Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

KISA KES AYDIN HAVASI OLSUN

KISA KES AYDIN HAVASI OLSUN

Bektaşiye sormuşlar ,
Namaz kılıyor musun?
-Bayramdan bayrama..,
İçki içiyor musun?
-Akşamdan akşama..
Hikayedeki gibi sorsalar ,
-Afeti ne zaman hatırlarsınız ,
-DEPREMDEN ,DEPREME

1999 Gölcük merkezli Marmara depremi bize depremi hatırlatmış ve felaketin boyutlarını göstermişti.
Ama yıllar geçti, unuttuk gittik.
Bu kez 6 Şubat, 11 ili etkileyen deprem afeti Türkiye‘yi onulmaz derin acılara boğdu.
3 hafta geçti üzerinden, ama nedense çok unutkan bir milletiz vesselam,
Önceki 17 Ağustos 1999 depremini de unuttuk gittik ama 24 yıl sonra kendini hatırlattı tekrar.
24 yıl arayla meydana gelen iki deprem, aslında kıta hareketlerine neden olan büyüklükte ve etkili birer afettir.
Bilmeyen okurlarımız için belirtmeme izin verin, birden çok üniversite mezunu olmakla birlikte esas mesleğim İnşaat Mühendisidir.
1999 Gölcük depreminde bir hafta sonra gittiğimiz Adapazarı’nda, yıkılan binaların hasar tespitlerinde gördüğüm manzara, 6 Şubat depremindeki 11 ildeki fotoğraflardan farksızdı.
Ama bu kez 6 Şubatta meydana gelen afette, yardıma koşacak olan komşu illerle birlikte bölgedeki tüm kentler ve ilçeleri hasar gördüğünden felaket çok daha büyük ve etkili oldu.
1999 depreminde gece geldiğimiz Adapazarı, sessizliğin içinde dinleniyor gibiydi.
Sağa sola yıkılan binaların, başımızı kaldırarak göğe baktığımız çatılarının ayağımızın altında olduğunu görmek büyük bir şoktu.
Hiç yıkılmaz sandığımız binaların, adeta diz çöküp dermansız kalmış aciz birer insan gibi yollara serilmesi bir savaş görüntüsünden farksızdı.
6 Şubat depreminden sonra herkes içinde yaşadığı evin depreme ne kadar dayanıklı olduğunu sorgulamaya başladı Aydın’da.
Bir çok eşim dostum, bana da soruyorlar.
“bizim bina nasıldır“ diye soran telefonlar hiç eksik değil.
Hepsine verdiğim kısa yanıtı buradan paylaşmak istiyorum.
“binanız 2000 yılından sonra hazır beton ile yapıldıysa maça 1-0 önde başlıyorsunuz.”
Neden bu tarih milat olarak kabul ediliyor?
17 Nisan 2000 tarihinde, bürokrat olarak Aydın Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünde görev yaptığım dönemde Valilik kararıyla “Aydın İl genelinde tüm inşaatlarda hazır fabrikasyon beton kullanımı“ zorunlu standart olarak karar alınmasını hazırlayan bir kamu görevlisi olarak 1.Deprem bölgesinde Aydın için verilen en gerekli bir karardı.
Çıkar grupları tarafından engellenmeye çalışılsa da aldığımız bu karar ile 2000 yılından bu yana, çeyrek yüzyıldır Aydın’da yapılar en azından hazır beton ile yapıldığından can kaybını en aza indirerek, içinden sağ çıkabilmek mümkün olacaktır.
Ancak 2000 yılından daha önce ve sokak aralarında elle dökülen beton ile yapılan yapıların yoğun olduğu çok katlı binaların mutlaka incelenmesi gerekmektedir.
Gözlerin Ege bölgesindeki diri faylara çevrildiği bugünlerde olası depremlerde en büyük risk işte bu elle dökülen 2000 yılından önce yapılmış çok katlı apartmanlarda yaşanabilecek can ve mal kaybına neden olabilecek hasarlardır.
İş işten geçmeden, bu alınacak son ders olmalıdır.
24 yıl arayla Gölcük ve 11 ilde meydana gelen büyük afetlerden ders çıkararak, yerel ve merkezi idareler meslek odaları ile birlikte işbirliği yaparak bilinen önlemler hemen alınmalıdır.

Aydın’da henüz kentsel dönüşümü yapılmayan, ve içinde yaşanan eski ve elle dökülen betonla yapılmış binlerce konut ve yapı stoğu ortada.
Korkunun ecele faydası yok..!

Tabiat, insanların çıkardıkları yasaları değil, kendi yasalarını uygular.
Hem de kimseyi kayırmadan ve torpil geçmeden..!
Çünkü insanların yaptıkları yasalar, tabiatın ve bilimin yasalarına her zaman yenik düşmeye mahkumdur.
Artık doğa ile barışık yaşamayı öğrenmeliyiz.

***
Sevgili HEDEF Gazetesi ve internet sitesi okurlarımız ile her Pazartesi KISA KES AYDIN HAVASI OLSUN köşe yazılarım ve araştırma haberlerim ile birlikte olacağız.
Hepimize iyi hafta dileklerimle.

[email protected]


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Özçakır Arşivi
SON YAZILAR