Birisine güvenmek ona verebileceğiniz en narin ve değerli hediyeyi, kalbinizi vermek gibidir. Güven değerli bir mülk, dikkatle dağıtılması gereken bir hazinedir çünkü arkadaşlığın en güzel yanı, ilişkinin en güçlü bağıdır. Güveninizi verdiğiniz kişinin her şeyini bilmeniz gerekmez. Sahip olduğunuz bağ istisnaidir çünkü. Samimiyetin gelişmesi için güven gerekir. Bu konu psikoloji alanının da ötesine geçer. Güven, sosyal davranışlarımıza şekil veren duygusal bir güçtür. Öyle ki psikoloji ve sosyoloji bilimlerine göre insanlarda görülen güven diğer canlılara kıyasla daha sahicidir ve saklı şeyleri açığa çıkaran bir yapısı vardır. Diğer canlılar kendi türlerinin üyelerine basit içgüdüsel davranışlar aracılığıyla güvenir. İnsanlar da sıklıkla deneyim süzgeçlerini kullanarak bilinçli olarak güven duyar. Bağlarımıza güç veren olumlu bir duygudur güven. Pek az şey, bireyin spesifik kişilik türünü diğer insanlara duyduğu güvenden daha iyi tanımlar. Düşük özgüven, travmatik çocukluk ya da ihanete uğramış olmak bu hediyeyi vermekten alıkoyabilir insanı.

GÜVEN SORUNLARI DUYGUSAL ANLAMDA ÇOK YORUCUDUR

Güvenin psikolojik ve evrimsel faydalarından biri de kendimizi koruma, belirsizlik ve korku içgüdülerimizi geçici olarak askıya alma fırsatı vermesidir bize. Yara almaktan ya da sırtımızdan bıçaklanmaktan korktuğumuz zamanlarda olduğu gibi pek az şey sürekli savunma halinde bulunmaktan daha büyük duygusal bozukluğa sebep olabilir. Birine güvenmek, kişisel ilişkimizi sadeleştirmek için belirsizliği yok etmeyi içerir. Karşınızdaki insanın davranışlarına bir tehdit olarak bakmayı bırakıp gelecekte birbirinize olumlu davranacağınızı ve karşınızdakinin size zarar vermeyeceğini, ışıklarını sizinle paylaşmaya hazır olacaklarını ve size rehberlik edeceklerini varsaymaya başlarsınız. Güven, partneriniz, aile üyeniz ya da arkadaşınız hakkında her şeyi bilmek zorundasınız demek değildir. Bir açıklamaya ihtiyacınızın olmaması demektir. Gözlerine baktığınızda samimiyet görmeniz demektir. Zihinleriniz ahenk içinde demektir. İkiniz arasında talep, kontrol veya sürekli onay ihtiyacı yoktur. Unutmayın, beynimiz gündelik işleri risk olmadan yapmayı tercih eder ve olayları basitleştirmeye ihtiyaç duyar. Beynin yeterli duygusal dengeye ihtiyacı olduğundan güven en iyi silahtır. Bir düşünün, kendimizi adeta otomatik pilotun ellerine bıraktık ve kötü bir şey olmayacağına güvendik.

İNSANLARIN SİZE GÜVENMESİNİ İSTİYORSANIZ ONLARA GÜVENMELİSİNİZ

Biri bizi yarı yolda bıraktığında onlara yeniden güvenmenin çok zor olduğunu kabul ediyoruz. Yarı yolda bırakılmak, bizi başkalarına tekrar güvenmekten alıkoyan derin, kalıcı bir yaradır. Çoğumuzu en derinden yaralayan hayal kırıklıkları bize en yakın insanların ürünüdür. Ama en kötüsü de bu güvensizlik duygusunun hayatımızın tüm alanlarına yayılmasıdır. Herkesten korkan, dinmek bilmez üzüntünüz tarafından toplumun sessiz köşelerine itilmiş bir hayalete dönüşene kadar insanlara olan güveninizi kaybedersiniz. İnsanlar sırtından bıçaklandığında “Bir daha asla kimseye güvenmeyeceğim. İnsanlar canımı acıtıyor. İnsanlar kıymet bilmez ve bencil” gibi şeyler düşünürler. Bu şekilde düşünmek hayatınızda isteseniz de istemeseniz de geri dönülmez bir kaosa sebep olur. İnsanlar hem kalıtımsal hem de evrimsel olarak birbirleriyle bağ kurmaya programlanmıştır. Bağ kurmak için, psikolojimizi, zihnimizi ve duygularımızı güçlendirmek için, hayati zekaya ulaşmak için güven duyarız. Hayati zeka, bizi hayatta kalmaya ve kendimizi gerçekleştirmeye iten bilinç altıdır. Kendimize ve insanlara güven en güçlü cesaret kaynağıdır burada. İsteyin ya da istemeyin, önünde sonunda içimizi birisine açmalı, onları olduğu gibi kabul etmeliyiz ki kendimizi tekrar bulabilelim. Hayatta pek az şey bundan daha tatmin edicidir.