Aydın Hedef Gazetesi'nden Betül Ulaşzade'nin haberine göre; Söke ilçesinde bulunan sanayi sitesinde 11 yıldır yedek parça esnafı olarak faaliyet gösteren Erdem Tan, oto tamir sektöründe yaşanan fiyat tartışmalarına ilişkin Aydın Hedef Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bazı tamircilerin aslında yüksek olan işçilik ücretlerini gizlemek için yedek parça fiyatlarını bahane ederek müşterilere yüksek fiyat çıkardığını belirten Tan, artan maliyetlerin sadece parça fiyatlarından kaynaklanmadığını ifade etti. Türkiye’de yerli üretim olarak satılan birçok parçanın da aslında dışa bağımlı olduğunu dile getiren Tan, ekonomideki genel gelişmelerin de fiyatlara doğrudan yansıdığını belirtti. Sistemde denetim eksikliği olduğunu aktaran Tan, bir araçta yapılan işlemler üzerinden işçilik ve parça maliyetlerini karşılaştırdı. Vatandaşların çoğu zaman yapılan işlemleri sorgulamadığını dile getiren Tan, bazı durumlarda parça fiyatlarının müşteriye farklı söylendiğini aktararak uyardı. Fiyat farkları konusunda müşterilere sahada fiyat araştırması yapmasını tavsiye eden Tan, sektörün bilinmeyenlerine ışık tutarak vatandaşlara dikkatli olmaları konusunda çağrıda bulundu.
“İLK YILLAR GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL PARA KAZANDIK”
Ham madde dolayısıyla yedek parça maliyetlerinin arttığını dile getiren Tan, “Yaklaşık 11 yıldır yedek parça sektöründe çalışıyorum. İlk yıllarda gerçekten çok güzel paralar kazandık. İlk 4–5 yıl, yani yaklaşık 2019–2020’ye kadar sektör oldukça iyiydi. Ancak 2020’de pandemiden sonra herkesin bildiği gibi bütün ürünlere zam geldi. Yedek parçaların da büyük çoğunluğu yurt dışından geliyor. Zaten neredeyse yüzde 99’u ithal ürün. Türkiye’de yerli üretim olduğunu söyleyen firmalar da var ama onların da kullandığı ham maddelerin çoğu yurt dışından geliyor. Sen ham maddeyi üretmeden bir ürünü burada üretirsen, o tam anlamıyla yerli üretim sayılmaz. Bu yüzden yerli üretim diye satılan parçalara da sürekli zam geliyor. İşçilik pahalı, vergiler yüksek. Devletin aldığı vergiler, sigorta yükü, KDV, stopaj gibi kalemler de maliyetleri ciddi şekilde artırıyor. Şu anda esnafın en büyük problemlerinden biri de bu zaten. Birçok esnaf sigorta borçlarını ödeyemiyor, çünkü kira ve diğer giderleri ödedikten sonra sigorta için para kalmayabiliyor” dedi.

“İKİSİNE YAPILAN ZAM AYNI DEĞİL”
Oto tamir sektöründe işçilik maliyetlerinin fazlasıyla arttığına dikkat çeken Tan, “Ekonomide yaşanan gelişmeler de fiyatları etkiliyor. Ev fiyatlarının yükselmesi, kiraların artması, iş yerlerinin kira maliyetleri. Bunların hepsi hem işçiliğe hem de yedek parça fiyatlarına yansıyor. Bunun yanında doların, euronun, altının ve petrolün artması da fiyatları tetikleyen faktörler arasında. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Yedek parça fiyatlarına gelen zam ile işçilik ücretlerine yapılan zam aynı değil. Hatta bazı durumlarda işçilik çok daha fazla artmış durumda. Eskiden bir debriyaj setini sökme işçiliği bin lira civarındaydı, bugün aynı iş için 5 bin liraya kadar ücret alındığını görüyoruz. Bu noktada bazı esnafların fırsatçılık yaptığını söylemek yanlış olmaz” diye konuştu.
“ÇOK BÜYÜK BİR KAZANÇ SAYILMAZ”
Yedek parça esnafının yaşadığı zorluklara değinen Tan, “Biz yedek parçacılar malı para vererek alıyoruz. Üzerine KDV’sini koyuyoruz. Kira, personel, sigorta gibi giderleri ödüyoruz. Sonuçta elimizde kalan kar oranı çok yüksek değil. Ortalama olarak yüzde 30–35 civarında bir kar marjı var. Ama bunun da yaklaşık yüzde 15–20’si giderlere gidiyor. Yani geriye kalan kazanç aslında yüzde 15–20 civarında. Bir de işin sermaye tarafı var. Mesela bu dükkanda bulunan malzemenin stok maliyeti yaklaşık 50 milyon lira. Sen 50 milyon liralık bir sermaye koyup yüzde 20 civarında bir kar elde ediyorsan bu çok büyük bir kazanç sayılmaz” ifadelerine yer verdi.

“BAZI ESNAF SİSTEMİ SUİSTİMAL EDEBİLİYOR”
Tamirci esnafının kazancının yedek parçacılara göre fazla olduğunu belirten Tan, “Bir tamirciyi düşünelim. Günde ortalama 30 bin lira işçilik kazandığını varsayalım. Ayda 25 gün çalışsa yaklaşık 750 bin lira yapar. Şimdi burada kim daha fazla kazanıyor? Biz büyük bir sermaye koyuyoruz ve stok tutuyoruz. Onlar ise çoğu zaman sermaye koymadan çalışıyor. Bizim riskimiz daha fazla. Çünkü stok maliyetimiz var. Bu malzemeleri alıp depoda tutuyoruz. Eğer bu parayı altına, dolara ya da faize yatırsaydık belki farklı kazançlar elde edebilirdik. Mesele sadece sanayiyle ilgili değil. Genel bir sistem meselesi. Yerel yönetimlerin de burada sorumluluğu var. Denetim eksikliği var. Adil bir vergi sistemi ve düzenli kontrol olmadığı zaman bazı insanlar sistemi suistimal edebiliyor” dedi.

“ARAŞTIRMA YAPILMALI”
Fiyatlandırma yapılırken işçiliğin yedek parçadan daha maliyetli olduğunu dile getiren Tan, “Mesela bir örnek göstereyim. Bir Opel Meriva aracın motor işlemleri yapılmış. Motor işçiliği: 40 bin lira, rektifiye işçiliği: 20 bin lira, torna işçiliği: 6 bin 500 lira, enjektör ve pompa tamir işçiliği: 20 bin lira, yedek parça: 62 bin lira. Toplam 148 bin 850 lira tutuyor. Burada dikkat ederseniz 86 bin 500 lirası işçilik, 62 bin lirası yedek parça. Yani işçilik, parça maliyetinden daha fazla. Üstelik biz bu parçaların KDV’sini ödüyoruz, faturamızı kesiyoruz. Ama birçok yerde işçilik için fatura kesilmiyor. Vatandaş da çoğu zaman bunu sorgulamıyor. Vatandaşların yaptığı en büyük hata şu: Arabasını ustaya bırakıp “Ustam hallet” demek. Oysa araştırma yapmaları gerekiyor. Nasıl markette fiyat karşılaştırması yapıyorsak burada da aynı şekilde araştırma yapılmalı” diye konuştu.
“MUTLAKA FATURA İSTENMELİ”
Bazı durumlarda tamirci ve yedek parçacı esnafının anlaşarak fiyat konusunda vatandaşı yanılttığını ve mağdur edebildiğini belirten Tan, “İnternetten de bakılabilir. Örneğin bir debriyaj setinin fiyatı internette 12 bin 600 lira yazabiliyor. Biz aynı ürünü 11 bin 500 liraya satabiliyoruz. Yani internette her zaman daha ucuz diye bir şey yok. Bir de internette dolandırıcılık olayları var. İnsanlar para gönderiyor ama ürün gelmiyor ya da farklı bir ürün gönderiliyor. Hatta bazen tamamen alakasız şeyler gönderildiği bile oluyor. Bir başka sorun da şu: Bazı tamirciler parçacılarla anlaşma yapabiliyor. Parçanın gerçek fiyatı bin liraysa müşteriye bin 500 lira söylenebiliyor ve aradaki fark paylaşılabiliyor. Bu durum sadece Söke’de değil, Türkiye’nin birçok yerinde yaşanan bir durum. O yüzden vatandaşın bilinçli olması gerekiyor. Kullanılan parçanın markasını sormalı, fiyatını araştırmalı ve mutlaka fatura istemeli” ifadelerine yer verdi.

“BU SEKTÖRÜN GENEL PROBLEMİ”
Söke ve Kuşadası sanayisinde yaşanan bir olay üzerinden fiyat farklarıyla ilgili konuşan Tan, “Çok net bir örnek vereyim. Yakın zamanda yaşanmış bir olay bu. Bir Nissan Note araç var. Taksi olarak kullanılan bir araç. Bu aracın motorunda problem oluyor. Biz burada gerekli işlemleri hesaplıyoruz. Yapılacak işlemler arasında takım conta değişimi, sibop işlemleri, motor işlemleri ve gerekli yedek parçalar var. Bütün işlemlerini hesapladığımızda, işçilik ve yedek parça dahil toplam 82 bin lira fiyat çıkardık. Ama aynı araç daha önce Kuşadası’nda başka bir yerde yapılmış. Orada bu işlem için 138 bin lira para alınmış. Üstelik iş de düzgün yapılmamış. Yani araç yine sorunlu şekilde kalmış. Yani hem fazla para vermiş hem de sorun çözülmemiş. Vatandaş peki gidip şikayet ediyor mu? Hayır. Çoğu zaman etmiyor. Çünkü fatura yok, belge yok. Kimi kime şikayet edeceksin? Usta da diyor ki: “Araba hararet yapmıştır, yine conta yakmıştır.” Bu şekilde işin içinden çıkıyorlar. Bu yüzden diyorum ki vatandaş fatura isteyecek, araştırma yapacak ve yapılan işlemin peşine düşecek. Yoksa bu tür durumlar her yerde yaşanıyor. Bu sadece Söke’de değil, İzmir’de de var, Aydın’da da var, İstanbul’da da var. Bu sektörün genel bir problemi” dedi.





