Son zamanlarda kime sorsan aynı şeyi söylüyor: “Çok yorgunum.”
Ama bu yorgunluk eskisi gibi değil. Eskiden yoğun bir günün sonunda hissedilen o tatlı yorgunluk vardı; şimdi gün daha başlamadan var. Sabah alarm çalıyor, göz açılıyor ama beden kalkmak istemiyor. Sanki gece boyunca uyumamış gibi bir his. İlginç olan şu: Bu durum artık kimseyi şaşırtmıyor. Herkes aynı durumda olduğu için normal kabul ediliyor.
Oysa çoğumuz fiziksel olarak o kadar da yorucu işler yapmıyoruz. Saatlerce tarlada çalışmıyoruz, ağır yük taşımıyoruz. Ama zihnimiz hiç durmuyor. Sabah uyanır uyanmaz telefona bakıyoruz. Mesajlar, haberler, sosyal medya, mailler… Daha yataktan kalkmadan beynimiz çalışmaya başlıyor. Gün boyunca da bu tempo düşmüyor. Bir işten diğerine geçiyoruz, bir yandan bir şey izliyor, bir yandan bir şey düşünüyoruz. Vücut sabit ama zihin sürekli koşuyor.
Bu da garip bir yorgunluk yaratıyor. Akşam olduğunda kaslar değil, kafa yorulmuş oluyor. Dinlenmek için koltuğa geçiyoruz ama elimiz yine telefona gidiyor. Dizi açıyoruz, video izliyoruz, bir şeyler kaydırıyoruz. Dışarıdan bakınca dinleniyor gibi görünüyoruz ama aslında zihin hâlâ meşgul. Bu yüzden kalktığımızda gerçekten dinlenmiş hissetmiyoruz.
Uyku da eskisi gibi değil. Saat olarak belki yeterince uyuyoruz ama uykuya geçiş, uykunun kalitesi, gece boyunca bölünmeler… Hepsi sabah yorgun uyanmaya yetiyor. Geç saatlere kadar ekrana bakmak, yatağa yorgun ama zihni dolu girmek, gece ortasında uyanmak… Bunlar artık çoğu insan için sıradan. Sonra sabah “neden hâlâ yorgunum?” diye soruyoruz.
Bir de şu var: Gün içinde sürekli küçük küçük yoruluyoruz. Bildirim sesi, mesaj, kısa bir video, yarım kalan bir iş… Her biri tek başına büyük bir şey değil ama gün sonunda birikiyor. Sanki enerji bir anda bitmiyor da azar azar sızıyor. Ve biz bunun farkına ancak akşam çöktüğümüzde varıyoruz.
Belki de mesele daha fazla uyumak ya da daha çok kahve içmek değil. Mesele, gün içinde gerçekten boşluk bırakabilmek. Zihnin de dinlenmeye ihtiyacı olduğunu kabul etmek. Çünkü beden yorulunca dinlenmeyi biliyoruz ama zihin yorulduğunda onu oyalamaya devam ediyoruz.
Sürekli yorgun olmak artık sıradanlaştı.
Ama sıradanlaşması, normal olduğu anlamına gelmiyor.
Belki de önce bunu kabul etmek gerekiyor.