Bir önceki yazımızda Türk Ceza Kanunumuzun 125. Maddesinde düzenleme konusu bulan hakaret suçuna ilişkin kanunda yer alan düzenlemeler kapsamında hakaret içeren ve bu kapsamda cezalandırılma konusu yapan ifadelere yer verilmişti. Hakaret suçuna dair, Anayasal hak olan ifade hürriyeti ile hakaret içerdiği iddia edilen eylem arasındaki dengenin korunması ve hemen her ifadenin cezalandırma konusu yapılmaması gerekliliği ehemmiyet arz eder. Bu kapsamda Yargıtay, uygulamada hangi eylemlerin cezalandırma konusu yapılması gerekliliği meselesine ışık tutan kararlara imza atmaktadır.
Öyle ki, bir çok sosyal medya platformuna da yansıyan ve Yargıtay tarafından hakaret olarak kabul edilmeyen belli başlı ifadeler şunlardır. Günlük yaşamda aşağılayıcı, incitici olsa da, karaktersiz, bela, herif, kukla, öl, geber, ukalalık yapma, adam değilsin, erkeksen yaparsın, cahil, aç gözlü, kurnaz, basit, köylü, eşkıya, adam değilsin, edepsiz, defol, korkak, artist, serseri, sevimsiz, yobaz, terbiyesiz, canavar, geber, mal, üç kağıtçı, korkak, hain, şizofren, sana verenin, gavur, kıl, kıvırtma, işe yaramaz, sırıtma, insan değilsin, karaktersiz, nankör, görmemiş, adam olamamış, bacaksız, pis, lan, yalaka, adi, gözün kör olsun, gıcık, zıkkım olsun gibi beddua, eleştiri niteliği taşıyan kelimeler, hukukta hakaret sayılmayan kelimelerdir.
Bir kimseyi inciten bir kelimenin derhal hakaret olarak kabulü ve cezalandırılması Anayasal hak olan ifade hürriyeti meselesinin ağır ihlali sonucunu ortaya çıkarabilir. Anayasamızın 26. Maddesinde “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.“ hususu açıkça ortaya konuşmuştur.
Toplumda genel kabul gördüğü üzere, bir kimsenin özgürlüğü başkaca bir kimsenin özgürlüğüne müdahale edilmediği sürece varlığını sürdürmektedir. Ve bu kapsamda ifadelerinde hakaret boyutuna vardırmayan söz ve davranışların sahibinin derhal cezalandırılması hakkaniyete uygunluk arz etmez.
Suç vasfı taşımayan bir eyleme dair ise, tazminat hakkının saklı olduğu bilinmelidir. Şöyle ki, bir kimsenin eyleminin suç olarak kabul edilmemesi bu eylem nedeniyle zarara uğrayan kimsenin tazminat talep edemeyeceği anlamına gelmez. Zira korunan hukuki değerlerin farklı olması ve eylem nedeniyle manevi zararın oluşmasından kaynaklı tazminat isteme hakkının bulunması, kişinin bu yola başvurmasının önünü açmaktadır.
Kamuoyuna yansıdığı üzere birçok siyasi ifadelerinden ötürü cezai soruşturma geçirmemesi karşısında tazminat davalarının muhatabı olmakta ve neticeten yüklü tazminat ödemeleri ile karşılaşabilmektedir.
Gerek ceza soruşturması gerekse de tazminat istemleri açısından farklı usuli yöntemlerin mevcudiyetinden kaynaklı bireylerin bu hususta profesyonel hizmet veren kimselerden destek almaları ve bu hususta yetkin vekiller tercih etmeleri mühimdir.