Topluluk önünde konuşma korkusu, bir başka adı ile glossofobi, çok sık görülen bir durumdur. Glossofobi, sözlü olarak topluluk karşısında yapılan her türlü performans esnasında yaşanan korku, heyecan ve kaygıdan ortaya çıkar. Dört kişiden biri topluluk karşısında kendi fikirlerini ya da herhangi bir bilgiyi paylaşırken huzursuzluk ve heyecan duyguları yaşadığını söyleyecektir. Topluluk önünde konuşmak, bir yetenek değil, bir yetkinliktir. İsteyen herkes, konuşma yaparken nelere dikkat edeceğini öğrenerek, iyi bir konuşmacı olabilir. Her insan, çalışıp öğrenerek, öğrendiklerini uygulayarak, zamanla deneyim kazanarak bu yetkinliği geliştirebilir. Topluluk karşısında konuşma korkumuzu yenmek bize kariyerimiz açısından yardım ederken aynı zamanda insanlarla olan sosyal ilişkilerimizi de kuvvetlendirir.
NEDEN KORKUYORUZ?
Peki, neden topluluk önünde konuşmak bizler için bu kadar korkutucudur? İnsan yargılanmadığından emin olduğu zaman rahat konuşur. Bizler topluluk karşısına geçince, dinleyicilerin duruşumuzu, dış görünüşümüzü, davranışlarımızı, düşüncelerimizi, konuşmamızı, bilgilerimizi yargılayacağından endişe duyarız. Topluluk önünde kendimizi savunmasız hissederiz. Bütün eksiklerimizin ortaya çıkacağı hissine kapılırız. Bu psikolojinin etkisiyle çoğumuz topluluk karşısında mükemmel olmayı hedefleriz. Hem görünüşümüzün hem de konuşmalarımızın hatasız olmasını isteriz. Bu mükemmellik çabası insanı olduğundan bambaşka bir insana dönüştürür. Normal şartlarda yakınlarının önünde kendini çok iyi ifade eden kişi gider ve yerine gergin, kendisi gibi olamayan, tuhaf bir insan gelir. Bu gerginlik yüzünden çoğu insan toplum karşısında konuşma yapmamak için türlü bahaneler uydurur. İnsanın topluluk önünde heyecanlanması aslında oldukça doğaldır. Bu heyecan, konuşmanın enerjisini artırır. Eğer iyi yönetilirse, konuşmacının heyecanı dinleyenlere çok olumlu yansır. Ama eğer konuşma yapacak insan aşırı gerginse o zaman bu durum hem kendisini hem de dinleyenleri olumsuz etkiler.
NELER YAPMALI?
1- İnsanın kendisini konuşma yapacağı ortamda gözünün önüne getirmesi, o anı önceden gözünde canlandırması yararlı olacaktır. Bir konuşmaya hazırlanırken insanın dinleyicileri ve sahneyi gözünün önüne getirip hayal etmesi insana o anı önceden yaşatır. Böylece kişi korktuğu duruma duyarsızlık geliştirir.
2- Tanımadığı bir topluluk karşısında konuşacaksa, konuşmacı mutlaka o topluluk hakkında bilgi edinmeli. Kime konuşacağını bilmeyen insan iyi bir konuşma yapamaz. Konuşma yapmak konuşmacıyla dinleyiciler arasında bir enerji alışverişidir. Olumlu bir etki yaratmak için her konuşmacının konuşacağı topluluğu önceden tanıması gerekir.
3- İyi bir konuşma yapmanın olmazsa olmaz koşulu iyi hazırlık yapmaktır. İnsan ne kadar yetenekli olursa olsun başarılı konuşma yapmak için iyi hazırlanması ve prova yapması gerekir. İnsan çok iyi bildiği bir konuda bile ancak çok iyi hazırlık yaptığı zaman iyi bir konuşma yapabilecek seviyeye gelir.
4- İyi konuşma yapmak isteyen her insanın samimi ve doğal olması gerekir. Çoğu insan topluluk önünde konuşurken olduğundan daha bilgili, güçlü ya da etkileyici görünmeye çalışır. Bu çaba aslında tam tersi bir etki yaratır. Konuşma sırasında insanın hata yapması çok büyük bir sorun değildir. Aksine hatalar konuşmacıyı daha “insani” kılar. Dinleyenler, konuşma yapan insanın mükemmel bir konuşmacı olmasını değil, içten olmasını beklerler.
5- Topluluk önünde konuşma yapmak için mutlaka yazılı bir metin hazırlamak gerekmez. Bazı insanlar söyleyecekleri her kelimeyi yazmayı tercih ederler. Bazıları notlar alır ve bunlara bakarak konuşur. Bazıları ise not kullanmadan konuşma yapmayı tercih eder. Ama hiç bir konuşmacının başını öne eğip, önündeki kağıttan okuması doğru değildir. Konuşmacının mutlaka dinleyicilerle ilişki içinde olacağı, onlarla bağ kuracağı bir tarzının olması gerekir. Konuşma yaparken, dinleyicilerle göz teması kurmak çok önemlidir. İnsanlarla bağ kurmak için, her konuşmacının dinleyenlerle göz teması içinde olması gerekir.