Değerli dostlarım bildiğiniz üzere turizm sektörü şehrimiz Aydın’ın tarımdan sonra ikinci en büyük gelir kaynaklarından biridir. Özellikle döviz girdisinde, şehrimizin tanıtılmasında ve sektör bazlı istihdam oluşturulmasında turizm sektörü; şehrin ekonomisi, kültürü ve dış dünyayla bağı adına gerçek bir velinimettir.

Özellikle Kuşadası ve Didim gibi kıyı bölgelerinde yer alan antik kentler, Türkiye'nin en önemli ve en çok gemi ağırlayan kruvaziyer limanının varlığı, bölgenin ödüllü plajları ve bölgenin kendine has gastronomisi milyonlarca turistin şehrimizde ağırlanmasına sebebiyet vermekte ve bu doğrudan hareketlilik bölge ve ülke ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlamaktadır.

2025 yılını baz alarak paylaşacak olursak Aydın; 2025 yılında ağırladığı 7 milyon yerli ve yabancı ziyaretçi sayısı ile tarihi bir rekor kırmış ve 2026 yılında ise kruvaziyer turizmindeki 1 milyon yolcu hedefi ve yeni otel yatırımlarıyla bu ekonomik hareketliliğini zirveye taşımayı amaçlamış bölgenin önemli bir turizm şehridir. Bu durumun şehre kazanımları noktasında gerek doğrudan ekonomik katkısı, gerek ulaşım ve lojistik, hizmet ve ticaret, emlak ve inşaat sektörleri ile birlikte 50’den fazla sektördeki hareketliliklere doğrudan çarpan etkisi ve on binlerce kişinin istihdamı noktasında iş gücü üzerindeki etkisi dolayısı ile şehrin kültürel tanıtımına ve ekonomisine büyük katkılar sağlamış ve sağlayacak olması sebebi ile de ilgi ve destek gösterilmesi gereken stratejik bir sektördür.

Peki, her bakımdan pozitif anlamda katkı sunan turizm sektörüne şehrimiz Aydın’da ne kadar değer veriliyor, ne kadar ilgi gösteriliyor, şehrimizin tanıtımına gerçekten iyi anlamda katkı sunuluyor mu? Gelelim bu sorunun cevabına…

Değerli dostlarım bu sorunun en bariz cevabı şehrimizin plajlarında, plajların bakımsız ilgisiz alanlarında, o plajlara giden yolların bozuk durumlarında ve o alanların alt yapı eksikliklerinde saklı. Çok uzağa gitmeye gerek yok eşsiz doğa harikası olan Kuşadası Güzelçamlı Mevkiinde bulunan milli parkımızın bakımsız temizliğe muhtaç durumu, duş ve soyunma kabinlerinin durumu, kırık banklar, kırık oturma alanları, otopark alanının bakımsız hali ve olası ani bir fırtınada ağaçların kopacak vaziyette olan dallarının durumu vs. hâsılı idari anlamda bağlılığı Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü’ne ait olan bir doğal kültürel güzelliğin halinin bu şekilde içler acısı halde bulunması gerçekten hem şehrimiz hem de ilgili kişi ve kurumlar adına utanç verici. Kilometrelerce yol kat edip merakla ve heyecanla şehrimize gelen insanların karşılaştığı bu vaziyet sonrasındaki serzenişlerine şahit olmamız da gerçekten üzüntü verici.

Elbette Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü’ne idari olarak bağlı bir doğal güzelliğin durumu böyle ise özellikle Davutlar bölgesinde yetki, bakım ve denetim noktasında Kuşadası Belediyesi’nin sorumluluğunda bulunan sahil şeridinin ne halde bulunduğu üzerinde konuşmak dahi istemiyorum. Özellikle büyükşehir yasası sonrasında mahalleleşen belde belediyelerimiz ne yazık ki kendi kaderlerine terk edilmiş durumda. Baktığınız zaman ilimiz özelinde konuşacak olursak Davutlar, Ortaklar, Atça ve Güllübahçe gibi Aydın'ın büyükşehir statüsü almasıyla birlikte kapanarak ilçe belediyelerine mahalle olarak bağlanan eski belde belediyelerinin şuan ki halleri her bakımdan içler acısı. Bakımsız yollar, yetersiz altyapılar, denetimsiz alanlar, çevre kirlilikleri, özellikle Davutlar bölgesindeki plaj ve sahil şeritlerindeki ihmaller, yazın ciddi oranda artan nüfus yoğunluğunun sebep olacağı sorun ve sıkıntılar silsilelerine karşı alınmayan önlemler dolayısı ile ne yazık ki bu bölgelerimizde vatandaşlarımız tarafından ciddi anlamda şikâyetler dile getirilmektedir.

Evet, gerek tarihi dokusu, gerek iklimi, gerek bereketli toprakları ve gerekse de doğal güzellikleri ile cennet bir şehre ve her bakımdan stratejik bir konuma sahip cennet bir vatana sahibiz. Fakat gerek

Rabbimizin bize ilahi emaneti gerekse de ecdadımızın şanlı kahramanlığının mirası cennet şehrimize ve vatanımıza ne kadar sahip çıkıyoruz, bu emanete ne kadar değer veriyoruz gerçekten soru işareti?

Değerli dostlarım, yaşadığımız yer neresi olursa olsun özellikle vatanımızda kültürel, tarihi ve doğal mirasımıza sahip çıkmak, inanç dünyamız noktasında değerlendirecek olursak bizler için bir kulluk görevi, toplumsal sorumluluklarımız açısından değerlendirecek olursak ta bizler için kaçınılmaz bir vatandaşlık görevidir. Dolayısı ile değerlerimizi korumak ve yaşatmak hepimizin en asli görevidir ve bu kapsamda gerek vatandaşlar olarak gerekse de ilgili kişi ve kurumlar olarak bu değerlerimizi sahiplenmeli, korunması ve yaşatılması noktasında gereken ne ise layığı ile yerine getirmeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerimle sözlerime son verirken, sözlerimin başında belirttiğim şikâyetlerin ivedi çözüme ulaştırılmasını temenni ediyor, denetimlerin ve ilgili sorumlulukların dönemsel değil devamlı olması gerektiğini vurguluyor, temiz ve yaşanılabilir Aydın’da yaşamak ümidi ile herkesi sevgi, saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum.