Aydın siyasetinin mutfağına baktığımızda, uzun süredir kağıt üzerindeki üye sayısı verileriyle sandıktan çıkan sonuç arasında tam anlamıyla net bir paralellik olmadığı açıkça görülüyor.

Aydın’da eldeki 2026 yılına dönük en güncel verilere göre, AK Parti’nin üye sayısı yaklaşık 120 bin seviyesindeyken, uzun yıllardır Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Efeler, Söke, Kuşadası, Didim ve Çine gibi önemli ilçelerde üst üste seçimleri kazanan CHP’nin üye sayısının, iktidar partisinin yarısına bile ulaşamadığı hepimizin malumu.

Şu anda Aydın’da yapılan son yerel seçimde de rakiplerine ezici fark atan CHP’nin üye sayısı yaklaşık 46 bin civarında. Yine MHP’nin 15 bin, İYİ Parti’ninse 4-5 bin civarında üyesi var.

Rakamlar aslında her şeyi anlatıyor. CHP’nin Aydın’da 2019 yılı Ekim ayı verilerine baktığımızda üye sayısı yaklaşık 35 bindi. Aradan geçen 7 yılda, onca seçim zaferine ve halihazırdaki “Baba Ocağı” çağrılarına rağmen ulaşılan 46 bin bandı, sadece 11 bin küsurluk bir artış demek. Düne kadar Büyükşehir’in, halihazırda da halen ilçelerin çoğunluğunu ve özgül ağırlığı elinde tutan CHP için bu artışın ciddi ivme olduğunu söylemekse tam olarak mümkün değil!

Kaldı ki belediyeler özelinde baktığımızda CHP tüzüğünde en son yapılan yeni düzenlemeye göre artık Büyükşehirlerde ve nüfusu 20 binin üzerindeki ilçelerde belediye çalışanları da artık delege olamayacak. Yani bu düzenlemeyle beraber uzun yıllardır ‘Delege Ağalığı’ sistemiyle işleyen süreç CHP için artık söz konusu değil.

Yani bu tüzük değişikliği, Aydın’da yıllardır kemikleşmiş olan belediye gücüyle delege belirleme alışkanlığını da yerle bir etti. Aydın’da yıllardır iş garantisi veya belediye nüfuzu üzerinden yürüyen suni üyelik sisteminin de artık sonuna gelindi diyebiliriz.

Artık maaş bordrosuyla sadakat dönemi kapandığına göre de CHP Aydın İl Örgütü’nün mevcut ulaştığı 46 bin üye sayısını daha da artırmak için samimiyetle sahada halkın gönlüne girmekten başka çaresi de kalmamıştır.

CHP için Aydın’daki en temel sorunsa benim kendi gözlemlerime göre halkla doğrudan temas kuracak ve “Bizim Adam” efektini hissettirecek kadroların geniş ölçekteki eksikliğidir. Örneğin Büyükşehir Yasası’ndan önceki İl Özel İdaresi döneminde, dün gibi hatırlarım özellikle dönemin CHP’li İl Genel Meclisi üyeleri adeta birer yarı milletvekili gibi köyleri karış karış gezerdi. Muhtarlarla kurdukları sıkı bağ, seçmenin nabzını tutan ve sorunlara anında çözüm sağlayan iletişimleri, daha etkili ve halk odaklı siyasetin de Aydın’da ete kemiğe bürünmüş haliydi.

Halihazırda örneğin Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nin çoğunluğunu elinde tutan CHP’li üyeleri, oylarını aldıkları kırsal mahallelerimizdeki insanımızla ne kadar sık görebiliyoruz? Şehir merkezinden köylünün sofrasına inerek, muhtarın dert yandığı kahve masasına ne kadar sıklıkla oturabiliyorlar?

Eskiden İl Genel Meclisi üyelerinin rahatlıkla ulaşılabildiği ortam, esasında bugün yerini diğer partilerdeki meclis üyeleri için de bakacak olduğumuzda aydan aya gidilip gelinerek kol kaldırılıp indirilen meclis salonunun konforuna bırakmış durumda. Arada bir iki popülist muhalif çıkışla siyaset yaptığını zannedenlereyse hiç girmiyorum.

Bunun için CHP Aydın özelinde tavsiyem de belediye başkanlarından, meclis üyelerine ve örgüt yöneticilerine kadar herkesin şu soruyu kendi kendilerine içtenlikle bir özeleştiri olarak da sormalarıdır; “Biz halkın oylarını alıyoruz ama neden tam olarak gönüllerine girip partimize üye yapamıyoruz?”

Açıkçası Aydın’da ‘Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi’ olup da daha ilçesindeki mahallelerin tamamını dolaşmayan, muhtarlarla henüz bir bardak çay içmemiş olan hangi isimleri saysak ki şimdi.
Bu noktada en son 3 hafta önce Aydın’daki tüm vatandaşları baba ocağına üye olmaya davet eden CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı’ya da büyük iş düşüyor.

Her bir üyenin bir yeni üyeyi daha partiye kazandırması için partililerine omuz omuza mücadeleye davet eden Saatçı’nın Aydın’da ‘umudu yeniden büyütme’si için CHP’yi artık sadece seçimleri kazanıp birlerini makam koltuklarına taşıyan siyasi yapı olmaktan çıkararak halkın doğrudan temas kurabildiği bir dert ortağına dönüştürmesi şarttır.

Eğer bu sağlanamazsa iktidara ve rakip partilerin aday profillerine tepki oylarıyla yerel seçimleri kazanma rehavetininin bir sonraki yapılacak ilk seçimlerde artık ters tepebileceği de şimdiden hesaba katılmalıdır.

Söylemesi bizden…