LÜTFİ ÖZKAL

LÜTFİ ÖZKAL

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

EKONOMİ KÂHİNLERİ İŞ BAŞINDA

A+A-

Her seçim öncesi ve sonrası dolar ve faiz kâhini sayısında ciddi bir artış yaşanır. Bizim insanımız çok sever kehanette bulunmayı. Normal şartlar altında ekonomi yorumculuğu ata sporumuz olarak bilinir. Seçimler yaklaştıkça yorumcuların da söylemi sertleşir, kılıçlar kınından sıyrılır, restler çekilir. Enflasyon – faiz ve döviz ilişkisi hiç bilinmeyen yöntemlerle izaha çabalanır. Ekonomide yeri olmayan formüllerle koca karı usulü tahminler yapılır, gelecek öngörülür. 
Peki gerçek ne, gelecekte ne olacak? Gerçek şu ki enflasyon – faiz ve döviz ilişkisini anlatmaya başlasak ciltler dolusu kitap yazılabilir. Genel birtakım kuralları olsa da bu durumların hiç birisi kesinlik arz etmez. Çok değişkenli ve çok bilinmeyenli denklemler içerisinde birtakım verileri bilmek tahmin gücünü artırsa da kesin bir bilgi oluşturmaz. 
Aslında piyasanın durumunu ve geleceğini belirleyen döviz kuru ya da faiz rakamından daha önemli bir gösterge daha vardır. Bu da güven endeksidir. Yani faiz ya da döviz artarken bile yatırımcı işine gücüne bakıyorsa, vatandaş tedirgin olmuyorsa her şey yolunda demektir. Güven ortamı varsa yatırım da vardır, yatırımcı da vardır. Güven ortamı yoksa en uygun şartları da oluştursanız para büyümek istemez ve yastığın altına kaçar. Çünkü kendisini orada rahat ve güvende hisseder.
Şimdi gelelim dövizin ve faizin seçimden sonraki durumuna. 31 Mart seçimleri her ne kadar yerel yönetimlerin belirleneceği bir seçim olsa da ekonomi ile doğrudan ilişkilendirilmiş olduğundan 31 Mart sonrası birtakım değişiklikler olacağı kesin. Beklenti dövizde artış yönünde olduğundan seçimden sonra kısa vadede bir miktar artacağı kesin. Ne kadar artacağına ilişkin çoğu yorum sahibini bağlasa da sağlıklı bir bağ değildir aslında. Esasında yerel seçimleri bu kadar abartmanın ve ekonomik söylemlerde bulunmanın bir anlamı da yok. Ya da belediye başkanlarımız dış borç ödemelerine katkı sağlayacaklar, makro ölçekli yatırım planları hazırlayacaklar da benim mi haberim yok? 
Seçim atmosferinde galeyana gelen yerel siyasetçiler dozu biraz artırmış olacak ki bizler de top yekûn taarruz haline geçtik. Rahat olun efendim, şu anki durumumuz ne ise ufak bir seçim sonrası sarsıntı ile devam edeceğiz. Yörüngeden çok da bir sapma olmayacak.
Rahat olun derken gevşeyin demek istemedim, çünkü içinde bulunduğumuz durum aslında yeterince rahatsız edici bir boyutta. İşsizlik bu gün tavan yapmış, enflasyon beklentinin üzerinde seyrediyor, faizler hala yüksek, esnafın işlerinde hatırı sayılır düşüş varken, ülke olarak yeni yatırımlara ve yatırımcılara hasret kalmışken başımıza felaket geleceğini beklemek en iyi tanımıyla alev almış yangına sırtımızı dönmek demektir. 
İçinde bulunduğumuz durumu kabullenmemiz, bizleri çıkış için en hızlı yola götürecektir. Krizler ekonominin kaçınılmaz ve zorlu bir halidir. Kriz olağandır, olağandışı olan krizi kabullenmeyip yok saymaktır. Tedaviye başlamamakta direnmek nasıl bir hastalığı uzun süre bizden uzaklaştırmıyorsa önlem almamak da krizleri daha uzun süreli ve yıkıcı bir hale bürür. Güven ortamının sağlanması en hızlı çıkış yoludur. Dövizdeki dalgalanmayı da yüksek faiz oranını da telafi edebilecek tek unsur güven ortamıdır. Bu günlerde döviz – faiz – enflasyon üçlüsünden ziyade güven endeksine odaklanmanızı tavsiye ederim. Para mizacı gereği hep çoğalmak ister. Kaybedeceği yeri terk edip kazanacağı yere taşınır. Hal böyleyken yerel seçim sonuçlarının bize verebileceği pek bir şey yok aslında. Bizler seçim sürecinde ve sonrasında işimize odaklanıp büyümeye çalışmalıyız. Kriz ortamları küçük ölçekli işletmeler için daha büyük fırsatlar yaratır.
Seçimsiz geçecek dört seneyi düşünmek yerel seçim sonuçlarını düşünmekten daha bir rahat hissettiriyor kendimi.
Sağlıcakla kalın. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.