Türkiye’de yaşayan biri olarak sık sık fark ettiğim bir gerçek var: Bizim ülkemizde satılan birçok ürün, dünyanın geri kalanına göre daha kalitesiz oluyor. Yiyecekten giyime kadar fark etmiyor, elimizde hep daha düşük standartlı versiyonlar kalıyor.
Örneğin, aynı markanın Avrupa’da sattığı çikolata ile Türkiye’de sattığı çikolatanın tadı arasında ciddi fark var. İçeriğinde kullanılan malzemeler değişiyor, kalite düşüyor. Giyimde de durum pek farklı değil. Aynı markanın bir tişörtü yurt dışında yıllarca dayanırken, bizde alınan birkaç yıkamada rengini kaybediyor ya da dikişleri sökülüyor.
Asıl problem şu: Kalitesiz ürün bize kalıyor, bu da sadece cebimizi değil, sağlığımızı da etkiliyor. Daha ucuz malzeme demek, daha çok katkı maddesi, daha çok yapay içerik demek. Yediğimiz yiyecekler bedenimizi, giydiğimiz kıyafetler de sağlığımızı tehdit eder hale geliyor.
Sonuçta işin en can sıkıcı yanı şu: Biz aynı markaya, aynı fiyata para veriyoruz ama karşılığında kalitesiz olan bize düşüyor. Dünyanın geri kalanına iyi ürün giderken, bize ikinci kaliteyle yetinmek kalıyor.