Aydın’da şubat ayında Büyük Menderes Nehri’nin taşması sonucu meydana gelen sel felaketi, Söke Ovası’ndaki tarım arazilerinde ciddi tahribata yol açtı. Afetten en çok etkilenen alanlardan Akçakaya–Pamukçular ovalarında pek çok üreticinin tarlası sular altında kalırken, Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri’nin yaklaşık 700 dönümlük arazisi de zarar gördü. Taşkın sonrası geniş bir gölü andıran ovada su yüksekliği bazı noktalarda 1,5 metreye ulaştı. Yaşanan bu durum üreticiler arasında büyük kaygı yaratırken, Başkan Tanyeri ile birlikte arazileri zarar gören çiftçiler Aydın Karakaya, Akın Civan, Mehmet Geriş ve Mehmet Kabak, yaptıkları açıklamalarda bölgedeki tarımsal kaybın boyutunu bir kez daha ortaya koydu.

“CİDDİ KAYIPLAR YAŞAYACAĞIZ”

Yaşanan olaylara değinen Başkan Tanyeri, “Şubat ayında yaşanan yoğun yağışlar nedeniyle bölgemizde ciddi bir taşkın meydana gelmişti. Bugün geldiğimiz noktada maalesef aynı bölgede ikinci kez benzer bir taşkınla karşı karşıyayız. Söke Ovası’nda yaklaşık 80 bin dönüm arazi, Şubat ayında olduğu gibi yeniden sular altında kaldı. Bu alanın yaklaşık yüzde 95’i buğday ekiliydi ve ne yazık ki ürünlerin büyük bölümü tamamen zarar gördü. Şimdi önümüzde ikinci ürün ekimi süreci var. Normal şartlarda Mayıs ayında bu arazilere yeniden ekim yapmamız gerekiyor. Ancak bugün itibarıyla yağışların devam etmesi bizi ciddi anlamda tedirgin ediyor. Eğer ekim süreci Haziran ayına kalırsa, hem verim hem de ürün kalitesi açısından ciddi kayıplar yaşayacağız” dedi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“165 BİN DÖNÜM ARAZİ TAŞKINDAN ETKİLENMİŞ DURUMDA”

Her üreticinin TARSİM kapsamında olmadığından bahseden Başkan Tanyeri, “Bu süreçte üreticiler olarak önemli bir girdi maliyetine katlandık. Dekar başına 3 bin ile 5 bin lira arasında değişen maliyetlerimiz oldu ve bunların tamamı heba oldu. Aynı zamanda ikinci ürün için de geç kalma riskiyle karşı karşıyayız. Açıkça söylemek gerekirse, üreticiler olarak ikinci bir darbe daha kaldıracak gücümüz yok. Aydın genelinde toplamda 165 bin dönüm arazi taşkından etkilenmiş durumda. Bunun 80 bin dönümü Söke’de bulunuyor. Bu nedenle bu bölgenin acilen afet kapsamına alınmasını talep ediyoruz. Çünkü arazilerimizin önemli bir kısmı TARSİM sigortası kapsamında değil. Sigortalı üreticiler belli ölçüde zararlarını karşılayabilecek olsa da sigortası olmayan çiftçilerimiz için devletimizin destek sağlaması hayati önem taşıyor” ifadelerine yer verdi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“GENİŞ BİR KESİMİ KAPSADIĞINI AÇIKÇA GÖSTERİYOR”

Aydın’ın diğer şehirlere göre daha fazla etkilendiğinden bahseden Başkan Tanyeri, “Üretici sayısını net olarak ifade edemem ancak etkilenen alanın büyüklüğü, mağduriyetin ne kadar geniş bir kesimi kapsadığını açıkça gösteriyor. Son dönemde ülke genelinde yağışların arttığını görüyoruz. İzmir, Antalya, Adana ve Mersin gibi birçok ilde de taşkınlar yaşanıyor. Ancak edindiğimiz bilgilere göre en büyük etki Aydın’da görülüyor. Elbette diğer bölgelerdeki üreticilerin de desteklenmesi gerekiyor, ancak Aydın’daki 165 bin dönümlük alan için acil bir çözüm bekliyoruz” diye konuştu.

Nazilli’de 23 Nisan coşkusu futbol turnuvasıyla başladı
Nazilli’de 23 Nisan coşkusu futbol turnuvasıyla başladı
İçeriği Görüntüle

“BUĞDAY EKİMİNE YÖNELMİŞTİK”

Yeniden taşkın olması durumunda ürün ekme şanslarının azalacağından söz eden Başkan Tanyeri, “Öte yandan, son 5-6 yıldır ciddi bir kuraklık yaşıyorduk. Bu nedenle bu yıl pamuk yerine buğday ekimine yönelmiştik. Ancak şimdi de aşırı yağış nedeniyle taşkınlarla karşı karşıyayız. İklim değişikliğinin etkilerini çok net bir şekilde hissediyoruz. İnşallah üçüncü bir taşkın yaşanmaz. Çünkü mevcut suyun çekilmesi bile Mayıs sonu, Haziran başını bulabilir. Eğer yeniden taşkın olursa, bu yıl ürün ekme şansımız tamamen ortadan kalkar. Şunu da özellikle belirtmek isterim: Haziran ayından sonra yapılacak ekimin bir anlamı yok. Çünkü bu tarihten sonra ekilen ürünlerden yeterli verim ve kaliteyi almak mümkün değildir” dedi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“EN FAZLA ETKİLENEN BÖLGELERDEN BİRİ OLDU”

Söke’deki durumun ciddiyetinden bahseden Başkan Tanyeri, “Bizler yağmura karşı değiliz. Aksine yıllardır kuraklıkla mücadele ettik ve yağışları bekledik. Barajlarımızda su yoktu, üretimi kısıtlı imkanlarla sürdürüyorduk. Ancak bu yıl yağışlar olması gerekenden fazla oldu ve taşkına dönüştü. Söke, hem kuraklıktan hem de aşırı yağıştan en fazla etkilenen bölgelerden biri oldu. Temennimiz, yağışların bir an önce normale dönmesi, suların çekilmesi ve üretime yeniden sağlıklı bir şekilde devam edebilmemizdir. En büyük beklentimiz ise devletimizin bu süreçte yanımızda olması ve bölgemizin afet kapsamına alınarak üreticilerin desteklenmesidir” ifadelerini kullandı.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“HASAT ALMAK MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR”

Kuraklık döneminde yaşananlardan söz eden Karakaya, “Söke ilçesine bağlı Burunköy’de çiftçilik yapıyorum. Sadece Burunköy’de değil; Akçakaya, Çalıköy ve Bağarası çevresinde de arazilerimiz bulunuyor. Aile işletmesi olarak iki kardeş birlikte çalışıyoruz ve toplamda yaklaşık 600-650 dönüm arazi işliyoruz. Bu arazinin yaklaşık 430 dönümüne bu yıl buğday ektik. Buğday ekmemizin en büyük nedeni, son yıllarda yaşanan kuraklık ve su sıkıntısıydı. Ancak bu yıl yaşanan aşırı yağışlar ve taşkınlar nedeniyle yaklaşık 360-375 dönüm arazimiz tamamen sular altında kaldı. Üstelik bu alanlar hala suyun içinde ve kurtarma şansımız neredeyse hiç yok. Ürünler çürüdü, eridi ve toprak balçık haline geldi. Bu saatten sonra bu arazilerden hasat almak mümkün görünmüyor” ifadelerine yer verdi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“İKİNCİ KEZ GÜBRE VE İLÇA UYGULAMASI YAPTIK”

İkinci taşkından sonra işlerin daha çıkılmaz bir hal aldığından bahseden Karakaya, “Ne yazık ki bu yıl TARSİM sigortası da yaptıramadık. Önceki yıllarda düzenli olarak yaptırıyorduk ancak bu sezon çeşitli sebeplerle yaptıramadık. Şu anda elimizde kalan araziler için sigorta yaptırmak istedik ancak su basmış ve zarar görmüş alanlar sigorta kapsamına alınmıyor. Bu da bizi daha da zor durumda bırakıyor. Maliyetlerimize baktığımızda, dekar başına ortalama 3 ila 4 bin lira arasında bir giderimiz var. Mazot, işçilik, gübre, ilaç ve tohum gibi kalemlerle birlikte ciddi bir maliyet oluştu. Ayrıca bazı alanlara gübre ve ilaç uygulaması da yaptık. Bu hesapla şu anki toplam zararımız çok fazla. Bizim durumumuzda, ilk taşkından sonra arazilerimiz hiç tamamen toparlanmadı. Su çekilmediği için yeniden müdahale etme ya da ürünü kurtarma şansımız olmadı. Bu nedenle ikinci taşkınla birlikte tamamen umudumuzu kaybettik” dedi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“CİDDİ BİR GELİR KAYBI ANLAMINA GELİYOR”

Haziran ortasında ekim yapılması durumunda verimin azalacağından söz eden Karakaya, “Önümüzdeki süreçte ne ekeceğimiz de belirsiz. Pamuk ekmeyi düşünüyoruz ancak onda da maliyet yüksek ve fiyatlar tatmin edici değil. Ayçiçeği bir alternatif olabilir ama genel anlamda kararsızız. Çünkü tarlaların ne zaman işlenebilir hale geleceği de belli değil. Şu anki şartlarda Mayıs ayından önce bu arazilere girilmesi mümkün görünmüyor. Bazı bölgelerde ise Haziran ortasını bulabilir. Ekim ne kadar gecikirse verim de o kadar düşer. Örneğin, Mayıs başında ekilen bir pamuktan dekarda 500-600 kilo verim alınabilirken, Haziran ortasında ekilen üründen ancak 300 kilo civarında verim alınabilir. Bu da ciddi bir gelir kaybı anlamına geliyor” diye konuştu.

“BİR AN ÖNCE ÇÖZÜLMESİNİ BEKLİYORUZ”

Maliyetlerin çiftçileri zor durumda bıraktığından bahseden Karakaya, “Son yıllarda zaten çiftçi olarak kendi sermayemizden yemeye başladık. Artan mazot, gübre ve ilaç fiyatları karşısında ayakta kalmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bu işi sürdüremeyen birçok kişi üretimi bıraktı. Biz ise yıllardır bu işi yaptığımız için devam etmeye çalışıyoruz. Ben 55 yaşındayım ve bu saatten sonra başka bir iş yapma şansım yok. Bu nedenle Devletimizden en büyük beklentimiz, bu bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi ve çiftçilere verilen desteklerin artırılmasıdır. Özellikle mazot ve girdi desteklerinin artırılması gerekiyor. Aksi halde çiftçinin bu şartlarda ayakta kalması çok zor. Kısacası, şu an ciddi bir mağduriyet yaşıyoruz ve bu durumun bir an önce çözülmesini bekliyoruz” dedi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“ÜRETİME DEVAM ETMEYE ÇALIŞTIK”

Tamamen zarar görmeyen arazilerin ikinci taşkında daha beter hale geldiğinden bahseden Kabak, “Yaklaşık 15-16 yaşlarımdan bu yana çiftçilik yapıyorum. Hala aile tarımı şeklinde üretime devam ediyoruz. Bu yıl buğday ekmemizin en büyük nedeni, artan maliyetler karşısında sermayemizin tükenmiş olmasıdır. Uzun süredir masrafların altında eziliyoruz ve artık pamuk gibi yüksek maliyetli ürünleri ekemez hale geldik. Bu yüzden daha düşük maliyetli olduğu için buğdaya yöneldik. Aile olarak yaklaşık 900 dönümün üzerinde arazi işliyoruz. İlk taşkından sonra arazilerimizi kontrol ettik. Tamamen zarar görmeyen, nispeten kurtarılabilir alanlar olduğunu düşündüğümüz yerler vardı. “Hiç değilse bu yıl tamamen kaybolmasın, bir miktar ürün alalım ve borçlarımızın bir kısmını karşılayalım” diyerek bu alanlara yeniden gübre attık, ilaçlama yaptık ve tekrar üretime devam etmeye çalıştık” ifadelerine yer verdi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“BÜYÜK ÖLÇÜDE ZARAR GÖRDÜ”

Ciddi bir borç yüküyle karşı karşıya olduklarından bahseden Kabak, “Ancak beklemediğimiz şekilde ikinci bir taşkın yaşandı ve bu sefer o kurtarmaya çalıştığımız alanlar da büyük ölçüde zarar gördü. Bu ikinci taşkın bizim için adeta bir kabus oldu. Artık bu saatten sonra buğdaydan verim alma ihtimalimiz çok düşük. Çünkü havalar ısınmaya başladı ve buğdayın uzun süre suyun içinde kalması ürünü tamamen çürütür. İlk etapta dekar başına yaklaşık 3 bin lira civarında bir maliyetimiz vardı. Ancak ikinci taşkından sonra yaptığımız ek gübreleme ve ilaçlamalarla birlikte bu maliyet 4 bin liranın üzerine çıktı. Toplamda baktığımızda, sadece gübre ve ilaç giderleri dahil olmak üzere yaklaşık 3 milyon lira civarında bir maliyet ve borç yüküyle karşı karşıyayız. Üstelik bu borçların büyük bir kısmı hasat dönemine, yani Haziran vadeli olarak alınmış durumda” dedi.

“DURUM SADECE BİZİMLE SINIRLI DEĞİL”

Diğer bölgelerdeki çiftçilerin durumuna değinen Kabak, “Ben yaklaşık 40 yıldır çiftçilik yapıyorum. Daha önce de taşkınlar gördük ancak bu kadar uzun süreli ve yıkıcı bir afetle ilk kez karşılaşıyoruz. Biz aslında tamamen kaybetmemek adına bazı alanlarda “hiç değilse tane alalım” diye düşündük. Belki ürünün tamamı gitmez, bir kısmını kurtarırız ve borçlarımızın bir bölümünü öderiz diye umut ettik. Ancak ikinci taşkınla birlikte bu ihtimal de ortadan kalktı. Bu durum sadece benimle sınırlı değil. Burunköy, Akçakaya, Pamukçular, Nalbantlar gibi birçok bölgede çiftçiler aynı durumda. Bizim ovamızda yaklaşık 40 bin dönüm arazi bulunuyor ve bunun çok büyük bir kısmı zarar gördü. Neredeyse 37-38 bin dönümlük alan taşkından etkilendi. Bölgede 3 bin dönüme kadar arazi işleyen çiftçiler var ve onların da ciddi kayıpları söz konusu” diye konuştu.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“DEVELETİMİZDEN BEKLENTİMİZ GEREKLİ DESTEĞİN SAĞLANMASIDIR”

Destek beklediklerini yineleyen Kabak, “Eskiden taşkın olurdu, su çekilirdi ve ürün bir şekilde toparlanırdı. Ancak bu yıl gelen su çekilmediği gibi, üstüne bir de ikinci taşkın yaşandı ve bu durum üretimi tamamen bitirme noktasına getirdi. TARSİM konusunda da belirsizlikler var. Arazilerin bir kısmı sigortalı, bir kısmı değil. Ne kadarının karşılanacağı, nasıl bir ödeme yapılacağı konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Bu nedenle tek beklentimiz sigorta değil, doğrudan devlet desteğidir. Bugün bölgede konuştuğumuz tüm çiftçilerin ortak talebi aynıdır: Bu bölgenin afet kapsamına alınması. Çünkü hepimiz büyük bir mağduriyet yaşıyoruz ve kendi imkanlarımızla bunun altından kalkmamız mümkün değil. Devletimizden ve yetkililerden beklentimiz, bu mağduriyetin bir an önce görülmesi ve gerekli desteğin sağlanmasıdır” dedi.

“TARSİM SİGORTASI KONUSUNDA CİDDİ SORUNLAR YAŞIYORUZ”

Mahsullerin büyük bir oranının zarar gördüğünden bahseden Civan ise, “Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Burunköy’de yaşıyorum ve çiftçilikle uğraşıyorum. Şu anda arazilerimizin büyük bir kısmı su altında. Ekili mahsullerimizin yaklaşık yüzde 70’i taşkın nedeniyle zarar görmüş durumda. Üstelik ikinci bir taşkın daha yaşandı ve bu da zararımızı daha da artırdı. Biz geçimimizi tamamen tarımdan sağlıyoruz. Hepimizin ailesi, çocukları, bakmakla yükümlü olduğu insanlar var. Ancak şu an yaptığımız tüm masraflar, verdiğimiz emekler adeta boşa gitti. Bu yaşananlar elbette doğal bir afet ama bu bölgenin afet kapsamına alınması ve devletimizin bize destek olması hayati önem taşıyor. TARSİM sigortası konusunda da ciddi sorunlar yaşıyoruz. Benim arazilerimin bir kısmı sigortalı değil ve şu anda sigorta yaptırmak istediğimiz alanlar da kabul edilmiyor. Yağış ve zarar oluştuğu için sigorta kapsamına alınmıyor. Hatta ileride olası bir yangın riskine karşı sigorta yaptırmak istedik, onu dahi kabul etmediler. Bu durumda, mahsul tamamen kuruduğunda yaşanabilecek bir yangında tüm emeğimiz tamamen yok olabilir” ifadelerini kullandı.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“AYÇİÇEĞİNE YÖNELMEK ZORUNDA KALACAĞIZ”

Gübre ve mazot maliyetlerinden söz eden Civan, “Arazilerimde buğday ekiliydi. Ancak yaşananlardan sonra ne ekeceğimiz konusunda büyük bir belirsizlik içindeyiz. Zamanında ekim yapabilirsek pamuk düşünebiliriz, ancak gecikme olursa ayçiçeğine yönelmek zorunda kalacağız. Bugün çiftçi ne ekeceğini, ne yapacağını bilemez durumda. Çünkü hem ürün fiyatları düşük hem de girdi maliyetleri çok yüksek. Örneğin iki yıl önce 300 liraya aldığımız gübre bugün bin 600-bin 700 liraya çıktı. Mazot fiyatları da aynı şekilde sürekli artıyor” dedi.

“DEVLETİMİZİN ÇİFTÇİYE DESTEK OLMASI GEREKİYOR”

Zararının oranının ilerleyen süreçte katlanacağından bahseden Civan, “Şu anda yaklaşık 150 dönüm arazim su altında ve bugüne kadar oluşan zararım 500-600 bin lira civarında. Ancak bu sadece mevcut zarar. İlerleyen süreçte ekim yapamazsak ve giderlerimiz artmaya devam ederse bu zarar 1 milyon lirayı bulacak. Çünkü hem yeniden üretim için harcama yapmamız gerekecek hem de elimizde ekilecek sağlıklı arazi kalmadı. Bu da bizi tamamen kendi imkanlarımızla ayakta kalmaya zorlayacak. Bölgede tüm çiftçiler aynı durumda ve hepimiz aynı şeyi konuşuyoruz. En büyük beklentimiz, Aydın’ın Söke, Burunköy, Koçarlı ve Bağarası ovalarının afet kapsamına alınmasıdır. Devletimizin bu süreçte çiftçiye destek olması gerekiyor. Kısacası, ciddi bir mağduriyet yaşıyoruz ve bu mağduriyetin giderilmesi için yetkililerden acil destek bekliyoruz” diye konuştu.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

Bölgenin afet kapsamında alınmasının önemini vurgulayan Geriş ise “Bu yıl, artan girdi maliyetleri, kuraklık ve pamuk fiyatlarının düşük olması nedeniyle pamuk ekiminden vazgeçerek buğday ekmeyi tercih ettik. Ancak aşırı yağışlar ve yaşanan taşkınlar sonucunda arazilerimiz sular altında kaldı. Bu nedenle büyük bir mağduriyet yaşıyoruz ve bölgemizin devlet tarafından afet bölgesi ilan edilmesini talep ediyoruz. Toplamda 380 dekar arazi ekiyorum ve bu yıl tamamını buğday ektim. Ancak arazilerimin önemli bir kısmı taşkın sular altında kaldı. Sular tamamen çekilmeden net tabloyu görmek zor olsa da, şu an su altında kalan alanlarda ürünün büyük ölçüde zarar gördüğü açık. Bu alanların kurtarılması artık pek mümkün görünmüyor” dedi.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“ZARARLARIN NASIL KARŞILANACAĞI BELİRSİZ”

TARSİM’in zararları karşılaması konusunda kafasında soru işaretleri olduğunu belirten Geriş, “Benim özelimde dekar maliyeti yaklaşık 4 bin lira civarında. Yaklaşık 100 dönüm arazimin zarar gördüğünü düşündüğümüzde, bugüne kadar oluşan zararım 400 bin lira civarında. Ancak bu sadece şu anki maliyet. İlerleyen süreçte ekim yapamazsak veya verim alamazsak zararımız daha da artacak. TARSİM’in zararları karşılayacağı söyleniyor ancak bu konuda net bir güvence hissedemiyoruz. Çünkü bazı araziler tamamen su altında kaldığı için biçim dahi yapılamayacak. Bu durumda zararların nasıl karşılanacağı belirsiz. Bu yüzden afet bölgesi ilan edilmesi bizim için çok daha önemli. Devletimizin doğrudan destek sağlaması gerekiyor” diye konuştu.

“PAMUKTAN KAZANÇ SAĞLAYAMIYORUZ”

Bu denli bir olayla ilk kez karşılaştıklarını aktaran Geriş, “Ben 15 yaşımdan beri çiftçilik yapıyorum, şu an 65 yaşındayım. Yıllardır bu işin içindeyim ama Söke Ovası’nda bu ölçekte bir afeti ilk kez yaşıyorum. Daha önce de olumsuzluklar yaşadık ancak bu yılki durum çok daha ağır. Bu sadece benim değil, bölgedeki tüm çiftçilerin sorunu. Akçakaya, Koçarlı, Beyköy ve çevresindeki geniş bir alan bu afetten etkilenmiş durumda. Herkes aynı mağduriyeti yaşıyor. Önümüzdeki süreçte ne ekeceğimiz ise tamamen suların ne zaman çekileceğine bağlı. Eğer zamanında çekilirse ayçiçeği gibi alternatif ürünlere yönelebiliriz. Ancak pamuk, yüksek maliyet ve düşük fiyat nedeniyle şu an cazip değil. Zaten son iki yıldır pamuktan kazanç sağlayamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Söke’deki çiftçinin feryadı acı tabloyu gözler önüne serdi

“ZARARIN BÜYÜMESİNE NEDEN OLDU”

Böyle giderse borçları ödeme şansları olmadığından bahseden Geriş, “Önümüzde bir de borç yükü var. Gübre, ilaç ve diğer girdiler için alınan krediler ödenmek zorunda. Eğer yeniden ekim yapamazsak ya da ürün alamazsak bu borçları ödeme şansımız yok. Bu da mağduriyetimizi daha da artıracak. Kısacası, biz çiftçiler olarak zor durumdayız. Devlet büyüklerimizden, yetkililerden ve milletvekillerimizden beklentimiz; bu bölgenin bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi ve çiftçilere gerekli desteğin sağlanmasıdır” dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ