Bilindiği üzere yaşadığımız çağda dünyamız her yönüyle dijitalleşiyor ve dijitalleşen dünyada özellikle nüfus müdürlüklerinin dijitalleşmesi ve e-Devlet sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte geçmişte muhtarlıklardan temin ettiğimiz ikametgâh, nüfus kayıt örneği gibi birçok belgeye artık e-Devlet Kapısı üzerinden çevrimiçi olarak ücretsiz ve anında ulaşabiliyoruz.

Bu durumun da özellikle büyükşehirlerdeki muhtarlıkların evrak işlevini büyük ölçüde bitirmiş olması münasebeti ile bizler gibi her vatandaşın aklına “e-Devlet Kapısı varken, şehirlerde muhtarlığa gerek var mı?" sorusunu getiriyor. Tabi ülkemizde özellikle nüfus yoğunluğunun mahalle bazında fazla olduğu metropol şehirlerde muhtarlıkların işlevsellikleri açısından kaldırılması ya da kalması hususu yerel yönetim reformları tartışmalarında sıkça gündeme gelen ve hem avantajları hem de dezavantajları birçok kez tartışma konusu haline gelen karmaşık bir meseledir. Hal böyle olunca 2026 yılı itibari ile İçişleri Bakanlığı Muhtar Bilgi Sistemi verilerine göre sayısı yaklaşık 50.428 olan muhtarlıkların tekrar ediyorum özellikle nüfus yoğunluğunun fazla olduğu büyükşehirlerde gerekliliği gerçekten de tartışma konusu. Baktığınız zaman bu tartışma konusunu tabi ki kaldırılması ve kalması noktasında iki başlık altında tartışabiliriz. Muhtarlıkların kaldırılması hususuna değinecek olursak tabi ki kapatılması noktasında bu tartışma konusunu şu başlıklar altında irdeleyebiliriz; Dijitalleşme ve e-Devlet, Mali Yük ve Kamusal Kaynaklar, Belediyelerin Güçlenmesi, Nüfus Yönetimi ve son olarak Seçimlerdeki Güvenlik Riski… Dijitalleşme ve e-Devlet başlığı altında irdeleyecek olursak yazımın giriş paragrafında da değindiğim gibi geçmişte muhtarlıklardan alınan ikametgâh, nüfus kayıt örneği gibi birçok belgenin tamamı artık e-Devlet Kapısı üzerinden ücretsiz ve anında alınabilmekte ve bu durum şehirlerdeki muhtarlıkların evrak işlevini büyük ölçüde bitirmiştir. Mali yük ve kamusal kaynaklar noktasında irdeleyecek olursak ülkemiz genelindeki 50 bini aşkın mahalle muhtarına ödenen maaşlar, SGK primleri, büro masrafları ve ödenekler kamu bütçesine önemli bir yük getirmektedir ve muhtarlıkların kaldırılmasını isteyenler, özellikle bu bütçenin eğitim, sağlık veya yerelde ihtiyaca binaen kamu hizmetlerine aktarılmasını önermektedirler. 50 bini aşkın muhtarın bütçeye ve devlete mali yükü hesaplandığında yaklaşık olarak 20 ila 30 milyar TL arasında değişen bir ekonomik yüke tekabül ediyor ve bu miktar da gerçekten tartışma konusu haline gelebilecek değerde bir miktar. Belediyelerin güçlenmesi hususunda bu tartışma konusu irdeleyecek olursak da özellikle Büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyeleri, kurdukları dijital başvuru merkezleri, "Beyaz Masa" hatları ve yerel hizmet birimleri ile vatandaşın taleplerini doğrudan toplayabilecek kapasiteye ulaşmıştır ve bu durumda muhtarlıkların üzerindeki iş yükünü ciddi oranda düşürmüştür dolayısı ile bu husus da muhtarlıkların kaldırılması noktasında önemli bir sebep konusudur. Bir sonraki başlığımız ise “Nüfus Yönetimi”. Değerli dostlarım takdir edersiniz ki on binlerce, hatta ve hatta kimi zaman sayısı yüz bini aşan insanın yaşadığı büyükşehir mahallelerinde tek bir muhtarın tüm vatandaşları tanıması ve sorunlarına birebir yetişmesi fiilen imkânsızdır. ( Örn; Bağcılar Mahallesi (Bağlar, Diyarbakır) – ~160.136 kişi - Adnan Kahveci Mahallesi (Beylikdüzü, İstanbul) – ~110.619 kişi ) Bu bölümdeki son başlığımız ise “Seçimlerdeki Güvenlik Riski” konu başlığıdır. Takdir edersiniz ki gerek genel seçimlerde gerekse de referandumlarda yaşanmayan kavgalar, özellikle kırsal kesimlerde yaralanma ve ölümle sonuçlanan gerginlikler, adli olaylar ve muhtarlık maaşı almak, sosyal statü kazanmak veya ruhsatlı silah taşıma hakkı elde etmek amacı güdülerek girilen muhtarlığa adaylık kavgaları ne yazık ki toplumsal huzuru olumsuz etkileyen unsurlar arasında gösterilmektedir. Bu da muhtarlıkların kapatılmasını savunanların argümanları arasında en belirgin sebeplerden biridir. Tabi muhtarlıkların kapatılmasını savunanların yanında kalmasını savunanların sebepleri de bir o kadar kıymetli ve değerli sebeplerdir. Özellikle muhtarlıkların, vatandaşın devlete ve yerel yönetime en kolay ulaştığı, siyasi parti amblemi olmadan seçilen en demokratik yerel bağ olması argümanı, mahallenin sorunlarının (altyapı, sosyal yardım, güvenlik) doğrudan ilçe belediyesine, büyükşehire ve kaymakamlığa iletilmesi noktasında hayati bir iletişim köprüsünün kurulmasındaki önemi, mahalledeki yardıma muhtaç kişileri, yaşlıları, engellileri ve ihtiyaç sahiplerini en iyi bilen ve resmi kurumlara bildiren en önemli mekanizma olması sebebi ve özellikle seçim dönemlerinde, salgın hastalıklarda, doğal afetlerde veya çeşitli saha çalışmalarında kolluk kuvvetleri ve idari yönetim için stratejik birer rehber olmaları sebebi ile muhtarlıklar varlıklarını devam ettirmeleri hususunda önemli birer makamlardır. Tüm bu görüşler ışığında son olarak paylaşmam gerekirse yerel yönetim zincirinin en alt ve vatandaşa en yakın halkasını oluşturan muhtarlıkların işlevselliklerinin günden güne azaldığı dijitalleşen dünyada ve özellikle çok nüfuslu büyükşehirlerde kapatılması veyahut çeşitli yapısal reformlar geçirmesi birçok kimse tarafından önerilmektedir. Mesela muhtarlık yapısının nüfusa oranla yeniden organize edilmesi, görev, yetki ve sorumluluklarının günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde modernize edilmesi, bunun yanı sıra belediyeler ile entegrasyonlarının güçlendirilmesi gibi birçok öneri sunulmaktadır. Önemli olan tüm bu argümanlar ışığında muhtarlıkların yeni dünya şartlarına, dijitalleşmeye ve özellikle büyükşehirlerdeki muhtarlıkların modern kent hayatına göre güncellenmesi ve yerel yönetim verimliliklerinin artırılması bunun yanı sıra mahalle bazlı koordinasyon merkezlerine dönüştürülmeleri hususunda güncellemeler yaşaması gerektiği gerçeği ışığında muhtarlıkların modernize edilmesi gerekliliğidir. Bu duygu ve düşüncelerimle herkesi selamlıyor, sevgilerimi, hürmetlerimi sunuyorum.