Müzikle, resimle, sporla ya da sanatın herhangi bir dalıyla bütünleşen hayatlara kimse kolay kolay dokunamaz. Çünkü insanın kendisini ifade edebildiği bir alanı olması, hayatın en zor anlarında tutunabileceği güçlü bir dal gibidir.

Birkaç gün önce yaşadığım büyük acıları, kaygıları yine sanatla bir araya gelerek atlattım. Mutlaka günler boyunca yaşadığınız sıkıntıların içinizde biriktiği, artık kalbinizi ve zihninizi taşıyamaz hale geldiğiniz anlar olmuştur. Hemen hemen herkes gibi ben de bazı zamanlarda yaşadığım zorluklarla başa çıkmakta zorlandım. Kalbimi taşıyamaz hale geldiğimde ya da göğsüm her daraldığında elime bir kalem alır, sayfalar dolusu yazar, bazen ise resim yapardım. Öfkemi, hayal kırıklıklarımı ve kaygılarımı kâğıda dökerdim. O anlarda kalemim, adeta keskin bir kılıca dönüşür; içimde biriken ne varsa o kılıçla savaşır ve kazanırım. Herkesin stresle ve yoğun duygularla başa çıkma yöntemi farklıdır. Benimki ise çoğu zaman yazmak, şarkı söylemek veya saatlerce deniz kenarında oturmak oldu. Çünkü insan bazen konuşarak anlatamadıklarını bir şarkıyla, bir resimle ya da birkaç satırla anlatabilir. Demem o ki; öfkenizi, kırgınlıklarınızı ve acılarınızı içinizde büyütmek zorunda değilsiniz. Onları sanatla dışa vurabilirsiniz. Başkalarına bağırmak yerine elinizde mikrofon niyetine kullandığınız bir saç fırçasına bağırabilir, hayal kırıklıklarınızla baş edemediğinizde başkalarını kırmak yerine kaleminizin ucunu kırabilirsiniz. Belki de sanatın en güzel tarafı budur. Size zarar vermeden içinizde birikenleri dışarı çıkarır. Kimseyi kırmadan öfkenizi anlatmanızı, kendinizi kaybetmeden yeniden bulmanızı sağlar. Çünkü sanatla bütünleşen hayatlar, yaşanan acılara rağmen her zaman yeniden başlayacak bir yol bulur.