Bir çocuk okula giderken korkuyorsa,
o ülkede hiçbir bayram tam değildir.
Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da yaşananlar, geride sadece haber başlıkları bırakmadı.
Bir sınıfta artık dolmayacak bir sıra var.
Bir defter, yarım kalmış bir cümlenin ortasında kapandı.
Teneffüs zili çalacak belki yine… ama o sesi duyması gereken bir çocuk artık yok.
İşte mesele tam olarak bu.
Sayılardan, açıklamalardan, resmi metinlerden daha ağır bir şey bu.
Türkiye uzun yıllardır kendini bu tür olayların dışında tutan bir ülkeydi.
“Bizde olmaz” diyorduk.
Belki de bu cümle, bizi en hazırlıksız yakalayan şey oldu.
Çünkü gerçek şu:
Hiçbir toplum, çocuklarını koruma konusunda kendiliğinden güvenli değildir.
Güvenlik, iyi niyetle değil; kurulan sistemlerle sağlanır.
Bir okulun kapısından silah girebiliyorsa,
bu sadece bir anlık boşluk değildir.
Bu; denetimin, dikkatin, sorumluluğun bir yerde aksadığının göstergesidir.
Ama daha zor bir gerçek var:
Bir çocuğun eline silah geçiyorsa,
orada sadece bir fail yoktur.
Orada görülmemiş bir öfke,
duyulmamış bir ses,
zamanında tutulmamış bir el vardır.
Bunu söylemek suçu hafifletmek değildir.
Aksine, sorumluluğu büyütmektir.
Çünkü kolay olan, bir kişiyi işaret edip dosyayı kapatmaktır.
Zor olan ise o noktaya gelene kadar kaç kez susulduğunu fark etmektir.
Şimdi 23 Nisan yaklaşıyor.
Her yıl olduğu gibi çocuklara koltuklarımızı devredecek, güzel cümleler kuracağız.
“Gelecek sizsiniz” diyeceğiz.
Ama bu yıl o cümleyi kurmadan önce durup düşünmek gerekiyor:
Biz o geleceğe ne kadar güvenli bir bugün bırakıyoruz?
23 Nisan bir bayramdan fazlası.
Bir söz aslında.
Bu ülkenin çocuklara ait olduğuna dair verilmiş bir söz.
Ama söz vermek yetmez.
O sözü tutacak düzeni kurmak gerekir.
Okullar gerçekten güvenli mi?
Çocuklar kendini ifade edebiliyor mu?
Aileler, öğretmenler, kurumlar… gerçekten duyuyor mu onları?
Bunları konuşmadan, sadece bayrak asarak bu bayramı geçiremeyiz.
Çünkü bayram dediğimiz şey,
bir çocuğun korkmadan gülebildiği gündür.
Eğer bir çocuk okula giderken tedirginse,
orada eksik olan şey ne güvenlik görevlisidir ne de kamera.
Orada eksik olan, bütün bir sistemdir.
Ve biz o sistemi kurmadıkça,
her 23 Nisan biraz daha eksik kalacak.
Çünkü bir ülkede çocuklar korkuyorsa,
o ülkenin geleceği değil, bugünü eksiktir.