Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını dile getirdi. Üşümezsoy, Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını vurguladı.
"5.9 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREM SÜRECİ BİTİRMEDİ"
Prof. Dr. Üşümezsoy, 2011 yılında meydana gelen Simav depremine işaret ederek, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" ifadelerini kullandı. Üşümezsoy, Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini aktardı. Sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini ifade eden Üşümezsoy, bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını kaydetti.

YÜZLERCE KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ
Prof. Dr. Üşümezsoy, Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını söylerken, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğuna dikkat çekti. Öte yandan 28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmişti. Depremde bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.





