Çok acayip zengin ve yakışıklı bir aristokrat olarak kendi kendime, “Bıktım her sabah taze sıkılmış portakal suyu içmekten. Kahvaltımı Roma Via Garibald Caddesi’ndeki Ombre Rosse’de yapayım. Espresso içer, yanında kruvasan yerim” dedim.
Sonra baktım Aydın’da havaalanı yok kendi kendime kızdım, “Bıktım lan senin acayip zevklerinden. Git biraz fakir halkın arasına karış. Fakir halk ne yiyor, ne içiyor, nasıl eğleniyor biraz incele” diyerek çıktım evden.
Sevgi Yolu’ndaki kahvehanede oturup, etrafta oturan yaşlı amcaların konuştuklarına kulak kabarttım.
İncelediğim kadarıyla genelde çay içip, simit yiyorlar.
Birbirlerine “Emekli maaşına zam olacakmış” diyerek gülüyorlar.
Anladığım kadarıyla fakirlerin kendi aralarındaki eğlencesi ‘olmayacak’ şeyleri konuşup gülmek.
Öte yandan herkes havanın sıcak olmasına takmış ama asıl takılması gereken bence enflasyon.
Yine anladığım kadarıyla enflasyon gölgede %43, güneşte %71, halkın hissettiği %350.
*
Sosyolojik incelememe devam ederken Söke Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü sevgili Levent Tuncer aradı.
Belediye Başkanı Mustafa İberya Arıkan’ın yapacağı basın toplantısına davet etti.
*
Uzun zamandır Söke’ye yolum düşmedi.
Didim’e giderken yanından geçip gidiyorum.
Başkan Arıkan’ın da yaklaşık 2 yıl önce yaptığı basın toplantısına Kilis’te toplantıda olduğum için katılamamıştım.
Büyükşehir meclis toplantılarında ayaküstü sohbetlerimiz dışında pek diyaloğumuz gelişmedi.
*
İlk defa girdiğim makam odasında iki şey dikkatimi çekti.
Biri hemen arkasındaki duvarda parmağıyla ileriyi gösteren Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi, makam masasının yanında da eski bir savcı olan Mustafa İberya Arıkan’ın savcılık günlerinde giydiği cübbesi.
*
Basın toplantısının genel hatlarını yayınlanan haberlerde okuduğunuz için çok detaya girmek istemiyorum.
Mustafa İberya Arıkan’ın anlattıklarından ve tabi ki sorulara verdiği cevaplardan vizyonunu az çok anladım.
*
Tüm CHP’li belediyelerde olduğu gibi bir yandan geçmiş dönemlerden kalan SGK borcunu, bir yandan yeni gelen SGK borcunu ödemeye çalışıyor.
İşçilerin maaşlarını geciktirmemeye özen gösteriyor.
Belediyenin yapması gereken rutin görevlerini aksatmadan yürütürken, cazibe merkezi bir Söke hayal ediyor.
Ekonomik olarak zorluk yaşansa da sponsor destekleriyle Söke’nin sadece tarım ile anılmasını değil, turizmi, sosyal hayatı ve kültürel etkinlikleri ile de anılmasını istiyor.
Marka kent olmak çok kolay değil.
Büyük emek ister.
Geniş vizyon ister.
Dünya çapında tanıtım ister.
Elbette para ister.
*
Arıkan, belediye başkanı olduğu günden itibaren belediyenin mali işleyişine bir disiplin getirmiş.
Ekonomik koşullar ortadayken, kaynakları verimli kullanarak ya da yeni kaynaklar yaratarak hizmet üretme çabasına girişmiş.
Çayı, çorbayı ucuza satacak belediye hizmetleri üretmiş.
Belediyeye ait bazı taşınmazları da marka kurumlara kiralayarak hem belediyeye gelir elde etmiş, hem de çayı nerede içeceğini vatandaşın tercihine bırakmış.
Yani herkes belediyenin ucuza sattığı çayı içmek zorunda değil.
*
En üzüldüğü konulardan birinin ise Sökespor olduğunu özellikle söyledi.
Sporu sevdiğini ve desteklediğini anlattı.
Sökespor’a tarihinde görmediği maddi destek sağlandığını, bizzat kendisinin çabalarıyla 5 milyon liralık kaynak bulunduğunu detaylarıyla anlattı.
Takımı yönetenlerin, Kuyucakspor maçına takımı bilinçli olarak çıkarmayarak küme düşürdüklerini iddia etti.
*
Anlattıklarından en çok dikkat çeken biri de, belediyede hiçbir iş yapmadan maaş alanları temizleyeceğini söylemesi oldu.
Şu ana kadar tespit ettikleri işten kaçan, kaytaran, işini savsaklayan kim olursa olsun yollarını ayıracaklarını üstüne basa basa söyleyerek uyarıda bulundu.
Tüm belediye çalışanları önümüzdeki süreçte dikkatli olsun.
Esprili ve hoşgörülü başkanınızın görmesini istemediği yüzünü görebilirsiniz.
*
Yaklaşık 2 saatlik sohbette birçok konuyu konuştuk, merak ettiklerimizi sorduk.
Sohbet anında birkaç kez telefonu çaldı başkanın.
Sohbeti bölmedi, kimin aradığına bakıp “Sonra ararım” dedi.
Sohbetin bir yerinde yine telefonu çaldı.
Ekrandaki ismi görünce “Kusura bakmayın buna bakmalıyım” diyerek telefonu açtı.
Konuşurken ayağa kalktı, resmen esas duruşta durdu.
Aydın Adliyesi’nde Hakim olan eşi aramıştı.
Telefon görüşmesi bitince bayağı da bi güldük bu duruma.
Anladım ki, savcı da olsan, belediyede başkan da olsan karıdan korkacan arkadaş.
*
Bu tür toplantıları faydalı buluyorum.
Belediye başkanları başta olmak üzere Aydın’ı yönetenler basın ile yüzleşmeli.


GEL DE GÜLME
Başkan Arıkan ile tekrar bir araya gelmek üzere sözleşerek ayrıldık.
Merkeze geldiğimde bir haber düştü önüme.
İYİ Parti’den Kuşadası Belediye Meclis Üyesi seçilen ve bir süre önce partisinden istifa eden Hasan Göçmen CHP’ye katılmış.
*
16 yıllık siyasi hayatında 6 siyasi parti değiştirerek bu alanda rekor sahibi olan ‘şimdilik’ İYİ Parti Kuşadası İlçe Başkanı Behçet Alp de, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bu durumu kınamış.
Parti değiştirmenin ahlaksızlık olduğunu falan söylemiş.
*
O kadar çok güldüm ki, İtalya’ya gidip Polpo Alla Luciana yemiş kadar oldum.
*
Hadi kalın sağlıcakla.
Behçet beni güldürdü, Allah da sizi güldürsün.


GÜNÜN SÖZÜ:
“..padişah kaftanı giymişsiniz ‘kibir kötüdür’ diyorsunuz.. kula boyun eğmişsiniz ‘allah büyüktür’ diyorsunuz..”

GÜNÜN TESPİTİ:
“..sorun çıkmasın diye idare ettiğimiz her saygısızlık, hadsizliğin cüretini arttırır..”

BEN:
“..tatlılar sıcakta bozuluyormuş.. kendim için çok endişeliyim..”

KADINLAR&ERKEKLER
“..şişman kadın yoktur.. şişman çeken telefon vardır..”