kimden sorulur ceremesi sahipsizlik kaydının
sekizbinyüzonaltı kilometrekareye düşen
nasıl kara çalsın ki bunca simsiyaha mürekkep
loş tenhaları genişlerken sığlığında Aydın’ın
zamanı satışa çıkarır yelkovan ile akrep
candır bu tez çıkmaz öyle her bedenden ha deyince
alemin şarkısını karga söylerdi bülbülden önce
bir evrim geçirir demdir bu yıldız yıldız şavklanır
beride Rahman’a el pençe divan abdestli kunut
kendi kendinle savaşın galibiyetini unut
bize bir hasret metaforu çizin oy sandıkları
çıksın ortaya kimin nelere nasıl kandıkları
kum fırtınasıdır geriye kalan bu ıssız çölde
siyasetin serabında körebedir artık umut
bir kuyuda yiten özüydü oysa cahilliyede
erdemi Ömer’den tanıdık ilkin sessiz sedasız
öyle ya da böyle özünde kendimizden azade
gözümüz aydın yetişir anıldığımız günler de
gün el verirse gecenin en kuytusundan sabaha
arı dupduru bir kan sızar şafaklara apansız
cana ermek mesele bir kere dünyaya geldiysek
ruhumuzu özden emanet bir yıldırım bildiysek
göğün tülünde hışırdar şimdi o badı saba
en cehennemi gülüşünü kuşanır yine Malik
altında mahşerin kaynadığı coğrafya kimindir
bir ödüldür gerilir ufka zamanın bumerangı
şerh düşülsün havadislerden şehrin yarınlarına
yuh olsun muhannetin ateş dolu karınlarına
tan kızıllığında durulanır aydınlığı bir gün
aşılmayan yollar da yarılanır fersah fersah
Üçgözler’de saf tutar güneş, ay ve zühre yıldızı
kovulur şeytanlar güpegündüz Euzu Bismillah…
28.12.2025
Murat Tan