vatandaşın vicdan oyu sarsıldı. En kötü oy vicdan oyunu kaybetmektir. Vatandaş yatar, akşam kendi kafasıyla vicdanıyla baş başa kalır ve karar verir. O oyu kaybettin mi bitti. Siyasette en önemli olan bu" dedi.

Özel ve Ekibini Tecrübesizlikle Suçladı
Mutlak Butlan kararı kapsamında kimin haklı kimin haksız olduğunun temyiz sonucunda ortaya çıkacağını belirten Postacı, “Ama anlayan yok ne yapayım. Ben de taraf olmak istemiyorum çünkü yasa meydanda. Yasanın emrettiği bir şekil bu. Haklı haksızın kim olduğu temyiz sonucunda ortaya çıkacak. Temyize gitmek isteyen de partinin bir kanadı. O an için görevde olanlar bunu yaptı. Yapmasaydın kardeşim, o zaman 45 günde hüküm kesinleşecekti. Siyasette bu kadar tecrübesizce davranmak olur mu? Özgür Özel veya partinin o günkü yetkilileri kendi yaptıkları başvuruya devamla süreyi kendileri uzattılar. Davaya ilişkin o başvuruyu da geriye alamıyorsun. Bir kere başvurmuşsun. Bu kadar acemilik ben görmedim. Yazık. Sonra taraflar hep partinin içinden, başka yabancı yok. Birbirine hain diyen partinin içinde hırsız diyen de. Ne dersen de. Hepsi aynı takım ve grupların içinde” diye konuştu.





