Türkiye siyaseti Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan olaylar nedeniyle hareketli günler geçirirken eski Başbakan ve Dışişleri Bakanı Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yepyeni bir siyasi gündem yaratacak açıklamada bulundu. Sosyal medya üzerinden paylaşımda bulunan Davutoğlu, 2019’da kurulan Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini durdurma kararı aldığını bildirdi. Böylece resmi olarak yaklaşık 59 bin mevcut üyesi bulunan Gelecek Partisi resmen feshedildi.
“Toplumsal Dokuları da Derinden Sarsmaktadır”
Yarının Türkiye'si için başlıklı açıklama yayımlayan Davutoğlu, "İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir. İnsanın varoluşunu anlamlandıran düşünce sistemleri sarsılmakta; yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirmektedir. Arka arkaya yaşanan jeopolitik depremler, savaşlar ve soykırımlar, derinleşen ekonomik adaletsizlikler ve yeni-sömürgeci tahakküm biçimleri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin taşıyıcı sütunlarını yerinden oynatmaktadır. Bu küresel altüst oluş yalnızca uluslararası sistemi değil, bölgesel dengeleri, ulusal kurumları ve toplumsal dokuları da derinden sarsmaktadır” ifadelerine yer verdi.
Gerekli Gördüğü Temel İlkeleri Sıraladı
Türkiye'nin tarihi bir dönüm noktasında bulunduğunu belirten Davutoğlu, ülkenin karşı karşıya olduğu meydan okumaların aşılabilmesi için gerekli gördüğü temel ilkeleri sıralayarak, “Türkiye, bütün bu kırılmaların kesişme noktasındadır. Tarihin fay hatları üzerinde bulunan ülkemiz, aynı anda hem son derece ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkânıyla karşı karşıyadır. Önümüzdeki meydan okumaların risklerini asgariye indirmenin ve tarihin önümüze çıkardığı imkanları kalıcı bir güce dönüştürmenin şartları bellidir: Herkese eşit işleyen adil bir sistem, insan onurunu esas alan demokratik hukuk düzeni, düşünce özgürlüğüne dayalı özgün bir zihniyet dönüşümü, farklılıkları ortak bir aidiyette buluşturan güçlü bir vatandaşlık bilinci, tutarlı bir toplumsal ve siyasi ahlak anlayışı, üreten ve rekabet eden bir ekonomi, refahı topluma yayan sosyal adalet sistemi, ehliyet ve liyakat temelinde işleyen devlet kurumları, meşruiyetini yalnızca ve doğrudan millet iradesinden alan siyasal düzen ve dünyadaki büyük dönüşümleri doğru okuyabilen stratejik bir akıl. Özetle, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişim kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimidir” ifadelerini kullandı.





