Her yıl 20 Temmuz’da başlayan adli tatil, 31 Ağustos itibarıyla sona eriyor ve 1 Eylül’de yeni adli yıl başlıyor. Adliye koridorlarının yeniden hareketleneceği, duruşma salonlarının yoğunlaşacağı ve bekleyen dosyaların tekrar gündeme alınacağı yeni bir çalışma dönemine giriyoruz.

Kamuoyunda “adli tatil” ifadesi zaman zaman adliyelerin tamamen kapandığı ve yargısal faaliyetlerin durduğu bir dönem olarak anlaşılmaktadır. Oysa adli tatil, yargının bütünüyle durması anlamına gelmez. Kanunlarda ivedi kabul edilen işler, tutuklu dosyaları, soruşturmalar, geçici hukuki koruma tedbirleri ve gecikmesinde sakınca bulunan işlemler bu dönemde de yürütülmektedir.

Bununla birlikte 1 Eylül, yalnızca takvimde yer alan teknik bir başlangıç değildir. Yeni adli yıl; yargının mevcut sorunlarının yeniden değerlendirilmesi, eksikliklerin açıkça konuşulması ve vatandaşın adalete duyduğu güvenin güçlendirilmesi bakımından önemli bir fırsattır.

Geciken Adalet, Eksilen Adalettir

Yargının en temel sorunlarından biri, uzun süren dava ve soruşturmalardır. Yıllarca sonuçlanmayan bir hukuk davası, mağdurun hayatını belirsizlik içinde bırakmaktadır. Uzayan bir ceza soruşturması yalnızca mağduru değil; hakkında soruşturma yürütülen kişiyi ve ailesini de derinden etkilemektedir.

Adaletin doğru tecelli etmesi kadar makul sürede tecelli etmesi de önemlidir. Çünkü geç verilen bir karar, hukuken doğru olsa bile toplumsal ve kişisel sonuçları bakımından beklenen faydayı sağlayamayabilir.

Bu nedenle yeni adli yıldaki öncelikli hedeflerden biri, yargılamaların niteliğinden ve adil yargılanma güvencelerinden vazgeçilmeden makul sürede tamamlanması olmalıdır. Bunun yolu hâkim, savcı ve adliye personeli sayısının artırılmasından; mahkemelerin iş yükünün dengeli biçimde dağıtılmasından ve yargının ihtiyaç duyduğu fiziki ve teknolojik imkânların güçlendirilmesinden geçmektedir.

Savunma Güçlü Olmadan Adalet Güçlü Olamaz

Yargının kurucu unsurlarından biri olan bağımsız savunma, hukuk devletinin vazgeçilmez teminatıdır. Avukat yalnızca müvekkilinin menfaatini savunan kişi değildir. Aynı zamanda hukuka aykırılıkları dile getiren, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlayan ve yargılamanın adil şekilde yürütülmesine katkıda bulunan bir kamu hizmeti mensubudur.

Savunmanın etkisiz bırakıldığı, avukatın mesleki faaliyetinin önemsiz görüldüğü veya savunma makamının yargılamadaki diğer makamlarla eşit şartlarda bulunmadığı bir sistemde gerçek anlamda adil yargılamadan söz edilemez.

Yeni adli yılda avukatların yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunların ele alınması, CMK ücretlerinin yapılan işin ağırlığına uygun hâle getirilmesi, mesleğe yönelik saldırılara karşı etkili tedbirlerin alınması ve savunmanın yargı içindeki konumunun güçlendirilmesi gerekmektedir.

Adalete Erişim Herkes İçin Mümkün Olmalıdır

Artan yargılama giderleri, harçlar, bilirkişi ve tebligat masrafları vatandaşların hak arama özgürlüğünü doğrudan etkileyebilmektedir. Ekonomik gücü bulunmayan kişinin hakkını arayamaması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Adli yardım sisteminin daha etkili hâle getirilmesi ve vatandaşın ekonomik durumu sebebiyle mahkemeye başvurmaktan çekinmesinin önlenmesi gerekir. Adalet, yalnızca maddi imkânı bulunanların ulaşabildiği bir hizmet değil; toplumun her kesimi için güvence altında tutulan temel bir hak olmalıdır.

Yeni Adli Yıldan Beklentimiz

Yeni adli yıldan beklentimiz; bağımsız ve tarafsız yargının güçlendiği, savunma hakkının eksiksiz korunduğu, mahkeme kararlarının zamanında ve etkili biçimde uygulandığı bir hukuk düzenidir.

Vatandaşın adliyeye girdiğinde kendisini çaresiz değil güvende hissetmesi gerekir. Bir mahkeme kararının kişiye, makama veya dönemin şartlarına göre değil; yalnızca Anayasa’ya, kanuna, vicdani kanaate ve dosyadaki delillere göre verileceğine ilişkin güven, hukuk devletinin temelidir.

1 Eylül’de başlayan yeni adli yılın yalnızca dosyaların, duruşmaların ve sürelerin yeniden hareketlendiği bir dönem değil; adalete duyulan güvenin yeniden güçlendiği bir başlangıç olmasını temenni ediyorum.

Yeni adli yılın hâkimlerimize, Cumhuriyet savcılarımıza, avukatlarımıza, adliye personelimize ve adalet arayan bütün vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Unutulmamalıdır ki adalet, devletin vatandaşa sunduğu sıradan bir hizmet değil; devletin varlık sebebi ve toplumsal barışın en güçlü teminatıdır.