ABD Adalet Bakanlığı tarafından Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuna açılan milyonlarca sayfalık belge, yalnızca Epstein’in ilişkiler ağını değil, uzun yıllardır tartışılan bazı iddiaları da yeniden gündeme taşıdı. Belgelerin yayınlanmasıyla birlikte, özellikle zengin elitlerin genç kalma ve yaşlanmayı durdurma arayışları üzerine ortaya atılan teoriler sosyal medyada yeniden tartışılmaya başlandı.

Bu tartışmaların merkezinde ise iki konu öne çıkıyor: adrenokrom iddiaları ve kan nakliyle gençleşme inancı.

Epstein belgelerinde adrenokrom iddiası var mı?

Belgeler incelendiğinde, adrenokrom kelimesinin yalnızca tek bir dosyada geçtiği görülüyor. Bu dosya, 2020 yılında ABD Adalet Bakanlığı’na gönderilen ve doğruluğu teyit edilmemiş bir e-postadan oluşuyor.

Söz konusu e-postada, kimliği gizlenen bir kişi, çocukluk dönemine ait olduğunu iddia ettiği bazı anıları aktararak Epstein’in adasında adrenokrom üretildiğini ve organ hasadı yapıldığını öne sürüyor. Ancak bu anlatımlar mahkeme ifadesi, resmi tanıklık ya da adli delil niteliği taşımıyor.

Yetkililer, dosyada yer alan bu tür e-postaların, savcılığa ulaşan tüm ihbarların arşivlenmesi zorunluluğu nedeniyle kayıt altına alındığını belirtiyor. Yani belgenin dosyada bulunması, iddiaların doğru kabul edildiği anlamına gelmiyor.

Adrenokrom nedir, bilimsel olarak ne ifade eder?

Adrenokrom, adrenalinin oksitlenmesiyle ortaya çıkan kimyasal bir bileşik olarak biliniyor. İnsan vücudunda çok düşük miktarlarda oluşabiliyor ve laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilebiliyor.

1960’lı yıllarda adrenokromun bazı psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkili olabileceği düşünülmüş olsa da, bu hipotezler bilimsel olarak doğrulanmadı. Günümüzde adrenokromun gençleştirici, yaşam uzatıcı ya da tedavi edici bir etkisi olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt bulunmuyor.

Adrenokrom komplo teorileri nereden çıktı?

Adrenokrom iddialarının yayılmasında popüler kültürün önemli bir etkisi olduğu görülüyor. Özellikle 1971’de yayımlanan Fear and Loathing in Las Vegas adlı roman ve onun sinema uyarlaması, bu maddenin insanlardan elde edilen psikoaktif bir madde olarak sunulmasına neden oldu.

Daha sonra, 2010’lu yıllarda 4chan gibi platformlarda ortaya çıkan paylaşımlar ve QAnon benzeri komplo teorileri, adrenokromun “elitler tarafından kullanılan gizli bir gençlik iksiri” olduğu iddialarını yaygınlaştırdı. Birçok sosyal medya platformu, bu iddiaların yayılmasını sınırlamak için içerik kaldırma ve hesap kapatma yoluna gitti.

Epstein dosyalarındaki iddialar neden tartışmalı?

Epstein belgelerinde yer alan adrenokrom iddiaları; fotoğraf, video, tıbbi rapor, polis tutanağı veya adli bulgu ile desteklenmiyor. Ayrıca Epstein’in adası Little St. James, ölümünün ardından FBI ve diğer kolluk kuvvetleri tarafından detaylı şekilde incelendi ve kamuoyuna açık raporlar yayımlandı.

Bu raporlarda, yer altı tapınakları veya adrenokrom üretimine dair doğrulanmış bir bulguya yer verilmedi.

Kan nakliyle genç kalmak mümkün mü?

Son yıllarda özellikle milyarderler ve teknoloji girişimcileri arasında, genç donörlerden alınan plazmanın yaşlanmayı yavaşlatabileceği yönünde bir inanç yaygınlaştı. Bu yöntem, “plazma infüzyonu” olarak adlandırılıyor.

Ancak bilim insanları ve sağlık otoriteleri bu uygulamanın kanıta dayalı olmadığını vurguluyor. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), 2019 yılında gençleşme amacıyla yapılan kan nakillerine karşı kamuoyunu uyarmıştı.

Uzmanlara göre bu tür uygulamaların, enfeksiyon riski, alerjik reaksiyonlar ve ateş gibi ciddi yan etkileri bulunuyor.

Bryan Johnson ve gençlik takıntısı tartışmaları neden alevlendirdi?

Teknoloji girişimcisi Bryan Johnson, yaşlanmayı yavaşlatma hedefiyle yaptığı deneysel uygulamalarla son yıllarda sıkça gündeme geliyor. Johnson’ın oğlundan kendisine kan nakli yaptırdığını açıklaması, bu konudaki tartışmaları daha da büyüttü.

Johnson, Epstein ile geçmişte yalnızca kısa bir çevrim içi görüşme yaptığını ve bu teması rahatsız edici bulduğu için sürdürmediğini ifade etti. Buna rağmen, Epstein belgelerinin yeniden gündeme gelmesi, gençlik ve uzun ömür arayışlarıyla ilgili şüpheleri artırdı.

Epstein’in uzun yaşam arayışı belgelerde nasıl yer alıyor?

Belgelerde Epstein’in genetik testler yaptırdığı, kök hücre ve gen düzenleme çalışmalarıyla ilgilendiği görülüyor. Epstein’in, Harvard bağlantılı araştırma projelerine katıldığı ve genom dizileme çalışmalarına denek olduğu da dosyalarda yer alıyor.

Bu çalışmaların amacı, yaşlanmayı tersine çevirmek değil; genetik verilerin bilimsel araştırmalarda kullanılması olarak belirtiliyor. Ancak Epstein’in bu alana olan ilgisi, kamuoyunda farklı yorumlara yol açtı.

Sonuç olarak belgeler ne söylüyor?

Epstein dosyaları, adrenokrom veya kan nakliyle ölümsüzlük iddialarını doğrulayan somut kanıtlar içermiyor. Belgelerde yer alan bu tür iddialar, doğrulanmamış ihbarlar ve komplo teorileri çerçevesinde değerlendiriliyor.

Bilim dünyası ise hem adrenokrom hem de gençlik amacıyla yapılan kan nakillerinin etkili olduğuna dair güvenilir bir veri bulunmadığı konusunda net bir görüşe sahip.

Muhabir: Eylül Baysal