Eskiden bir esnafın ortağı varsa dükkâna sermaye koyardı. Kârına ortak olduğu kadar zararına da ortak olurdu. Bugün esnafın yeni bir ortağı var. Sermaye koymuyor. Dükkânın kirasını ödemiyor. Elektrik faturasına, personel maaşına, vergiye, SGK primine karışmıyor. Esnaf zarar ettiğinde zarara da ortak olmuyor. Ufacık bir cihaz koyuyor, müşteri kasaya gelip kartını POS cihazına dokundurduğu anda satıştan payını alıyor. Bankalar...

Meselenin başlangıç noktalarından biri aslında cebimizde taşıdığımız para.
Bugün Türkiye'nin en büyük banknotu 200 TL. Peki 200 TL ne zaman hayatımıza girdi?
1 Ocak 2009'da. Aradan yaklaşık 17 yıl geçti ama Türkiye hâlâ daha büyük kupürlü bir banknotla tanışmadı. 2009 yılında 200 TL oldukça büyük bir paraydı. Bunu göstermek için enflasyon hesabına bile ihtiyaç yok. 2009'un ilk yarısında net asgari ücret 527,13 TL idi. Yani bir adet 200 TL'lik banknot, aylık net asgari ücretin yaklaşık yüzde 38'ine karşılık geliyordu. 2026 yılında net asgari ücret 28.075,50 TL. Bugün aynı 200 TL'lik banknot, asgari ücretin yalnızca yaklaşık yüzde 0,7'sine denk geliyor.
Başka bir ifadeyle 2009'da bir asgari ücret yaklaşık 2,6 adet 200 TL'lik banknotla ifade edilebilirken, bugün aynı maaşı nakit olarak ödemek için yaklaşık 140 adet 200 TL'lik banknot gerekiyor.
Nakit taşımak giderek zorlaşıyor. Bugün 10 bin TL nakit taşımak isteyen bir vatandaşın cebine 50 adet 200 TL'lik banknot koyması gerekiyor. 2026 net asgari ücretini nakit taşımak isterseniz yaklaşık 140 adet 200 TL'lik banknota ihtiyacınız var. Dolayısıyla kart kullanımındaki yükselişi yalnızca teknolojinin gelişmesiyle açıklamak doğru değil. Türkiye'de kart, aynı zamanda enflasyonun küçülttüğü banknotların bıraktığı boşluğu dolduruyor.
Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre Haziran 2026'da kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kartlarla yapılan ödemelerin toplam tutarı 2 trilyon 867,7 milyar TL'ye ulaştı.
Bir ayda...
Yaklaşık 2,9 trilyon lira.
Bir önceki yılın aynı ayına göre artış yüzde 50.
Aynı ayda kartlarla gerçekleştirilen işlem sayısı ise yüzde 14 artarak 1,9 milyar adede ulaştı.
Bu iki rakam arasındaki fark önemli.
İşlem sayısı yüzde 14 artarken harcanan para yüzde 50 artıyor.
Yani yalnızca daha fazla kart kullanmıyoruz; kasadan geçen ortalama tutarlar da hızla büyüyor.
Biraz geriye gittiğimizde değişimin boyutu daha net ortaya çıkıyor. 2016 yılının Temmuz ayında Türkiye'deki aylık kartlı ödeme tutarı 48,5 milyar TL idi. Bugün aylık kartlı ödeme hacmi trilyonlarla ifade ediliyor.
Kart kullanımındaki artışın ikinci nedeni ise daha düşündürücü. Vatandaşın nakit parası yetmiyor.
BDDK'nın 17 Temmuz 2026 tarihli verilerine göre bireysel kredi kartı bakiyesi 3 trilyon 227,9 milyar TL'ye ulaşmış durumda. Bunun yaklaşık 2 trilyon lirası taksitsiz kredi kartı bakiyesi.
Bunun yanına 897,8 milyar TL'ye ulaşan kredili mevduat hesaplarını da koyun. Ortaya çok farklı bir fotoğraf çıkıyor.
Kart artık yalnızca nakit taşımanın zahmetinden kurtaran teknolojik bir kolaylık değil. Milyonlarca insan açısından gelir ile gider arasındaki boşluğu kapatan finansman aracına dönüşmüş durumda.
İşte burada esnaf açısından hikâyenin ikinci bölümü başlıyor. Müşteri kart kullanıyorsa esnafın "Ben sadece nakit çalışıyorum" deme şansı kalmıyor. Esnaf POS cihazını almak zorunda. Kart kabul etmek zorunda. İşte zoraki ortaklık burada başlıyor. Rakamlar küçük görünebilir. Ama bunu küçük bir işletmenin cirosuna uygulayın, sermayesiz ortağın devasa kazancını kendiniz gözlemleyin.
Ayda 1 milyon TL kartlı satış yapan bir işletmede yüzde 3'lük maliyetle 30 bin TL sizden pay alıyor demektir. Üstelik bu ciro üzerinden hesaplanan rakamdır. Esnafın kârı üzerinden değil.
Bir ürünü yüzde 10 kâr marjıyla satan işletme açısından yüzde 3'lük POS maliyeti, kârının yüzde 30'unun finansman sistemine gitmesi anlamına gelebilir. Esnaf postan geçtiği parayı çekip toptancıya ödemiyor. Çoğunlukla o da harcama yapacağı yere gidip karttan ödeme yapıyor. Bu döngü devam ettikçe sermayesiz ortak alandan da verenden de payını almaya devam ediyor.
Bu nedenle artık POS komisyonlarını yalnızca “bankacılık hizmet bedeli” olarak tartışmanın zamanı geçti. Çünkü kart kullanımının tercih olmaktan çıkıp ekonomik zorunluluğa dönüştüğü bir ülkede POS komisyonu da sıradan bir hizmet bedeli olmaktan çıkıyor. Esnafın cirosu üzerinden alınan zorunlu bir finansman maliyetine dönüşüyor.
Sağlıkla kalın.