Bir orkestrayı anlamak istiyorsanız önce keman ailesini tanımalısınız. Çünkü sahnede birbirine benzeyen o dört enstrüman, aslında birbirinden tamamen farklı karakterlere sahiptir. Dışarıdan bakıldığında aynı aileden oldukları bellidir; şekilleri, duruşları ve arşe ile çalınmaları onları birbirine benzetir. Fakat her biri orkestraya bambaşka bir renk katar.

Orkestranın bel kemiği olan yaylı sazlar aslında bir ailedir. Ailenin en küçük çocuğu kemandır. Hareketlidir, enerjiktir ve her an dikkat çekmeyi başarır. Bazen neşeli, bazen hüzünlüdür ama duygularını her zaman en yüksek tondan dile getirir. İnce ve parlak sesiyle orkestranın en konuşkan üyesidir. Çoğu zaman melodiyi o taşır ve dinleyicinin kulağı ilk ona yönelir. Bu küçük kızın yanında da bir abla vardır. Ailenin büyük çocuğu viyola... Kemandan biraz daha iri, sesi ise biraz daha tok ve olgundur. Sürekli ön planda olmayı istemez. Daha çok kardeşine destek olur, eksik kalan yerleri tamamlar. Belki adı çok sık anılmaz ama onsuz ailenin dengesi kolay kolay kurulamaz. Ailenin annesi çello gelir. Büyük gövdesi, sıcak ve yumuşak sesiyle güven verir. İnsan sesine en yakın tınılardan birine sahip olması da belki bundandır. Dinlediğinizde sizi sakinleştirir, bazen de tek bir ezgiyle derinden etkileyebilir. Keman ve viyolaya göre oldukça büyüktür. Ve ailenin en heybetli üyesi... Kontrbas. Ailenin babasıdır. Güçlü, sakin ve ağırbaşlıdır. Çok konuşmaz, sesi her zaman ön planda değildir. Ama varlığını her an hissettirir. Orkestranın temelini oluşturur, diğer enstrümanların üzerine yükseldiği sağlam zemini hazırlar. Onu fark etmeseniz bile eksikliğini hemen hissedersiniz. Belki bu benzetme tamamen hayal gücünün bir ürünü. Ama bana göre müziği sevmek, biraz da onu hikâyelerle anlamaya çalışmaktır. Bir dahaki sefere bir orkestra izlediğinizde sadece notaları değil, aynı zamanda birbirini tamamlayan bu güzel aileyi de görmeye çalışın. Eminim müziğin size anlattıkları o zaman çok daha anlamlı gelecektir.