Zengin ve yakışıklı bir aristokrat olarak, reklamlarında 50 çeşit diye ballandırılan ama 50 çeşidin 45 çeşidinin bir banışta bitecek abidik gubidik reçel çeşitlerinden oluştuğu iki kişilik serpme kahvaltıya Bin 500 lira vermemek için Yunan Adaları’na gitmeye karar verdim.
Sonuçta zenginim ama enayi değilim.
*
Sabahın köründe hangi parayla aldığımı maliyeye bir türlü açıklayamadığım lüks yatımla Samos’a gidip, dünyanın en iyi kahvaltılığı olarak seçilen ‘Bougatsa’ yedim.
Siz fakirler bilmezsiniz bu bir çeşit börek ve aslında Osmanlı’da ‘peynirle doldurulmuş börek’ anlamına gelen 'pogatsa'.
Mustafa Kemal Atatürk ve şanlı Türk Ordusu tarafından denize dökülen Yunan, o günden beri bize ait her şeye sahip çıktığı gibi, tatlı ve tuzlu dolgularla hazırlanan böreğimize de sahip çıkmış ve adını ‘Yunan böreği’ koymuş.
*
Yunan her şeyimize göz dikmişken, dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan tarihi bir kentimiz var bizim.
Afrodisias.
Pidesiyle meşhur Karacasu İlçemizin sınırları içinde.
*
Karacasu’nun Belediye Başkanı benim de çok sevdiğim bir insan, Mustafa Büyükyapıcı.
*
Karacasu’yu tanıtmak için Afrodisias ve pideyi öne çıkaran bir festival düzenliyor.
“Karacasu Afrodisias Kültür Sanat ve Tanıtım Festivali”
Bu yıl 13 buçuk metrelik tahinli pide yapılarak rekor kırılmış.
*
Karacasu’yu dünyaya tanıtmak, ilçenin hak ettiği turizm gelirlerinden pay almasını sağlamak, Türkiye’ye gelen turistleri Karacasu’ya çekmek için yapılan festivalde kim yoktu biliyor musunuz?
Basın yoktu.
*
Festival için sadece bir yerel gazeteye ilan vermiş belediye.
Nazilli bölgesinde görev yapan ve festivalden haberi olan birkaç gazeteci arkadaş katılım sağlamış.
Aydın merkezden de tesadüfen duyan bir gazeteci gitmiş.
*
Aydın’da yaşayıp, Aydın’da çalışan birçok gazetecinin bile görmediği yerdir Karacasu.
Aydın’da yaşayan vatandaşların çoğu da gidip, görmemiştir.
*
Öylesine bir boş vermişlik hakim Karacasu’da.
Tarihi değerleriyle, pidesiyle, yaylasıyla cazibe merkezi olabilecek Karacasu, içine kapanmış bir kasaba maalesef.
Dünyaya duyurmaları gereken festival için para harcamayı göze alamamışlar.
Böyle bir fırsat için bırakın yerel medyayı, ulusal basını hatta yabancı gazetecileri davet etmeleri gerekirken, yerel gazetecileri bile davet etmeyi akıl edememişler.
*
“Almadan vermek Allah’a mahsus” derler ama bu bile yanlıştır.
İnanmazsan, dua etmezsen, namazını kılmazsan, yalan söyler, kul hakkına girersen, tövbe etmeyi bilmezsen Allah bile yüzüne bakmaz.
Sonuçta Allah bile almadan vermez.
*
Karacasu’yu cazibe merkezi bir turizm kenti yapmak, festival adı altına kendi kendine meydanda şarkı türkü dinlemekle olmaz.
Zihniyet değişmezse bırakın turizm kenti olmayı, kasaba bile olamazsınız.
HAYAL KUR, İNANÇLI OL
Filipinli bir kız çocuğu.
11 yaşında.
Adı: Rhea Bullos.
Atletizm ile uğraşıyor ancak son derece fakir bir ailenin çocuğu.
Dünyanın en ünlü spor ayakkabı markalarından birini almanın hayalini kuruyor.
Ama katılacağı bir yarışma için bırakın marka ayakkabıyı, sıradan bir spor ayakkabı bile alamamış.
*
Çıplak ayaklarını Flaster bantla kaplamış, bantın yanlarına da hayali olan markanın logosunu çizmiş.
Yani imkansızlıklar hayal gücüne engel olmamış.
*
Katıldığı 400, 800 ve 1500 metre yarışlarının üçünde de birinci olup 3 altın madalya almış.
*
Eğer beyniniz yeterince inanmışsa, ayağınızda neyin olup olmadığının bir önemi yoktur.
Başarmanız için gereken yegane şey, inanç ve hayal gücüdür.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..geçerken uğrayanla, sana gelmek için yola çıkan bir olmaz..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..her şey kendi karşıtı ile beslenir.. benzerin benzere hiçbir faydası yoktur..”
BEN:
“..insanlara verdiğim değeri tarladaki ‘hıyarlara’ verseydim, şimdi bidon bidon turşularım olurdu..”
KADINLAR&ERKEKLER
“..erkekler ‘unutkandır’.. karıyı bulunca ‘anayı’, parayı bulunca da ‘karıyı’ unuturlar..”