Tuana Kaykal

Tuana Kaykal

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

DELİ    

A+A-

Geçen Haftanın devamı…….

-“Katil, geçen ay Ertan Bey tarafından kaçış sürücüsü olarak işe alınan Akasya.”
-“Bu fikrini desteklemek için kanıtın var mı?”
-“Ertan Bey’in evinde kameraları var. Onun öldürüldüğünü duyduğum an daha polisler gelmeden evinin yedek anahtarlarıyla içeriye girip kamera görüntülerini kaydettim. İsterseniz görüntüleri haftaya USB bellekle getirebilirim.”
-“Tamam. O zaman soruşturmanı haftaya erteliyorum. USB’yi getirdiğinde soruşturma devam edecek. O zamana kadar yurt dışına veya şehir dışına çıkman yasaklanacak.”
-“Yani şimdi gidebiliyorum, değil mi?”
-“Tabii ki de. Dilediğin zaman karakoldan çıkabilirsin.”
İzni aldığım anda kapıya doğru koştum. Olabildiğince hızlı bir şekilde o labirent gibi koridorları geçtim ve en sonunda kendimi o cehennemden dışarı atabildim. Cehennem dediysem gerçekten de cehennem gibiydi. İçerisi çok sıcaktı. 
-“Soruşturma nasıl geçti kanka?”
Bir anda Tahsin’in sesini duyunca irkildim. Orada olduğunu görmemiştim. Dikkatim nasıl dağınıksa yani, çocukluk arkadaşımı bile fark etmemişim.
-“Nasıl geçsin istersin kanka? Ortaya karışık yapayım mı? Sucuklu da olsun mu?”
-“Anlaşılan kızdırmışlar seni içeride. Gel bir kafeye gidelim de bir şeyler ye. Karnını doyururken anlatırsın bana olanları. Nasıl olur?”
-“İyi olur. Açlık kafama vuruyor oğlum. Bir şeyler yemezsem ne hale geldiğimi biliyorsun zaten.”
-“Ne olursun sen sakin ol abi. Sen kızgınken padişahlara bile boyun eğdirtirsin.”
Tahsin’in arabasına bindik. Kafeye kadarki yol sessiz geçti. Ben konuşursam sinirlenirim diye tek kelime etmiyordum. Tahsin de bunu anlamış olacak ki konuşma açmaya çalışmıyordu. Kafenin önünde arabayı park edip indiğimizde derin bir nefes aldım. Hayatımda hiç, bir kafeye vardığım için bu kadar mutlu olmamıştım. Tahsin’i bile beklemeden içeri daldım. Bulabildiğim en kısa kasa sırasının sonunda beklemeye başladım.
-“Oğlum, o ne hız! Bu kadar aç olduğunu bilseydim daha yakın bir kafeye götürürdüm seni.”
Karşılık vermedim çünkü hem açlık, hem yorgunluk hem de sorgulamadan kalan sinir şu an beynime vuruyordu. Başımın zonklamasını yatıştırmaya çalışırken sıranın arkasından bir ses duydum.
-“Anne, bana lütfen bir elmalı turta alır mısın? Söz veriyorum daha fazla bir şey istemeyeceğim. Lütfen elmalı turta al, lütfen!”
-“Tamam, mızırdanmayı bırak. Elmalı turta alırsam bu hafta başka hiçbir şey alamam ama. Bütün maaşımı harcadın çünkü.”
-“Olsun, başka bir şey almanı istemiyorum zaten anne. Elmalı turta istiyorum sadece.”
O anda aklıma mükemmel bir fikir geldi. Tam da sıra bana gelmişti. Fikrimi eyleme geçirme zamanıydı.
-“Pardon, kaç tane elmalı turtanız kaldığını sorabilir miyim?”
-“Vitrindekiler de dahil olmak üzere şu anda satışta toplam on iki turtamız kaldı beyefendi.”
-“Peki, tüm elmalı turtaları alabilir miyim?”
-“On ikisini de mi?”
-“Evet.”
-“Tabii ki de. Hemen paketleyip getiriyorum.”
Kendimi gülmemek için zor tutuyordum. Çocuk beni duymuş olmalı, ağlamaya başladı. Annesi de bana sinirli bakışlar atıyordu. Kibar kalmak için çok uğraştığı belliydi. Tahsin bana “Neden bunu yaptın?” diyen bakışlar atıyordu. Yani, ne diyebilirdim. Kargaşa çıkarmanın verdiği haz anlatılmaz, yaşanır.
-“Elmalı turtalarınızı paketledim. Hepsi toplam 80 TL oluyor.”
-“Tamam, teşekkürler.”
-“Rica ederim.”
Paketlenmiş turtaları alıp anne ve çocuktan en uzak masaya oturuyorum. Tahsin de peşimden geliyor.
-“Neden çocuğu ağlattın?”
-“Neden olmasın kardeşim, neden olmasın?”
-“Bazen seni ve düşünce tarzını hiç anlayamıyorum.”
-“İyi işte. Anlaşılmaz ve gizemli olmak iyidir.”
-“Öyle olsun.”
Tahsin çocukları çok sever. Tam bir baba ruhu vardır onda. O yüzden galiba biraz alındı.
-“Neyse, anlat bakalım soruşturmada ne sordular?”
Aldığım turtaları yiyerek sorulan soruları ve cevaplarımı anlattım. Tabii oradaki memurların bayağı da dedikodularını yapmış oldum. Turtalarımı yedikten ve her şeyi tüm detaylarına kadar anlattıktan sonra Tahsin ile vedalaşıp otobüs durağına doğru yol aldım.
Yol uzun ve yorucuydu. Zaten birkaç saat otobüsü beklemem gerekti. Normalde otobüsler geç kalınca sinirlenen bir insan değilim ancak bu kadar berbat bir günün üzerine otobüs beni bu kadar bekletince sürücüye sinirimi belli etmemek için çok uğraştım. Neyse, evime vardım ve önemli olan da bu. Her yer çok sessiz. Garip. 

Devamı gelecek hafta….

DİĞER YAZILARI

 

Önceki ve Sonraki Yazılar