Sevgili Hedef okurları,
Sizlere kucak dolusu selamlarımı iletiyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi sorularınız olursa bana mail adresimden ya da yazılarımın altına yorum bırakarak ulaşabilirsiniz. Yazıma başlamadan önce iki hafta önceki yazıma gelen bir kaç soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum.
1-Sedasyon ve genel anestezi farkı nedir?
Bilinçli Sedasyon:
İlacın etkisiyle hastanın bilinç düzeyinde hafif bir azalma ile birlikte hastanın bağımsız ve devamlı olarak hava yolunu koruyabildiği, fiziksel uyarılara ve sözlü komutlara uygun bir şekilde yanıt verebildiği durumdur.
Derin Sedasyon: İlaca bağlı olarak bilinç düzeyinde azalmanın kontrol edilebildiği bununla birlikte hastanın koruyucu hava yolu reflekslerinin kısmen veya tamamen kaybolduğu, sözlü komutlara yetersiz yanıt ile karakterize durumudur. Hasta kolaylıkla uyandırılamamakta fakat tekrarlayan sözlü ya da ağrılı uyarılara anlamlı cevap verebilmektedir.
Sedasyon ile yalnızca çekim yapılabilmektedir.
Genel Anestezi: İlaçlarla sağlanan, geri dönüşümlü, ağrılı uyarana bile yanıtın olmadığı bilinç kaybı durumudur. Dolgu, çekim, kanal tedavisi gibi birçok işlem yapılabilmektedir.
Gelelim bu haftaki konumuza.
Bu haftaki konuyu seçerken pek çok kalıplaşmış bilgileri ve düşünceleri kırmayı amaçladım. Estetik elbette çok göreceli bir kavram bu sebeple aslında tam uygun estetiği yakalamak pek de kolay değildir. Hollywood smile, estetik diş hekimliği, gülüş tasarımı …. adına ne derseniz deyin tüm bunların maalesef ki tek bir kalıbı, tek bir doğrusu yok. Hepimiz o güzel gülüşlü beyaz dişli sanatçılara özeniyoruz mutlaka.
Önemli bir hekim üstadımın da dediği gibi artık biz hekimlerin amacı “birbirinin aynı dişlerle dolaşan insanlar yerine kişiye özel doğal görünümlü gülüşler sağlamak olmalıdır.” Bu sebeple aslında neden estetiğin de göreceli olduğunu anlıyoruz. Yüz tipi, dudak yapısı, göz yapısı, tüm yüzle bunların oranları aslında hepsi bir kriter gülüşünüzü tasarlarken.
Bir takım araştırmalara göre herhangi bir kişiyle ilk tanıştığınızda ilk etkileşim gözlerdir sonrasında ise en uzun süren ilgi ve odak noktası ağız ve diş bölgesidir. Bunun yanı sıra temiz dişler ve güzel bir gülümseme kişinin özgüven ve motivasyonunu da attıran bir durum aslında; iş görüşmeleri ve insan ilişkilerinde de daha başarılı oldukları gözükmektedir.
Peki kişiye özel bu tasarımlar ve işlemler nasıl oluyor?
Daha önce de dediğim gibi mutlaka dişlerini, gülüşünü beğendiğiniz ünlüler ve yakınlarınız olabilir ama bunlar sizin için de doğru kriter demek değildir.
Hekiminizle beraber; dudak yapısı; göz, burun arası mesafe ve oranlar; burun, çene ucu oranları; yüz yapısı ve şekli; cinsiyet; kişinin yaşı; kişinin sosyal konumu; saçlarının uzunluğu; yüz simetrisi gibi birçok karakteristik özellik bir araya gelir ve bu karakteristik özellikleri bir araya getirip kişinin yüzüne uygun dişi bulmak tabii ki hekimin tecrübesi aynı zamanda kişinin isteğiyle de orantılıdır.
Kişinin isteklerini göz arda etmemek lazım ama hekimin tecrübesini de dikkate almak gereklidir. Burada zaten amaç hasta ile hekimin ortak bir paydada bulunmasıdır.
Tüm bu kriterler değerlendirildikten sonra mevcut dişlerinizin konum ve şekline bağlı olarak da tedavi sürecini işlemeye başlar. Çapraşıklık mevcut dişlerde aslında ilk önerdiğimiz işlem yapılacak tüm dişlerin doğru pozisyonlandırılması olsa da genellikle ileri yaş hastalar ortodontik (tel) tedavi sürecini pek istemedikleri için zirkonyum, porselen, lamine uygulamaları, cam seramik gibi gibi pek çok materyalle protezler yapılabilmektedir.
Eksiklik mevcut olan ve bu sebeple gülüşü bozulmuş hastalarda ise yine öncelikle ortodontik tedaviye başvurulabildiği gibi implant veya köprü uygulamalarıyla da bu boşluklar giderilip ideal bir gülüş dizaynı mümkündür.
Siz de daha özgüvenli gülüşler, size özel gülüş tasarıları için mutlaka hekiminize ziyaretinizi ihmal etmeyin. Sağlıklı gülüşler, mutlu günler dilerim.

DİĞER YAZILARI