İstiklal Marşının kabulünün 100. Yılını kutlamaktayız. M. Akif Ersoy’un da dediği gibi ‘Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın’ temennisini hep birlikte yapıyoruz.
Emperyalist güçlerce işgal edilmek istenen bu cennet vatanın üstünde yaşayan her bir Türk Milletinin ferdinin unutmaması gerekenler vardır. Bugünkü yazımda bunlardan bahsedeceğim.
Yaşadığımız coğrafya, yüzyıllardan bu yana her türlü saldırılara maruz kalmıştır. Haçlı seferleri ile başlayan bu saldırılar daha sonra farklı senaryolarla doğrudan ya da dolaylı olarak devam etmiştir. Kanla çizdiğimiz sınırlara, kanla kazandığımız zaferlere rağmen içten ve dıştan durmayan saldırılara halen uğramaktayız. Ülkemizi bölmeye çalışan emperyalist güçler, içeride yerli işbirlikçileri ile saldırırken, dışarıda da tüm terör unsurlarını destekleyerek üstümüze göndermektedirler. İstiklal ve bağımsızlık kavramları sadece sınırlarımızı korumaktan ibaret kavramlar değildir. Devletimizin ve ülkemizin her alanda yerli ve milli olması gerekmektedir. Kendi silahını, uçağını, ilacını, tohumunu üreten ve yapan bir ülkeyi yıkmak hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü küreselci ve emperyalist güçler savaşın şeklini değiştirmiş durumdalar. Biyolojik savaşlar ile yeni virüsler ortaya çıkmakta, bu salgınlar da ülkelerin sistemlerini ve ekonomilerini çökertmektedir. Dijital çağda siber savaşlar ile milletlerin şifreleri çözülmekte, çok önemli bilgiler ele geçirilmektedir. Bu nedenle teknoloji ve dijital alanda hızla daha ileri hamleler ile siber çağda ülkemizi ve milletimizi bekleyen tehlikelerden korumalıyız.
Geldiğimiz noktada her şey şunu gösteriyor ki; zor kazanılmış bir vatanımız var. Bu vatana, bu devlete sahip çıkmak zorundayız. Bugün halen devam eden saldırılar bile bunu önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak M. Akif Ersoy’un da dediği gibi bizim iman ve inanç dolu insanımız ile her türlü belayı def ederiz.
HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN İSTKLAL