İçinizdeki olumsuz eleştirmeni iyi tanırsınız. O içinizde sizi sürekli eleştiren ve aşağılayan sestir. Sinemada yanınızda oturup size heyecanla beklediğiniz filmi izlerken size olacakları anlatan ve filmi mahveden kişidir. Ya da size önemli bir konuşma sonrasında “bunu şimdi neden söyledin ki?” diye soran, hatalarınızı defalarca yüzünüze vuran sestir. Sizi sürekli başkaları ile kıyaslayan, gururunuzu kıran, hedeflerinize ulaşmanızın imkansız olduğunu söyleyen sestir. Bu iç ses zaman içinde bizi eleştiren insanlar tarafından oluşturulur. Bu insanlar genellikle ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz, kardeşlerimiz, iş arkadaşlarımız ya da patronlarımız gibi hayatımızın her evresinde bizimle birlikte olan insanlardır. Zaman içerisinde onların sesleri, eleştirileri bizim iç sesimize dönüşür. Fakat bu iç ses yapıcı olmaktan oldukça uzaktır; kişiye korku, endişe ve başarısızlık duyguları aşılar.

O KÖTÜ BİR ARKADAŞTIR

Şöyle düşünelim: Olumsuz iç sesinizin çok yakın bir arkadaşınız olduğunu düşünelim. Onu diğer arkadaşlarınızla birlikte eğleneceğiniz bir aktiviteye davet ettiğinizi varsayalım. Etkinlik süresince sizi sürekli yargılayıp eleştirdiğini düşünün. Kıyafetinizden tutun da menüden sipariş ettiğiniz yemeğe kadar her şeyinizle alay edip sizi küçük düşürdüğünü hayal edin. Günün sonunda ondan ayrıldığınızda muhtemelen kendinizi küçük düşmüş, aşağılanmış, hayal kırıklığına uğramış ve değersiz hissedersiniz. Peki, böyle bir olaydan sonra o arkadaşınızı tekrar başka bir etkinliğe gelmesi için davet eder miydiniz? O kişi ile arkadaşlığınızı sürdürür müydünüz? Cevabınız büyük ihtimalle: hayır! Fakat o zaman neden olumsuz iç sesimize her defasında, bize ne kadar zarar verirse versin, bizi ne kadar küçük düşürürse düşürsün hayatımızda kalmasına izin veririz? Kendimize bir başkasına asla söylemeyeceğimiz sözler söyleriz. İşin en acı yanı ise kendimize ne kadar acımasızca davrandığımızın çoğu kez farkında bile değilizdir, ya da daha kötüsü bu sözleri hak ettiğimizi düşünürüz. Bazılarımız içimizde bizi yargılayan iç sesimizin bize motive ettiğini, daha iyi olmamız için bize gaz verdiğini düşünürüz. Bu hatalı bir düşüncedir. Olumsuz iç sesimiz zaman içerisinde mükemmeliyetçi bir kişilik geliştirmemize sebep olur ve mükemmeliyetçilik başarıya giden yoldaki en büyük engellerden biridir. Çoğu zaman kendi değerimizin farkında bile değilizdir. Bazen mikroskobik bir hatamıza odaklanıp büyük resmin güzelliğini görmezden geliriz. Olumsuz iç ses bizi geliştirmez ya da daha iyi yapmaz, aksine o bizi hedeflerimize giden yoldan saptıran en kestirme yoldur.

OLUMSUZ İÇ SESİMİZİ SUSTURMAK

Olumsuz iç sesimizi susturmanın en etkili yöntemi onu fark etmektir. Konuşmaya başladığı an, aynı beğenmediğiniz bir şarkı çalmaya başladığında çalma listenizdeki bir sonraki şarkıya geçmek gibi onu değiştirin. Kendinize acımasız davrandığınızı, bunu hak etmediğinizi hatırlatın. Güzel bir düşünceye ya da gün içerisinde yaptığınız güzel bir davranışa odaklanın. Bir başka yöntem ise olumsuz iç sesimizi olumlu iç sese dönüştürmektir. Her gün hem kendinize hem de sevdiklerinize söyleyebileceğiniz güzel yorumlar düşünün ve aktif olarak dile getirin. Kendiniz ve başkaları için sürekli iyi dileklerde bulunun. Kendinizin değerli olduğunu bilin ve hak ettiğiniz değeri kendinize verin. İç sesinizin özgüveninizi yok etmesine, kendinizden şüphe duymanıza, başarabileceklerinizden sizi alıkoymasına izin vermeyin. İç sesiniz sizi dibe çekmeye çalışan bir el gibidir, size daha derinlere çektikçe güçlenir. Ona dur deyin ve kendinizden asla şüphe duymayın.