Esnafa Sorulan standart bir soru vardır: “İşler nasıl?”

Son 4 yılda aldığımız cevap hiç değişmiyor. “Ciro var ama para yok.”

İlk bakışta çelişkili bir cümle. Ciro varsa para nasıl olmaz? Satış yapıyorsan, kasandan geçen para geçen yıldan daha fazlaysa işlerin de iyi olması gerekmez mi?

Normal şartlarda belki bu şekilde düşünülebilir fakat şartlar normal değil (!) Malumunuz yüksek enflasyon yıllardır hayatımızın bir parçası. Ülkemizde de artık ciro ile kazanç arasındaki bağ giderek kopuyor. Kasadan geçen paranın büyümesi, işletmenin de büyüdüğü anlamına gelmiyor. Hatta bazı durumlarda işletme daha yüksek ciro yaparken reel olarak küçülebiliyor.

TÜİK'in Haziran 2026 verileri tam olarak böyle bir tablo ortaya koyuyor. Ticaret sektöründe ciro, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23,5 arttı. Tek başına bu rakama bakarsak ortada oldukça güzel bir tablo var. Ticaret büyüyor, kasalardan daha fazla para geçiyor. Fakat aynı dönemde aynı kurumun başka bir verisine baktığımızda artan cirolara rağmen ticaret satış hacmi yüzde 4,5 azalmış görünüyor.

Bir tarafta yüzde 23,5 daha fazla ciro, diğer tarafta yüzde 4,5 daha düşük satış hacmi... Aslında bugünkü ekonomiyi anlatmak için bundan daha güzel bir veri bulmak zor. Daha az mal satarak daha fazla ciro yapıyoruz.

Bir de işe şu açıdan bakalım. Temmuz 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,75. Yani ticaretteki yüzde 23,5'lik nominal ciro artışı, genel tüketici fiyatlarındaki yıllık artışın altında kalıyor. Elbette TÜFE ile ticaret ciro endeksini bire bir karşılaştırarak kesin bir reel ciro hesabı yapmak teknik olarak doğru olmaz. Ancak rakamların yönü bize önemli bir şey söylüyor: Kasadan geçen TL'nin artması, o paranın satın alma gücünün de arttığı anlamına gelmiyor.

Basit bir örnek verelim. Geçen yıl ayda 1 milyon TL ciro yapan bir işletmenin cirosunun yüzde 23,5 arttığını düşünelim. Bu işletme bugün 1 milyon 235 bin TL ciro yapıyor. Kâğıt üzerinde 235 bin TL büyümüş. Ancak geçen yılki 1 milyon TL'nin yalnızca genel enflasyon karşısındaki satın alma gücünü koruyabilmesi için bugün yaklaşık 1 milyon 317 bin 500 TL olması gerekiyor.

Esnafın tek derdi enflasyon olsa bir şekilde aşılır. Esnaf önce sattığı malın yerine yenisini koyacak. Personelinin maaşını, işyerinin kirasını, elektriğini, suyunu, SGK'sını, vergisini, muhasebesini, nakliyesini ödeyecek. Kartla yapılan satışların POS maliyetlerini karşılayacak. Varsa kredi faizini ödeyecek… Bütün bunlardan sonra geriye ne kalıyorsa esnafın gerçek kazancı odur.

Peki giderlerdeki değişme ne durumda? Gelin bir de ona bakalım.

TÜİK'in 2026 yılı ikinci çeyrek İşgücü Girdi Endekslerine göre brüt ücret ve maaş endeksi tcaret-hizmet sektörlerine baktığımızda artış yüzde 37,1'e çıkıyor. Ticaret cirosundaki artış yüzde 23,5.

Yani maaş endeksi, cirodan yaklaşık 14 puan daha hızlı artmış. Yani esnafın kasasından geçen para büyüyor ama en önemli giderlerinden biri olan çalışan maliyeti çok daha hızlı büyüyor.

Kira tarafında da benzer bir baskı var. Temmuz 2026 itibarıyla TÜFE'nin on iki aylık ortalaması yüzde 31,90. Ciro yüzde 23,5 artarken, kira artışında referans alınan oran yüzde 31,90.

Personel maliyetindeki artış yüzde 37'lerde. TÜİK'in Haziran verisinde “konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar” grubundaki yıllık fiyat artışı yüzde 45,14.

Bir de sattığınız malı yeniden yerine koymak zorundasınız. Esnaf bugün 100 liraya sattığı ürünü yarın aynı 100 lirayla yerine koyamıyor. Dolayısıyla kasadaki paranın tamamını kazanç olarak göremez. O paranın önemli bir bölümü işletme sermayesidir ve işletmenin rafını yeniden doldurabilmesi için korunmak zorundadır. Fiyatlar hızlı yükseldikçe aynı miktarda stok tutabilmek için ihtiyaç duyulan sermaye de büyüyor. Bu nedenle bazen kasa gerçekten doluyor ama sermaye eriyor.

Ciro artıyor demek doğrudur. Ama kira, elektrik, su, doğalgaz, enflasyon, işçilik vb. giderlerin artış hızı cirodan çok daha fazla. Doğal olarak cümleyi şu şekilde tamamlamak gerekir: “Ciro artıyor ama kâr eriyip bitiyor, bazen eksiye bile düşebiliyor”

Bunu basit bir bakkal hesabı ile şu şekilde açıklayalım:

Diyelim ki geçen yıl bir ürünü 100 liraya satıyordunuz. 100 adet sattınız, Cironuz 10 bin TL.

Bu yıl aynı ürün 150 TL oldu. Ama 80 adet satabildiniz, Cironuz 12 bin TL.

Muhasebe size diyor ki “Ciron yüzde 20 arttı.” Ama esnafın kasa boş, satılan mal azalmış borcu da artmış. Çünkü o ürünün alış fiyatı, işçilik, kira, enerji ve finansman giderleri artıştan fazla yükseldiyse (mevcut rakamlar öyle diyor) 12 bin TL'lik cironun içerisinden kalan kâr, yüksek ihtimalle geçen yılki 10 bin TL'nin altında olabilir.

Bugün ülkemizin her köşesinde konuşulan pek çok işletmenin yaşadığı fakat anlamlandıramadığı durum tam olarak bu.

Sağlıkla kalın, hoşçakalın.