Son günlerde Özlem Çerçioğlu hakkında parti değiştireceği konuşuluyor, yazılıyor.
Ortada bunları yalanlayan yok.
Haberleri yapanlar mı ciddiye alınmıyor, yoksa toplum tepkisi mi ölçülüyor, anlamak biraz zor.
Normal şartlarda böyle bir değişim olur mu?
Kesinlikle hayır!
Olması için ne olması lazım?
Çerçioğlu'nun şu veya bu şekilde korkularının olması gerekir?
Bu yolsuzluk iddiaları olabileceği, başka sebeplerde olabilir.
Mesela Çerçioğlu için “Kent Uzlaşısı” iddiası inandırıcı olmaz.
Zira Çerçioğlu üç dönemdir seçim kazanıyor.
Bu sebeple böyle bir iddia komik olur.
Geriye ihale yolsuzlukları veya parti içi mücadele kalıyor.
Peki, sayın Çerçioğlu geçeceği partide CHP'de var olan itibar ve prestijinden daha iyi durumda mı olacak?
Yoksa siyaseten tükenmiş bir figüre mi dönüşecek?
Çerçioğlu hangi saikle olursa olsun, böyle bir karar verdiğinde siyasi ömrünü kötü bir şekilde tamamlamış olacaktır.
Onun kendini yargı yoluyla sıkıştırılmış hissetmesi ve mecburiyetten parti değiştirdiği düşüncesini toplumun zihninden silmek mümkün olmayacak, bu ayıplı durumdan asla kurtulamayacaktır.
Yani yargı tehdidinden kurtarsa bile daha büyük ahlaki lekeyi üzerine almış olacaktır.
Kimseyi suçladığım falan yok.
Sadece yorum yapıyorum.
Diyelim ki, gelişmeler parti değiştirme yönünde şekillendi.
Bunun kime faydası olur?
Açıkçası hiç kimseye.
Alan da kaybeder gidende.
Kaybedenler bunlarla sınırlı kalmaz.
Toplum nezdinde siyaset büyük yara alır, siyasetçiye olan güven zedelenir.
Siyasette, yozlaşma ve çürümenin oluşturduğu güvensizlik pekişir.
Yozlaşma ve çürümenin baş aktörü de iktidar olur.
Seçimler yoluyla milletten alamadıkları yönetme imkanını ‘arkadan dolanarak’ hile yoluyla elde etmiş olur.
Doğrusu iktidar partisi şimdilik etik ve ahlak dışı yaklaşımların zararlarını pek düşünmüyor ve önemsiz görüyor.
Hatta bir adım daha ileri iddiada bulunayım.
Otoriterleşen siyasetin ürettiği hegemonik sistemde lider ve ona uygun çalışanlar toplumda karşılığı olan siyasetçi ve siyaset kurumunu istemez.
Erdoğan, kendisinin etrafında kurumlaşan siyaset ve güç elde etme isteğini gerçekleştirmek için her şeyi yapıyor..
O, bir umut olarak kurulan ve kuruluşunda topluma ileri demokrasi, vesayetten arındırılmış özgür siyaset parolasıyla yola çıktıkları partiyi, özel mülküne dönüştürme peşindedir.
İşte bu hırsı, siyaseti tahrip etmektedir.
Ülke olarak geldiğimiz nokta ise, dün karşı olduğumuz vesayet dönemi siyasetinden daha beter bir durumda.
Bu otoriter ve hegemonik devlet mimarisini gerçekleştiren Erdoğan ve Bahçeli ikilisidir.
15 Temmuz bunun için iyi bir zemin oluşturmuştur.
Bu sebeple, siyasetin itibar yitirmesi toplumda en çok Erdoğan'ın işine yaramakta.
Elindeki yetki ve güçle her istediğini yapmakta, devletin sistemi çalışmaz durumdadır.
Kurumlar ‘tel tel dökülmekte.’
Demek istiyorum ki, iktidar cephesinde sayısal çoğunluk, nitelik ve ahlaki üstünlükten daha önemlidir.
Niçin böyle söylüyorum.
Yaptığı milletvekili transferleri ortada duruyor.
Bize göre başka bir gerekçeye de ihtiyaç yoktur.
Bütün bunlara rağmen bu transfer olur mu?
Doğrusu ben buna ihtimal vermem ama kesin bir dille olmaz diyemiyorum.
Neden?
Çünkü taraflar iddiaları kesin bir dille yalanlamıyor.
Ne iktidar partisinden, ne sayın Çerçioğlu'ndan ne de CHP tarafından iddialar yalanlanmıyor.
CHP’de adeta kılıçlar çekilmiş, infaz kararı verilmiş gibi haberler konuşulduğunu duyuyoruz.
İktidar partisi yetkililerinde bir sessizlik var ama medyasında transferin olacağına dair ipuçlarını gözlüyorum.
Şimdiden transferi bekliyorlar.
Bu transfer gerçekleştiğinde iktidar medyası için yeni kazanç kapıları açılacak demektir.
Elde edilecek kazancın, medyanın ve siyasetin itibarından önemli gördükleri kesin.
Bu şartlarda transfer gerçekleşmezse eğer, bu Çerçioğlu istemediği içindir.
Hatırlatmakta fayda görüyorum.
Çerçioğlu kendini aday gösteren ve oy veren seçmenin verdiği oyu hiçbir gerekçe ileri sürmeden korumakla mükelleftir.
Emanet ve sorumluluk onun omuzlarında.
Sizlerle yeri gelmişken bir hatırayı paylaşmak istiyorum.
Daha önce Efeler Belediye Başkanı Fatih Atay parti içi çekişme ve aday gösterilmeyeceği hakkında durum netleşince istifa ettiğinde kendisiyle yaptığım telefon görüşmesinde bazı tavsiyelerde bulunmuştum.
Tavsiyem başka partiden aday olmaması yönündeydi.
Eğer ki, illa aday olacaksa da bağımsız olmasını önermiştim.
Maalesef kendisi İYİ Partiden aday oldu.
Sonuç herkesin malumudur.
Seçim sürecinde bile İYİ Partililer onun adaylığından memnun değildi.
Medyada birkaç gün konuşuldu ve transferle birlikte sayın Fatih Atay'ın siyasi kimliği de buharlaştı.
Eğer, benzer kararı Çerçioğlu'da verirse akıbet onun içinde farklı olmayacaktır.
Hiç kimse üst üste seçildim diye kendisine şu veya bu sebeple oy veren seçmeni özel mülkü olarak görmemelidir.
Ki, zaten öyle değildir.
Güç merkezi değiştiğinde seçmenin tercih ettiği güç merkezi de değişir.
Partili seçmen ise giden ne kadar haklı, faydası ne kadar çok olsa da partisini terk eden kişinin arkasından gitmez.
Hasılı, seçilmişlerin yahut atanmışların elindeki imkan kaybolduğu, güç merkezi olmaktan çıktıkları anda etrafında yüzlerine gülümseyen insanlar bir süre daha olur, ama bunlar kendisine kesinlikle oy vermezler, onlar için şövalyelik yapmazlar.
Sayın Çerçioğlu siyasi mücadelesini yargı kıskacına alınırsa da sürdürmeli, siyasete yapılan operasyonlara karşı dik durma feraset ve cesaretini göstermelidir.
Bunu yaparsa eğer, parti içi mücadelesinde de kazanan taraf olur.
Şayet bu transfer gerçekleşirse Çerçioğlu yargılanmaktan korkan, şaibeli ve hatta suçluluk şüphesiyle konuşulacaktır.
Karşılığında ise gittiği partide, ‘Dışarlıklı’ muamelesi görecektir.
Bize göre Çerçioğlu, bu şekilde itibar aramamlı, var olan itibarını koruyacak kadar akıllı olmalı ve nefsine yenik düşmemelidir.
SİYASET, İLKELER ve ÇÜRÜME
Ali İhsan Dilmen
Yorumlar
Trend Haberler
Aydın Denizli karayolu trafiğe kapatıldı
CHP Aydın Milletvekili Tezcan'dan istifa kararı!
İzmir merkezli skandalın Aydın ayağı ortaya çıktı!
Aydın’da alarm! O ilçeler için kuvvetli yağış uyarısı
Söke’deki vahşette kahreden detay!
KADES çağrısına müdahale için gitmişti: Aydın’a şehit ateşi düştü!
Reklam