Geçtiğimiz günlerde Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından vergi tahsilat oranlarına ilişkin detaylar açıklandı. Açıklanan tabloya göre mükellef sayısı artıyor, matrahlar artıyor, beyanname sayısı artıyor, vergiler artıyor, devletin vergi tahsilatı artıyor fakat bütün bunlara rağmen bütçe açığı bir türlü hayatımızdan çıkmıyor.
İnsanın aklına ister istemez o meşhur soru geliyor:
Kedi buradaysa ciğer nerede?
Bizim sorumuz biraz farklı:
Vergi buradaysa para nerede?
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın açıkladığı son gelir vergisi sonuçlarına bakalım.
Son altı yıl içerisinde;
Mükellef sayısı yaklaşık yüzde 55 arttı. Matrah Yaklaşık 19 katına çıktı.Tahakkuk eden gelir vergisi Yaklaşık 20 katına çıktı.
Mükellef sayısındaki artış yüzde 55 iken tahakkuk eden verginin yaklaşık 20 katına çıkması önemli. Demek ki devletin vergi gelirindeki büyümeyi yalnızca “mükellef sayımız arttı” diyerek açıklamak mümkün değil. R<kamlar şu şekilde: Rakamlar şu şekilde:
2020 yılında 3 milyon 598 bin mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi vermişti. Beyan edilen toplam matrah yaklaşık 125,4 milyar TL, tahakkuk eden gelir vergisi ise yaklaşık 36 milyar TL idi.
2025'e geldiğimizde beyanname veren mükellef sayısı 5 milyon 587 bine ulaştı. Toplam matrah 2 trilyon 395 milyar TL'ye, tahakkuk eden gelir vergisi ise 710,6 milyar TL'ye çıktı
Bir de mükellefin cebinden bakalım.
2020'de yıllık gelir vergisi beyannamesi veren bir mükellefin ortalama matrahı yaklaşık 34 bin 858 TL, tahakkuk eden ortalama vergisi ise 10 bin 7 TL idi.
2025'te ortalama matrah 428 bin 651 TL'ye, ortalama vergi 127 bin 187 TL'ye ulaştı.
Yani altı yılda mükellef başına matrah yaklaşık 12,3 katına, mükellef başına tahakkuk eden vergi ise yaklaşık 12,7 katına çıktı. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın da çabasıyla mükellef üzerine düşeni yapmış görünüyor.
Peki, devlet vergi toplamakta zorlanıyor mu?
Şimdi işin diğer tarafına bakalım.
2025 yılında merkezi yönetimin toplam vergi geliri 11 trilyon 49 milyar TL olarak gerçekleşti. Toplam bütçe geliri ise 12 trilyon 835 milyar TL oldu.
Sadece gelir vergisinden 2025 yılında yaklaşık 2 trilyon 813 milyar TL tahsil edildi. Bunun çok büyük bölümünü de kaynağında kesilen vergiler oluşturdu. 2025'te gelir vergisi tevkifatı yaklaşık 2,63 trilyon TL'ye ulaştı; başka bir ifadeyle toplam gelir vergisinin yaklaşık yüzde 93,5'i tevkifattan geldi.
KDV var.. ÖTV var.. Kurumlar vergisi var.. Damga vergisi var.. Harçlar var.. Ücretlinin maaşı eline geçmeden kesilen gelir vergisi var.. Alışveriş yaparken ödediğimiz KDV, otomobile binerken ve akaryakıt alırken ödediğimiz ÖTV var..
Nitekim 2025'te toplam vergi gelirlerinin yüzde 62,4'ü dolaylı vergilerden oluştu.
Yani ortada “vergi toplayamayan devlet” görüntüsü yok. Tam tersine, devletin vergi tahsilatı oldukça güçlü. Fakat hikâyenin ilginç tarafı bundan sonra başlıyor. 11 trilyon vergi topladık, yine de açık verdik
2025 yılında merkezi yönetim bütçe gelirleri 12 trilyon 835 milyar TL oldu.
Giderler ise 14 trilyon 635 milyar TL'ye ulaştı.
Sonuç: 1 trilyon 799 milyar TL bütçe açığı.
Üstelik aynı yıl vergi gelirleri 11 trilyon TL'yi aşmıştı. Buna rağmen gelir gideri karşılayamadı.
Burada dikkat çekici başka bir rakam daha var. 2025'in faiz gideri yaklaşık 2 trilyon 54 milyar TL.
Bütçe açığı ise 1 trilyon 799 milyar TL.
Nitekim faiz ödemelerini dışarıda bıraktığımızda 2025 bütçesi 255,3 milyar TL faiz dışı fazla veriyor.
Bu rakamı bir kenara yazalım. Çünkü 2026'ya geldiğimizde aynı tablo daha da belirginleşiyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın birkaç gün önce açıkladığı Temmuz sonuçları, tabloyu daha görünür hale getirdi.
2026'nın ilk yedi ayında devletin vergi gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37,3 artarak 7 trilyon 855 milyar TL'ye ulaştı.
Gelir vergisi tahsilatı ise aynı dönemde yüzde 53,3 arttı ve 2 trilyon 217 milyar TL'ye çıktı.
Dikkat edelim:
Genel vergi tahsilatı yüzde 37,3 artıyor.
Gelir vergisi yüzde 53,3 artıyor.
Bütçe gelirleri yüzde 37,4 artarak 9 trilyon 200 milyar TL'ye ulaşıyor.
Fakat gider?
O da yüzde 36,6 artarak 10 trilyon 521 milyar TL'ye çıkıyor.
Sonuç yine tanıdık:
1 trilyon 321 milyar TL bütçe açığı.
Üstelik yıl henüz bitmedi.
Asıl çarpıcı rakam ise Temmuz ayında.
Geçen yılın Temmuz ayında devletin vergi geliri yaklaşık 950 milyar TL idi. Bu Temmuz'da 1 trilyon 235 milyar TL'ye çıktı.
Artış: Yüzde 30. Güzel..
Peki giderler? Geçen yıl Temmuz ayında 1 trilyon 121 milyar TL olan bütçe gideri bu yıl 1 trilyon 791 milyar TL'ye çıktı.
Artış: Yüzde 59,8. Yani vergi gelirindeki artış yüzde 30 iken harcamalardaki artış neredeyse yüzde 60.
Sonuç daha da çarpıcı. 2025 Temmuz ayında bütçe açığı 23,9 milyar TL idi.
2026 Temmuz ayında? 378,1 milyar TL. Bir yılda aylık açık yaklaşık 16 katına çıktı.
İşte mesele tam olarak burada. Vatandaştan daha fazla vergi toplamak başka şeydir, toplanan vergiden daha hızlı harcamak başka şey. Bir rakam var ki özellikle üzerinde durmak gerekiyor
Temmuz ayında faiz giderleri geçen yıl 134,6 milyar TL idi. Bu yıl 326,8 milyar TL. Bir yıldaki artış yüzde 142,8. Vergi gelirindeki artış yüzde 30. Faiz giderindeki artış yüzde 142,8. Başka söze ihtiyaç var mı?
Üstelik Ocak-Temmuz döneminin tamamına baktığımızda bütçe 1 trilyon 321 milyar TL açık verirken, faiz dışı denge 470,1 milyar TL fazla veriyor.
Bu şu anlama geliyor: Devlet faiz hariç gelirleriyle giderlerini karşılayabiliyor. Ama geçmişte yapılan borçlanmaların ve bugünkü finansman maliyetinin faturası bütçeye geldiğinde tablo yeniden kırmızıya dönüyor. Dolayısıyla mesele artık sadece “ne kadar vergi topluyoruz?” meselesi değil. Topladığımız verginin ne kadarını geçmiş borçların faizine ayırıyoruz? Asıl soru bu. Mükellef sayısı yüzde 55, vergi yaklaşık 20 kat… Şimdi bütün rakamları aynı masaya koyalım.
2020'den 2025'e yıllık gelir vergisi beyannamesi veren mükellef sayısı yaklaşık yüzde 55 arttı.
Beyan edilen toplam matrah yaklaşık 19 katına çıktı.
Tahakkuk eden gelir vergisi yaklaşık 20 katına çıktı.
Mükellef başına tahakkuk eden gelir vergisi yaklaşık 12,7 katına ulaştı.
2025'te toplam vergi tahsilatı 11 trilyon TL'yi geçti.
2026'nın yalnızca ilk yedi ayında 7,85 trilyon TL vergi toplandı.
Buna rağmen ilk yedi ayda bütçe 1,32 trilyon TL açık verdi.
Ve aynı dönemde 1,79 trilyon TL faiz gideri oluştu.
Bütün bunların ardından vatandaşa sürekli yeni vergi, yeni harç, yeni oran ve yeni yükümlülük anlatmanın tek başına çözüm olmadığı açık.
Çünkü mesele yalnızca kasaya ne kadar para girdiği değil. Kasadan ne kadar para çıktığı ve nereye çıktığıdır. Vergi politikasından önce harcama politikasını konuşmalıyız. Türkiye'de bütçe tartışmaları çoğu zaman gelir tarafından başlıyor. Vergi artırılsın, vergi tabanı genişletilsin, kayıt dışıyla mücadele edilsin, istisnalar kaldırılsın, yeni gelir kaynakları bulunsun..
Bunların her biri ayrı ayrı tartışılabilir. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesine de kimsenin itirazı olamaz. Ama yalnızca gelir tarafını konuşarak bütçe sorununu çözemeyiz. Çünkü son rakamlar bize başka bir şey söylüyor: Devletin gelir problemi kadar, belki ondan daha fazla, harcama ve finansman maliyeti problemi var. Temmuz ayında vergi gelirini yüzde 30 artırmışsınız. Ama giderinizi yüzde 59,8 artırmışsınız. Vergi tahsilatındaki artışın neredeyse iki katı hızla harcama büyütüyorsanız mükellefin sırtına koyacağınız yeni yüklerin bütçe açığını kalıcı olarak kapatması mümkün değil. Vatandaş otomobilinden telefonuna, elektriğinden akaryakıtına kadar günlük hayatının hemen her aşamasında vergiyle karşılaşıyor. Ve bütün bunların sonunda devletin vergi gelirleri trilyonlarla ifade ediliyor.
Peki bütçe neden hâlâ açık?
Sorunun cevabı yine yazıda.. Yanlış harcama politikası ve bütçedeki faiz giderleri.
Sağlıkla kalın..