Bu günlerde duymayı en çok sevdiğim cümle, küçük kızım Gecem’in, “Anneeee bittiiiiiii” ve “Babaaaa yaaptııımm” cümleleri.
İnsanın çocuğunun çiş yapmasına bu kadar sevinmesi acayip bişey.
Eminim ki evlat sahibi olan tüm anne ve babalar benzer duyguları yaşamıştır.
Yemek yemesinden, gazını çıkarmasına.
İlk adım atışını görmekten, ağzından çıkacak ilk kelimeyi duymaya kadar binlerce mutluluk hissini yaşamışsınızdır.
*
Zengin, fakir, aristokrat.
CHP’li, MHP’li, Ak Partili.
Gazeteci, esnaf, memur.
Neci olduğunuz, kim olduğunuz, siyasi düşünceniz, sosyal statünüz fark etmez.
Konu aile olunca, konu evlat olunca sadece vicdanınız devrededir.
Bir damla gözyaşına kurban olasınız gelir.
Bu duygular sadece insana da bağışlanmamıştır, hayvan bile ailesine sahip çıkar.
*
Nazilli’de yaşanan olay nedeniyle yazıyorum bunları.
Geç kalmış bir yazı olduğunun da farkındayım.
Canımızı kurtarsın diye itfaiyeci olmuş, insan desem insan değil, hayvan desem, hayvanların günahına girerim bir mahlukat için yazıyorum.
Haberi ilk aldığımda İstanbul’daydım.
Karısını ve çocuklarını yangında kaybeden itfaiye eri Turgay Ahmet Gezgin’in acısını yüreğimde hissetmiştim.
Cenazelerinde ayılıp bayılmıştı.
İçimiz parçalanmıştı.
Meğer, öyle profesyonel bir katilmiş ki, karısını ve iki çocuğunu yangın çıkarıp öldürmüş.
Nihayetinde tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar etti.
Mezarı kimsesizler mezarı oldu.
Gram üzülmedim.
*
Gazetecilik mesleğine 1996 yılında Polis ve Adliye Muhabiri olarak başladım.
Binlerce acıya şahitlik ettim.
Polisin, jandarmanın, sağlık ekiplerinin, itfaiyecilerin yaşadığı her zorluğu neredeyse onlarla birlikte yaşadım.
Ekmeğimizi bölüştük, suyumuzu paylaştık.
Anlatmakla bitmeyecek anılarım birikti.
*
Bunlardan biri Nazilli’de toplam 9 kişiyi vuran ve vurduğu 9 kişiden 5’i ölen bir katilin yerini polis ve jandarmadan önce tespit etmemdi.
29 dakika röportaj yapıp, sonrada teslim olmaya ikna etmiştim.
*
Yine hiç unutmam engelli annenin yanında engelli kıza tecavüz eden bir sapığın olayını tüm detaylarıyla araştırmış, dosyayı ağır ceza hakimine vermiş ve olaya karışanların yargılanmalarını sağlamıştım.
*
Şimdiki gibi vatandaşın cep telefonu ile çekip, içinde hiçbir bilginin olmadığı görüntüleri yayınlayan sosyal medya gazeteciliği değil, gerçekten olayların içinde olan, polise, askere ve diğer tüm ilgili kurumlara yardım eden gazetecilik yaptım.
*
Nazilli’de ailesini katleden ancak yazdığı senaryoyu oynayıp mağdur rolü yapan mahlukatın peşini iki kişi hiç bırakmadı.
Biri Nazilli’de görev yapan Savcı Alperen Sümbülcü.
Her ne kadar normal bir olaymış gibi görünse de o genç savcı işini savsaklamadı.
Dosyayı kapatmadı.
Kolluk güçlerini arka planda çalıştırdı.
Her türlü detaya ulaştı ve olayın cinayet olduğunu ortaya çıkardı.
Adaletin olmazsa olmazı olan ‘vicdanının’ yapması gerekeni yaptı.
Geç de olsa adalet duygusuna sahip, sayın savcıyı tebrik ediyorum.
*
Diğer tebrik edeceğim kişi de, Nazilli’de sonradan da olsa Gazetecilik mesleğine gönül veren Ali Günana.
Ali Günana’da savcı gibi ‘oldu, bitti, dosya kapandı’ gözüyle bakmadı bu olaya.
Biliyorum ki günlerce çalışma yaptı ve katinin kız kardeşine ulaşıp, annelerinin de cinayete kurban gitmiş olabileceğini ortaya çıkardı.
Ali Günana’nın çabaları ile ifade veren kız kardeşin başvurmasıyla 3 Temmuz günü mezar açıldı. Alınan örnekler Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Şimdi sonuç bekleniyor.
Mesleğine saygı duyduğu için, gazeteciliğin temel kurallarından olan fikr-i takip kuralından sapmadığı için kendisini tebrik ediyorum.
*
Hadi kalın sağlıcakla.
Daha yaptırmam gereken bir 'kaka' var.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..asalet bir altın idi ‘pul’ oldu.. türlü türlü bedenlere ‘çul’ oldu.. imanın yolu ‘keseden’ geçeli, kimi pula, kimi kula ‘kul’ oldu..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..sanma ki insanlar değişir.. kimse değişmez.. yalnızca şartlar değişir.. sen ‘yükseldikçe’ sevenin, sen ‘düştükçe’ satanın çok olur..”
BEN:
“..adam ‘satmışlığım’ yok ama adam ‘sanmışlığım’ çok..”
KADINLAR&ERKEKLER
“..evde tartıştıktan sonra ceketini alıp giden hep erkek olur.. çünkü kadın hangi ceketini alacağına karar veremez..”