TÜRKER KOCAKAHYA

TÜRKER KOCAKAHYA

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ahlaklı sporcu, ahlaklı antrenör elinde yetişir 

A+A-

Günümüzde futbolda en çok kafa yorduğumuz konu altyapılar. Yeni isimler yetiştirmek. Yetenekleri keşfetmek. Futbola kazandırmak ve kariyerinin de üst seviyede devam etmesini sağlamak. Bu doğrultuda bazı takımlar üzerine düşeni yaparken, çok daha fazlası hazıra konma derdine düşüyor. Keşfedilsin, yetenekleri artsın, neyse bonservisi öder alırım mantığıyla futbolcunun sadece saha içinde gösterdiği performans odaklı yaklaşım var. Sonuç mu? Yüksek ihtimal hüsran. 

Bu işin bir boyutu. Ben kendi adıma önemli gördüğüm asıl boyuta dikkat çekmek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim’ sözünü hepimiz biliriz. Bir sporcunun elinde bulundurması gereken özellikleri çok da güzel özetler bu sözler. Peki biz her yere yazdığımız, konuşmalarımızda kullandığımız bu güzel sözü sahalara taşıyabildik mi? Rol model olan antrenörler belki zeki, belki çevik ama gerçekten hepsi ahlaklı mı?

Antrenörlerin hırsına, takımının kazanması için çaba sarf etmesine kimsenin eleştirisi yoktur sanırım. Ben de bazen kulübe de sessizce duran antrenörlerin maç bitsin de gidelim havasında olduğunu düşünenlerdenim. Ama bir farkla. Her bağıran, hırslı olan antrenörün derdi maalesef maçla ilgili olmuyor. 

A takımda mücadele eden deneyimli oyuncular bu tarz durumları defalarca kez yaşamıştır ancak futbolun filizleri yani alt yapıdaki kardeşlerimiz ne yapacak? Kenarda ağzından küfür eksik olmayan, hakeme tepkisinin boyutunu ayarlamayan, rakip kulübeyle hatta maçın görevlileriyle laf dalaşına giren kişilerden nasıl örnek olmasını bekleyebiliriz?

Gelişme çağında ailelerin üzerine titrediği, sakındığı ve spor yapması için teşvik ettiği küçük yaştaki sporcularla antrenörlerin iletişimi konusunda ciddi bir yenilenmenin şart olduğunu düşünüyorum. Hem ilimizde hem de diğer illerde gördüğümüz birçok örnekte sporcularının gözü önünde hakeme saldıran, hakaretler eden, tribünle sorunlar yaşayan isimlerin bu çocuklarla aynı sahaları paylaşmasının önüne geçilmeli. 

Burada iş tabi ki kulüp yönetimlerinde. Gerçekten futbol için bir çabanız varsa önce işin mutfağındaki antrenörlerinizi iyi belirleyin. Çocuklara bir maçta kazanmaktan daha önemli konular olduğunu, centilmenliği, rakibe saygıyı ve futbolun doğrularını öğretecek antrenörler bu değerleri önce kendileri kavrayabilmeliler. Özetle, futbol adına güzel işler yapmak adına çıktığınız yolda lütfen ekibinizi iyi belirleyin. Meşin yuvarlağa ufak yaşta gönül vermiş çocukların böylesi kötü örnekle sahalardan soğumasına, ailelerin de çocuklarını spordan uzaklaştırmasına vesile olmayın. Altyapı futbolun temelidir. Temeli sağlam atın.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar