Asgari ücret tartışmaları her yıl aynı soruyla başlıyor: “Ne kadar olmalı?”
Oysa asıl soru şudur: Asgari ücret, bir insanın yaşamını sürdürebilmesine yetiyor mu?
Rakamlar Ne Söylüyor?
Türkiye’de çalışanların yaklaşık %40’ı asgari ücretle geçiniyor. Bu oran, OECD ülkeleri arasında oldukça yüksek. Yani asgari ücret artık bir “taban ücret” olmaktan çıkmış, ortalama ücrete dönüşmüş durumda.
Son yıllarda asgari ücrete nominal olarak yüksek artışlar yapıldı. Ancak aynı dönemde;
Gıda enflasyonu,
Konut kiraları,
Ulaşım ve enerji maliyetleri
asgari ücret artışlarının önüne geçti.
Örneğin, son üç yılda asgari ücret kâğıt üzerinde birkaç kat artsa da, alım gücü reel olarak geriledi. TÜİK ve bağımsız araştırma gruplarının verileri şunu açıkça ortaya koyuyor:
Bir asgari ücretli, bugün maaşıyla daha az et, daha az süt, daha az sebze alabiliyor.
Açlık Sınırı Gerçeği
Sendikaların düzenli olarak açıkladığı verilere göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı, çoğu zaman açıklanan asgari ücretin üzerinde kalıyor.
Yani mesele “geçinmek” değil, karnını doyurabilmek.
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Asgari ücret, insan onuruna yakışır bir yaşam için değil, hayatta kalmak için bile yetersiz hale geliyor.
İşveren mi, Çalışan mı?
Sıklıkla şu argüman dile getiriliyor:
“Asgari ücret artarsa işveren zorlanır, istihdam düşer.”
Oysa veriler, asıl yükün çalışanın omuzlarında olduğunu gösteriyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin temel sorunu ücretler değil;
Yüksek vergi,
SGK primleri,
Enerji maliyetleri,
Finansmana erişim
Yani çözüm, asgari ücreti baskılamak değil; üretim maliyetlerini adil biçimde paylaşmak.
Asgari Ücret Bir Sosyal Politika Aracıdır
Gelişmiş ülkelerde asgari ücret, yalnızca ekonomik değil, sosyal bir araç olarak ele alınır.
Ama Türkiye’de asgari ücret;
Aile geçindiriyor,
Kira ödüyor,
Çocuk okutuyor,
Borç kapatmaya çalışıyor.
Bu nedenle asgari ücret artışı, “lütuf” değil, zorunluluktur.
Sonuç Yerine
Asgari ücret bir sayı değildir.
Asgari ücret;
Sofradaki ekmektir,
Çocuğun beslenme çantasıdır,
Ödenemeyen kiradır,
Ertelenen hayattır.
Eğer bir ülkede asgari ücretle çalışan milyonlarca insan ayın ortasını getiremiyorsa, mesele ücret pazarlığı değil, sosyal adalet meselesidir.
Ve veriler bize şunu söylüyor:
Asgari ücret artışı değil, yetersizliği ekonominin gerçek problemidir.