Son yıllarda dünya çapında artan kirlilik oranlarından hepimiz haberdarız. Benim dikkatimi çeken kirlilik tabi ki topraklarımızdaki kirlilik konusu. Topraklarımızda meydana gelen istenmeyen, çevremize zarar veren, topraktaki yaşayan organizmalarla bitkilerin yaşamını tehdit eden her türlü fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişimlere toprak kirliliği deniliyor.


Toprak kirliliğinden yalnızca topraktaki mikroorganizmalar etkileniyor gibi görünse de bu sorun ekosistemin en küçük zincirini bile etkiliyor. Toprak kirliliğiyle besin kaynaklarımız kirlenir, ürün verimliliği düşer ve toprağın tarımsal kalitesi azalır. Topraklarımızdaki kirliliğin en büyük nedenlerinden biri de kimyasal gübrelerdir. Örneğin tarımda kullanılan böcek ilaçları hasatlara zarar veren böcekleri ve diğer canlıları öldürür fakat aynı zamanda toprağı kirleterek kimyasal artıkların da insan vücudunda birikmesine neden olur.


Toprak kirliliğinin bir diğer büyük nedeni doğaya atılan maddelerin yaydığı toksik etkidir. Yasal olmayan çöp dökümü ile atıklarda bulunan kimyasallar toprakları kirleterek insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Evlerde ve fabrikalarda kullanılan atık suların düzgün yönetilmemesi sonucunda toprağa karışan sular da toprakları kirletiyor. Tarımda kullanılan kimyasal ilaçlar hem tarım ürünleri aracılığı ile bize zarar veriyor hem de toprağın verimlilik kalitesini düşürüyor.

Aydın, tarım kentidir. Topraklarımız günden güne çevresel faktörlerden dolayı kirletilmekte, topraktan alınan verim ise azalmakta. Bu sorunun daha fazla büyümemesi için bir an önce önlemimizi almalıyız. Pandemi döneminde bir kez daha farkına vardığımız bir gerçek olan tarımın, ne denli önemli olduğunu görmüş olduk. İnsanların yaşamak için tarıma ihtiyacı var. Bu yüzden topraklarımızı korumalı, bilinçli tarıma yönelmeliyiz. Bu sorunun en az su kadar önemli olduğunun da farkına varmak, hem bizler hem de geleceğimiz için yaşamsal bir gerekliliktir.