"Finansal çöküş"
Dünya finansal krizi kapıda. Bu finansal sistem idame edilemiyor. Biz bu çöken sistemin sorunları içinde hala hayal kurmak istiyoruz. Ya biz değişeceğiz ya dünyanın değişimi bizi patlatacak. Küreselleşme lobilerinin bizim uyanmamamız için elinden geleni yaptığı bir gerçek. Çöken bu küresel finansal sistemi iyi anlayarak buna göre konum almamız gerekiyor. Tüm entelektüel sınıfımızın bu konu üzerine eğilerek geleceğimizi düşünmeleri gerekiyor. Ödemeler sistemi çöküşe gidiyor. Dünya varlığın artışına doğru değil, yokluğun artışına doğru deviniyor.
Yokluğun kanunları farklıdır!
Bu küresel finansal sorunların anlaşılmasının önüne geçmeye çalışan güçler, Türkiye gibi ülkelerde yeni hayaller üretmektedir. Bizim artık küresel gerçekleri ve kendi gerçeklerimizi iyi görmemiz ve sorunlarımızı çözmeye çalışmamız gerekiyor.
Sorunlarımızla yüzleşmek zorundayız. Kimse bu sorunları bizim adımıza çözmeyecek, biz çözeceğiz. Kim ne hata yapmış olursa olsun, bunun faturasını dağıtmak sonraki iştir. Öncelik bu problemler daha fazla ağırlaşmadan, ülkenin geleceği kararmadan biran önce çözüm aramak olmalıdır. Türkiye dışa bağımlılığını azaltmak için, yeni üretim modellerini devreye sokarak reel sektörünü güçlendirmek ve çeşitlendirmek zorundadır. Gelir dağılımının düzeltilmesi, üreticilerin güçlenmesi için gerekli tüm adımların - krizde göze alınarak-, geleceğin karartılmaması adına atılması elzemdir. Oyunu hep kaybediyorsak, korkarak adım atmanın da bir yararı olmadığını iyi anlamalıyız. Masadan kalkmak bazen zor olsa da gelecek adına göze alınmalıdır. Bunu halka iyi anlatabilecek bir kadro Türkiye için elzemdir. Rusya'nın 1998 yılında yaptığı masadan kalkış tamda budur. Oyunun kurallarını değiştirmek tüm yapıyı değiştirecektir. Küresel oyunlar, bölgesel oyunlar hepsi birden değişmek zorunda kalacaktır. Bu dirayet milli ve yerli, birleştirici ve ilerlemeci kadrolarla yapılabilir. Zaten kaçamayacağımız bir küresel krizi, en azından kendi kontrolümüzle yaratarak bu prangalardan kurtulabiliriz. Tüm serbest piyasa kurallarını hiçe sayarak, kur rejimini değiştirerek finansal esirliğimizi azaltabilir ve reel sektöre omuz vererek üretim gücümüzü ayağa kaldırabiliriz. Bin kere ölmektense bir kere ölürüz ama sonunda geleceğimiz adına iyi bir adım atmış oluruz. Eninde sonunda gerçekler bizi bu finansal rüyadan uyandıracaktır. Ancak bu gerçekler Türkiye'nin bitmiş bir duruma gelmesinden önce bizim kontrolümüzle ortaya çıkarsa, çok daha az sancılı olacaktır. Unutmayalım ki gerçek dediğimiz şey para politikaları üzerinde dönen finansal sistem değildir. Bu finansal sistemi dünya üzerinde 1945’lerde kurgulayanlar her zaman kazanırlar. Gerçek: üretimdir, emektir, insan kaynağının gücüdür. Mali politikalar, para politikaları, serbest kur politikaları, sömürülmemizin devamının sağlanmasından başka bir şeye yaramaz. Günlük kaygılarımızla oluşturacağımız politikalar, orta ve uzun vadede işsizliğimizi patlatacak, ekonomiyi daraltacak, enflasyon yükselecek, devlete olan güveni azaltarak iç barışın bozulmasına neden olarak, çatışmanın önünü açacaktır. Tüm bunların olmasının önlenmesi adına kendi göbeğimizi kendimiz keselim. Teslim olmayalım, bu finansal esirliğe isyan edelim. Göze alalım, bir kötü kış geçirelim ama tüm kaderi değiştirelim. Geleceğimizi kurtaralım. Bugün gerçekçi olmamız, hem bizi hem bölgemizi hem de dünyayı değiştirebilir.
Saygılarımla