Ömrünü ‘Türk’ doğduğu için gururlanarak yaşamış zengin ve yakışıklı bir aristokrat olarak hepinize günaydın.
Her sabah olduğu gibi röpteşambırımı giyip, taze sıkılmış portakal suyumu yudumlarken haberlere göz attım.
Hedef Gazetesi’nin internet sitesinde derleme bir haber dikkatimi çekti.
Habere göre, ölüm tarihinizi öğrenmek mümkünmüş.
Doğum tarihinize göre kişiye özel bir ‘yaşam sayısı’ hesaplanabileceğini öne sürülmüş.
Merak ettim hesapladım.
Sonuç çok da beklediğimden farklı çıkmadı açıkçası.
Çünkü ben işimi garantiye aldım.
Duanın gücüne inanan biri olarak küçük kızım Gecem doğduğunda, “Allah’ım küçük kızımın emekliliğini görecek kadar yaşayayım” diye dua etmiştim.
O zaman hesapladım eğer duam tutarsa 107 yaşıma kadar yaşamam gerekiyor.
*
Haberlere bakarken, Aydın Büyükşehir olduğu günden beri asılı olan Türk Bayrağı ve Atatürk posterinin geçici olarak kaldırılması üzerinden yapılan sığ siyasete tanık oldum.
*
Aydın siyasetinin önemli isimlerinden olan Mehmet Erdem, yıllar sonra tekrar il başkanı oldu.
İl başkanlığı açıklandığında sohbet ettiğim arkadaşlarıma “İşi çok zor. Ne dünya 20 yıl önceki dünya, ne Türkiye aynı Türkiye, ne de Ak Parti aynı Ak Parti” demiştim.
Özellikle ekonomideki çöküş 20 yıl öncesinden daha kötü durumda olunca “Sokağa çıkıp ne söyleyecek?” demiştim.
Zaten dikkat ederseniz sokak siyaseti yapmıyor.
Yapılan yolların karın doyurmadığını, savunma sanayindeki gelişmenin ev kirasına faydası olmadığını konuşmuştuk arkadaşlarla.
*
Bir önceki seçimde kurgu videolarla CHP’yi terör örgütüyle el ele göstererek yapılan algıdan, çaylarını DEM’li içen Ak Partili ve MHP’li arkadaşlara evrildik.
Ülkenin hatta dünyanın bile gündemi olan silah bırakma eyleminin tiyatro olduğunu gören çok büyük bir kitle olduğu gerçeği ortadayken, Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde yıllardır asılı duran bayrağın bir günlüğüne kaldırılmasını siyaset malzemesi yapmak kadar sığ bir düşünce olamaz.
*
Sen bayrağın bir günlüğüne kaldırılmasını gündeme getirirsen, vatandaş Habur rezaletini gündeme getirir.
Sen bayrağın bir günlüğüne kaldırılmasını siyasi malzeme yaparsan, vatandaş Aydın Ak Parti İl Binası’na ters astığın bayrağı gündeme getirir.
Onca yanlışa rağmen nasıl ki sizin vatan ve bayrak sevginiz sorgulanmıyorsa, Özlem Çerçioğlu’nun bayrak ve vatan sevgisi de sorgulanmaz.
*
Aydın’daki tüm siyasi parti temsilcilerinin bu sığ siyasetten kurtulup, Aydın’ın ekonomisine, sporuna, sanatına katkı sağlayacak bir siyaset geliştirmesi gerekiyor.
Bakın ben duam tutarsa oldukça uzun yaşıycam.
Aydın’ın Türkiye’nin en güzel şehri olmasını istiyorum.
Aydın’ın tağşişli zeytinyağıyla değil, her alanda kaliteli yaşam sürüldüğü bir kent olarak anılmasını istiyorum.

OFF THE RECORD
Gazeteciliğin temel kurallarından biri haber kaynaklarını açıklamamak, diğeri de ‘kayıt dışı’ anlamına gelen ‘off the record’ kuralına uymaktır.
Diğer basın etik kurallarını saymama gerek yok.
Biz gazeteciler işimiz gereği her kesimden insanla oturur kalkarız.
Kulis bilgilerine hakim oluruz.
Bize güvenen insanlar, bizim yanımızda birçok şeyi konuşabilir.
Zaten mesleğin temelinde de ‘güven’ yatar.
*
Her duyduğumuzu yazamayız.
Bize anlatan kişi bunun kayıt dışı olmasını isterse, bizimle mezara gider.
Olması gereken budur.
*
Önceki hafta Aydın Valisi Yakup Canpolat, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti.
Birçok konuda sohbet ettik, merak etiğimiz bazı konuları sorduk.
Sayın Vali, iki konuda ‘Off the record’ diyerek başladı konuşmasına.
Bu ne demek?
Bu konuştuklarımız sır demek.
*
Ziyaret bitti, evlerimize gittik.
Bi baktım ki o toplantıda olmayan bir gazeteci sosyal medya hesabından Sayın Vali’nin açıklamalarına atıfta bulunmuş, off the record vurgusu yapmış.
*
O toplantıda olmayan birinin bu detayı bilmesi bile ayıptır.
‘Off the record’, orada kalması gereken konuyu sadece yazmamak değildir aynı zamanda ortamda konuşulanı başka ortamda da konuşmamaktır.
Meslektaşlarıma tavsiyem bunu yapmayın.
Bunu bir kere yaparsınız ve bir daha kimse size güvenmez.


GÜNÜN SÖZÜ:
“..atı ‘düzlükte’ değil, ‘yokuşta’ tanırsın.. insanı ‘varlıkta’ değil ‘yoklukta’ tanırsın..”

GÜNÜN TESPİTİ:
“..fare, kediye kafa tutuyorsa ya yakında bir ‘delik’, ya da arkasında güvendiği bir ‘köpek’ vardır..”

BEN:
“..saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü.. bin cihana değişmem şu ‘öksüz türklüğümü’..”

KADINLAR&ERKEKLER
“..kadınlar, başkalarının ‘saygı’ duyduğu erkek ister..”