Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Eylül ayında yüksek gelen aylık enflasyonda gıda fiyatlarının belirleyici olduğunu vurguladı. Bakan’a göre zirai don ve kuraklık nedeniyle gıda fiyatları, uzun dönem ortalamasının 3 puan üzerinde arttı ve aylık enflasyona 1,1 puan katkıda bulundu..
Bakan, bu artışların geçici olduğunu, “enflasyonun ana eğiliminin dezenflasyon sürecine işaret ettiğini” söyledi. Ancak burada kritik bir soru var: Gıda fiyatları tüm dünyada düşme eğilimindeyken ülkemizde neden yükseliyor?
Son birkaç yılda dünyanın dört bir yanında market rafları kararlı şekilde zamlandı. Pandeminin, savaşların, kuraklıkların, enerji krizlerinin izleri hâlâ silinmedi. Ancak 2024’e gelindiğinde tablo yavaş yavaş değişti. Dünya genelinde gıda fiyatları gerilemeye başladı. FAO Gıda Fiyat Endeksi son iki yıldır düşüşte. OECD ortalamasında gıda enflasyonu %7’nin altına indi. ABD’de market fiyatları yalnızca %2–3 artıyor, Avrupa’da bile %5 bandına geriledi.

Peki Türkiye’de durum nasıl?

TÜİK’in Eylül 2024 verilerine göre gıda fiyatlarındaki yıllık artış %70’e yakın. Yani Türkiye, küresel ortalamanın 10 kat üzerinde bir gıda enflasyonuyla karşı karşıya. ENAG verileri bu oranı %100’ün üzerinde gösteriyor. Kısacası dünya gıda fiyatları “soğurken”, Türkiye hâlâ “yanıyor”.
Evet, Türkiye’de enflasyon sepetinde gıdanın payı yüksek ve gıda fiyatlarındaki artış doğrudan hissediliyor. Ancak gıda fiyatlarını yükselten etkenlere baktığımızda tablo karmaşıklaşıyor.

- Kur artışları ithal girdileri (tohum, gübre, yem) pahalılaştırıyor.
- Enerji ve lojistik maliyetleri üretim ve dağıtımı maliyetli hale getiriyor.
- İklim krizi ve bölgesel kuraklık üretimi azaltıyor.
- Aracılık zincirindeki maliyetler ve plansızlık fiyatları katlıyor.

Dolayısıyla gıda fiyatları, enflasyonu tetikleyen bir sonuç ve önemli bir etken.
Benim önemle değinmek istediğim husus şu: Gıda fiyatları bu kadar yükselirken nasıl olur da ana üretici (çiftçi) perişan halde kalır? Çünkü fiyatlar yükselirken dikkat çekici bir çelişki yaşanıyor. Çiftçi perişan, tüketici şaşkın, aracı kazançlı. Üretici ile tüketici fiyatları arasındaki fark, bazı ürünlerde uçuruma dönüşmüş durumda.

Sağdan – soldan aradaki farkı yansıtan birkaç rakamı derledim. Mesela;
Tarlada elma 5 lirayken market rafında 28 lira olarak görülmüş. Fark %460..
Domates tarlada 6,5 lirayken markette 23 lira olarak görülmüş (%254)
Patates 4 liradan 14 liraya, kuru soğan 3,5 liradan 12,5 liraya (%250’nin üzerinde) bir fark yaşamış. Liste uzar gider.
Liste güncel değil, farklı zaman dilimlerinde derlenmiş çalışmalardan durumu daha net anlatabilmek için örnek aldım.
Kalıcı ve etkili bir çözüm şart. Maliye Bakanı haklı; gıda fiyatları bu ateşi körüklüyor. Ama o ateşi büyüten sadece kuraklık ya da küresel koşullar değil. Tarlada ter döken çiftçiye hakkını vermeyen, sofraya ulaşana kadar her halkada bedel ekleyen bir sistem var. O sistem değişmeden, enflasyon soğumaz. En azından enflasyonda gıdanın etkisi azalmaz.