Uzun ömürlü ve dayanıklı bir bitki olduğu için zeytin, efsanelere konu olmuş. Biz günümüzde efsaneler uydurmak yerine zeytinin tarih içindeki hukukuna saygı göstererek hakkını vermekle mükellefiz.
İşin hamasetinde değilim. Doğrudan konuya girip çıkacağım.
Enerji ve madencilik faaliyetlerini hızlandırmayı amaçlayan torba yasa teklifi Meclis’te... Teklifi savunanlar iktidar partisi üyeleri, “kritik ve stratejik maden yatırımlarının önünü açacak” diyor. Özellikle zeytin ağaçlarının kesilmeyip taşınacağı görüşü de ekleniyor.
AK Parti dışındaki muhalif parti temsilcileri ve çevre koruma örgütleri, “teklif doğadan çok madencilerin menfaatini koruyor” görüşünü savunuyor. Hatta bu teklifin sadece zeytinlikleri değil ormanlar, korunan ve sulak alanlar, yaban hayatı geliştirme sahaları dâhil doğal ortamların madenciliğe açılmasını kolaylaştıracağını ifade ediyor.
Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılması uzun zamandır tartışılıyor. Torba yasa içinde teklifin 11. maddesine göre ağaçlar kesilmeyecek, taşınacak. Tarihi köklerinden koparılan bu ağaç yeni bir mekânında verimli olabilir mi? Olmadığına birçok kanıt var.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu dün Efeler Salı Pazarındaki ziyaretinde gördüm. Zeytin satan kadınla konuşuyor, “zeytin ve incir ağaçları acilen koruma altına alınmalı” diyor. Kadın da, “zeytin, incir biterse biz de geçim kaynaklarımızdan oluruz” karşılığını veriyor.
İşte bu her konunun dışında bir gerçek!
BİZ TARİHİN NERESİNDEYİZ?
Türkiye’de ne yazık ki, aklın ve tarihi birikimin gösterdiği tecrübeleri kullanma kültürü zayıf. Zeytin bunu gösterme açısından somut bir örnek.
Siyasetin dışında tutulması gereken konuların başında gelen bu konuya bile bilim, tarih, kültür ve insan dâhil edilmiyor.
Bir siyasi görüşü paylaşmaktan bambaşka bir konu bu… Kökleri tarih içinde efsane, hukuk ve barışı temsil eden bir ağacın korunması için söz söylemenin suç ya da ayıp sayılmaması gerekir.
Tarihte zeytinle ilgili hukuki bilgi, ilk olarak Atina Anayasası’nda yer alır. Bu yasaya göre zeytinlikten bir yıl içinde ikiden fazla ağaç kesilmesi yasaktı. Filozof Aristoteles, “Devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacını kesen veya deviren herkes mahkemede yargılanacaktır. Suçlu bulunursa idam edilecektir” demiş. M.Ö. 384 – 322 yıllarında ( 2 yıl da Çanakkale Assos’ta) yaşamış bir bilgenin sözünün üzerinden yaklaşık 2350 yıl geçti.
Sahi biz tarihin neresindeyiz?
Madem madenler siyaset konusu haline getirildi, o halde muhalif görüşleri de dikkate almak gerekmez mi? CHP Grup Başkanvekili Murat Emir diyor ki, “Bunun adı zeytin kıyım yasasıdır. Biz AKP’yi tanıyoruz. 2002’de getirdikleri yasanın aynısı. Türkiye ayağa kalkmıştı ve teklifi geri çekmek zorunda kalmışlardı. Bu bir doğa katliamıdır…”
KUTSALA DOKUNMAK GÜNAHTIR!
Zeytin ve zeytinyağı hakkında tüm kutsal kitaplar bir şeyler söyler. Törenlerde her mevsim yeşil kalan yapraklarıyla zeytin kullanılır. Yeniden doğuşu, ölümsüzlüğü, doğumu, barışı, bereketi, gücü, sağlığı, arınmayı, bilgeliği, aklı, adaleti, refahı temsil eder.
Kuran’da, 6 surede (Nahl, Tin, Enam, Müminun, Abese ve Nur) bahsedilir. Burada ayrıntıya girmeden şunu söyleyelim; kutsala dokunmak bütün dinler için günah olarak nitelendirilmiştir.
Kaynaklara göre zeytin, Yunanistan’a ve diğer ülkelere Anadolu’dan yayılmıştır. İzmir Urla’da Limantepe Höyüğü kazılarında M.Ö. 3000 – 2000 tarihine ait zeytinyağı elde etmeye yarayan gereçler bulundu. Hititlerden kalan tabletlerde de zeytinle ilgili yazıtlar elde edildi.
Zeytin bir ağaç olmanın yanında, eşsiz bir kültür sembolüdür.
Zeytinin üzerine yemin ederim ki tarih hepimizi yargılar!